Türkçeye Arapçadan geçen adalet sözcüğü, Türk Dil Kurumu (TDK) Güncel Türkçe Sözlük’te, “Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe”, “Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme” ve “Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk” açıklamalarıyla tanımlanmaktadır.

Bu durumu Türk sporu ve popüler spor futbola uyarlayalım.

Türk sporunda adalet var mıdır? Türk futbolunda adalet var mıdır? Kişi, kurum ve kuruluşlar adil, dürüst, ahlaklı, şeffaf mıdır? Kulüp, kurum ve kuruluşlar adaletli, dürüst, ahlaklı ve şeffaf yönetiliyor mudur?

Bu sorduğum soruların cevaplarını yine adil, dürüst, şeffaf ve net bir şekilde kişi, kurum ve kuruluşlardan alabiliyor isek bir problem yok demektir. O zaman herkes kendi kapısının önünü süpürmeli, kendi işleriyle meşgul olmalıdır.

Peki, öyle midir?

Hayır değildir.

Kişi, kurum ve kuruluşlar maalesef adil, dürüst, şeffaf ve ahlaklı değildir. Ve yönetilmiyor.

Zeki midir?

Zeki değil fakat oldukça kurnazdır. Hatta tam anlamıyla “şark kurnazıdır.” Yani ufak tefek aldatmacalarla kâr ettiğini sanan aslında dönem sonunda kendi hanesine büyük zarar yazan tiplerdir.

Bu haftanın kararlarından, demeçlerinden, yorumlarından maçlarından örnekler verelim, söylediklerimiz daha net anlaşılsın. Peşinen söyleyeyim isimler üzerinde fazla takıntı yapmayın. Durum tespiti için yazılmıştır. Sıcak gelişmeler olduğu için, net anlaşılması için yazıyorum. Yoksa her takım, her sporcu veya futbolcu için zaman zaman adaletsiz işler ve kararlar çıkmıştır. Bizim uyarımız bundan sonrası içindir.

Sporcular ve özellikle futbolcular fair playe göre hareket ediyorlar mı? Kulüpler finansal fair play çerçevesinde yönetiliyor mu? Teknik adamlar adil bir şekilde kadro yapıyor mu? Oyuncu değişiklikleri yerinde uyguluyor mu? Başkanlar demeçlerinde empati kuruyor mu? TFF ve MHK gibi kurum ve kurullar işlerini şeffaf ve adil yapıyorlar mı? Spor medyası konulara vakıf ve objektif mi?

Spor medyası özellikle futbol medyası kendi yandaşlığına göre takılıyor. Yorumlar, yazılar adamına göre, takımına göre oluyor.

Pereira, Szalai’yi oynatmıyor takım puan kaybediyor. İrfan’ı oyundan alıyor takım puan kaybediyor. Mesut ile bir küsüyor bir kanka oluyor. Bu isimleri onbire yazıyor, takım oyun oynuyor ve farklı kazanıyor!

Maçları artık VAR sistemi yönetiyor. Orta hakemler inisiyatif almıyor. VAR davet ettiyse aynı kararı veriyor. Süper Lig’e havlu atmış Galatasaray aleyhine Cüneyt Çakır ince ince inceleyip penaltı bulabiliyor.

TFF’nin kurulları aynı maddeden sevk edilen Marcao’ya 8 maç, İrfancan Kahveci’ye 2 maç veriyor. Maddedeki en alt ceza 5 maç ile sınırlı. Hafifletici gerekçe nedir? Bir açıklama da yok. Hani Marcao saha içinde maç oynanırken yaptı. İrfan koridorda çaktırmadan yaptı diye açıklasalar daha zekice olurdu. Bir de sırf bu yüzden iki kulüp taraftarları arayı gergin hale getirdi. Bunlara gerek yok. İki güzide camia için söylüyorum. Gün birlik günüdür. Ağızlara sürülen bir parmak bal sizi etkilemesin.

Bir futbol maçında iyi oynayan kazansın derler fakat bazen iyi oynayanlar kaybeder. Aslında doğru oynayan kazanır. Trabzonspor son haftalarda iyi bir futbol ortaya koymasa da doğru oynuyor, doğru işler yapıyor ve ferdi teknik adamlarıyla, özellikle NWakaeme, Uğurcan ve Hamşik ile maçları kazanıyor, arayı açıyor. Trabzonsporlu kardeşimiz sormuş, “Trabzonspor için çaba harcayan siyasi isimler kimlerdir?” diye. Benim söylememe gerek yok. Her şey aleni gelişiyor. TFF yönetimini incelemesi yeterlidir. İlla Trabzonlu veya Trabzonsporlu olacak diye bir kural da yok. Zaten işin saha içi bölümünü teknik heyet ve futbolcular gayet doğru bir şekilde yerine getiriyor. Diğer rakipleri de abilerimiz halletti hallediyor. Fenerbahçe lige renk katabilir fakat onun da istikrar sorunu var.

Adalet, bundan sonra bu konuya kafa yormak gerekir. Herkes eteğindeki taşları dökmeli ve her şeye sil baştan başlanmalıdır. Yoksa olay daha da grift bir hal alacaktır. Bu da Türk sporu ve futboluna büyük zarar verecektir.