TERÖR karşısında millet olarak birlik halinde hareket esastır.Elbette,bazı çevreler bu birliği bozmak,toplumun kenetlenmesini engellemek için ellerinden geleni yapacaklardır.Bu durum dünde böyleydi bugünde.İşte bu noktada toplumun bir kesimince ‘üst akıl’ olarak nitelendirilen,ancak ete kemiğe büründürülmesi gerekirken yetkililerin bir türlü ifade etmedikleri/edemedikleri bu olgunun muhtabını artık bilmeyen kalmadı.Suruç’ta, Adıyaman,Diyarbakır  ve Kilis’te yaşananların ardından  AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay yaptığı açıklamada,”Bir üst akıl ile HDP,PYD ve Esat açık işbirliği içindeler.Suriye ve Ortadoğu siyasetinde Türkiye’nin izole edilmesi hedefleniyor”  diyerek aylardan beri dikkat çekmeye çalıştığımız bir hususu ifade ediyor.Ancak,bu değerlendirmeyi yapmak tek başına yeterli değildir.Bu üst aklın artık ete kemiğe büründürülmesi, isminin konulması gerekiyor.Bu yapılmadığı sürece yapılan açıklamalar fazla bir anla ifade etmeyecek/etmiyor.

Ve yine özellikle Kilis sınırında IŞİD saldırısı ve karşılık verilmesinin ardından yapılan açıklamalarda da herkes olayın bir ucundan doğruyu ifade ediyor.Söz gelimi IŞİD saldırılarının ardından zarar gören taraf  Türkiye olmasına rağmen  Türkiye’nin suçlandığı,”Avrupa destekliyor,Türkiye suçlanıyor” şeklinde net bir şekilde dile getiriliyor.Bir başka açıklamada Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmak istendiğine dikkat çekiliyor. Bir diğer bir açıklamada ise PKK ve HDP’nin çözüm istemediği vurgulanıyor.Tüm bu açıklamalar doğru olmakla birlikte olayın bütününü gözler önüne sermeye yetmiyor. Söz gelimi çözüm sürecinin başından itibaren PKK’nın kesinlikle çözüm istemeyeceğine, HDP’nin de buna karşı tavır koymayacağına/ koyamayacağına bu köşede sıkça dikkat çektik.Niçin PKK’nın çözüm istemeyeceği sorusuna ise, PKK’nın kuruluşundan bu yana arkasında olan,destek veren uluslararası güçlerin Türkiye’nin sürekli olarak başının ağrımsından yana olduklarına vurgu yaptık.

Aslında üst akıl ile hangi ülke ve ülkelerin kast edildiğini sanıyorum tahmin etmeyen yok.Bölgemizdeki istikrarsızlık özellikle İsrail’in işine yarıyor.ABD ile İsrail bölgeye yönelik uygulanan stratejilerde ortak hareket ediyorlar.Ortaklığın ötesinde ABD yönetimleri İsrail’in istemediği hiçbir uygulamayı hayata geçiremiyorlar.Öyle ise ana hatları ile üst akıp ABD ve İsrail ile her fırsatta ABD’nin yanında yer alan koalisyon ortaklarıdır.Ne var ki,bölgemizi istikrarsızlaştıran,ülkemizi de bu istikrarsızlık bölgesine çekmek isteyenler ile terörün önlenmesi için mutabakat arama mecburiyeti ortaya çıkıyor.Yani terörün sorumluları ile teröre karşı ortak mücadele kararlaştırılıyor.Böyle bir arayışa kaşı çıkmak için bunları hatırlatıyor değilim.Sadece şu üst akıl denen şeyin adının konulması gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.Bunun içinde düşmana karşı ortak cephe oluşturulmasının gerekliliğini vurgulamanın peşindeyim.

Bu noktada Kilis sınırımızda 5 IŞİD militanının askerlerimize yönelik saldırırlarının ardından TSK’nin karşılık vermesi,bir militanın öldürülmesi ile bazı araçlarının tahrip edilmesinin ardından yapılan açıklamalarda ısrarla Suriye hava sahasının ihlal edilmediğinin vurgulanmasına dikkat çekmek istiyorum. Sanki,Suriye hava sahası kalmış da buna Türkiye uymak için gayret gösteriyor. Halbuki,Suriye ve Irak’ın hava sahası  diye bir çizgi kalmış gibi..ABD ve koalisyon uçakları sürekli olarak bu hava sahasında uçmuyorlar mı Görünen o ki, onlara her ülkenin hava sahası toprakları  serbest ama sıra Türkiye’ye gelince uluslararası kurallar hatırlanıyor.Buda üst aklı açık bir şekilde gösteriyor kanaatindeyim.Yani bölgemizdeki terör ve istikrarsızlığın sebebi bu çifte standarttır ve kendilerini üstün gören güçlerdir.