Başkan Obama geçen yıl ABD ve Türkiye‘nin ‘zamanımızın zorluklarının üstesinden gelmek için birlikte çalışması gerektiğini‘ söyledi.
Bu ay iki müttefik ülke birlikte çalışmanın hiç olmadığı kadar uzağındaydı. Türkiye‘nin İran‘la, düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının dışarı nakledilmesini öngören bir anlaşma yapması, Obama yönetiminin BM Güvenlik Konseyi‘nde İran‘a yönelik yeni bir yaptırım paketi üzerinde uzlaşma sağlama çabalarını tehlikeye sokuyor ve Amerikalı yetkilileri son derece rahatsız ediyor.
ABD yönetiminden kıdemli bir yetkili şunları söylüyor: "Türkiye ile işbirliği yapacağımız önemli meselelerimiz daima olacaktır. Fakat elbette bizim için bu kadar önemli bir konuda yaşanan son gelişmelerin, Amerikalıların, Kongre‘nin ve başkanın Türkiye‘ye yönelik tutumu üzerinde kaçınılmaz etkileri olacaktır."...
Bir Türk yetkili, "Washington‘dakiler bizim sadece ABD‘nin ve BM Güvenlik Konseyi‘ndeki diğer müttefiklerin çabalarına zarar vermek istediğimizi düşünüyor. Bu kesinlikle doğru değil. Biz bu anlaşmanın sorunun kesin ve nihai çözümü olmayacağını biliyoruz. Böyle bir iddiamız yok. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, İranlıları cezbedecek ve bir bütün olarak nükleer meseleyi ele almak üzere masaya dönmelerini sağlayacak bir tür zemin yaratmak" ifadelerini kullanıyordu. Ancak ABD anlaşmanın eksik olduğunu söyledi. Zira İran uranyum zenginleştirmeyi dondurmayı kabul etmemişti ve zenginleştirmeyi daha yüksek düzeye çıkarmaya karar vermesi halinde nükleer silah yapmaya yetecek miktarda düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu elinde tutmaya devam edecekti.
Son olarak Carnegie Uluslararası Barış Vakfı‘nın misafir öğretim üyesi ve Türkiye uzmanı Henri Barkey‘e kulak verelim: "Türkler için bu bir Pirus zaferi olabilir. Üçüncü Dünya‘da, ABD‘ye kafa tuttukları düşünülüyor ve övgü topluyorlar. Fakat aslında ABD ile ilişkiyi berbat ediyorlar." (24 Mayıs 2010)