Yıllarca edilen dualar, dökülen gözyaşları ve kalplerde büyütülen o kutsal hasret nihayet vuslatla taçlanıyor.
Dünyanın dört bir yanından yola çıkan milyonlarca inananın kalbi şu günlerde sadece Mekke için atıyor.

Beyaz ihramlar içinde adeta mahşerin provasını andıran bu kutlu yolculuk, sadece bedeni bir yorgunluk değil, ruhu arındıran derin bir teslimiyet hikayesi yazıyor.

Diyanet'ten ve kutsal topraklardan gelecek her karede; kalpler ise çoktan Kabe'nin örtüsüne tutunmuş durumda.

İlk Durak: Beyazlara Bürünen Milyonlar
Kutsal süreç, niyet edilerek ve telbiye getirilerek giyilen dikişsiz ihramla başlıyor.

Dünyevi kimlikleri o iki parça bezin ardında bırakılıyor ve manevi atmosfere adım atılıyor.

Gözyaşlarının Sel Olduğu An
Kabe'nin ilk görüldüğü saniyede kalplerin ritmi değişiyor.
Telbiye ve tekbir seslerinin dualara karıştığı avluda, Kabe'nin etrafında tam 7 kez dönülerek tavaf ibadeti gerçekleştiriliyor.
Hemen ardından Safa ile Merve tepeleri arasındaki o telaşlı gidiş gelişler, yani Sa'y ibadetiyle teslimiyete ulaşılıyor.

Arafat'ta Nefesler Tutuluyor
Haccın en can alıcı noktası şüphesiz Arafat Vakfesi.
Zilhicce'nin 8'inci günü (Terviye) başlayan hareketlilik, Arefe günü zirveye ulaşıyor.
Milyonlarca hacı adayı zeval vaktinden güneş batana kadar ellerini semaya açıp gözyaşlarıyla af diliyor.
Gece çöktüğünde ise istikamet Müzdelife.
Akşam ve yatsı namazlarının cem-i te'hir ile (birleştirilerek) kılınmasının ardından, gece yarısından itibaren adımlar Mina'ya doğru atılıyor.

Son Görevler ve Arınma
Müzdelife'deki sessizliğin ardından Mina'da Akabe Cemresi'ne geçilerek şeytan taşlanıyor.
Sembolik direnişin ardından Harem bölgesinde kesilen kurbanlarla omuzlardaki manevi yük tamamen hafifliyor.
Saç tıraşı olup ihramdan çıkan hacıların, yeniden Mekke'ye dönerek farz olan ziyaret tavafını yapmasıyla ibadet zinciri tamamlanıyor.
Kutsal topraklarda manevi coşku yapılan ibadetlerle zirveye ulaşıyor.





