Batı Asya’da, kaos ve belirsizlik devam ediyor. 28 Şubat sonrası büyük şeytan ABD’nin belirlediği hedefler gerçekleşmedi. İran teslim olmadı. Direndi, direniyor. Bu durum ise ABD’ye ciddi bir maliyet yüklüyor. Hesapta olmayan küresel ekonomik ve siyasi baskılar ise ABD’yi siyasi olarak da çıkmaza sokmuş gözüküyor.
ABD, büyük şeytan, oyun çok, oyuncu da. Oyunun kuralını koyan da onlar, oyunda hakem olan da onlar olunca, istedikleri gibi oyunun kuralını ve oyuncuyu değiştirme yoluna gidebiliyorlar.
İran’ı çevreleme ve kuşatma siyasetleri kapsamında, Körfez ülkelerinin tamamında üssü bulunan ABD, 28 Şubat saldırılarıyla ne İran'ı dize getirebildi, ne de İran’da istediğini alabildi. Hatta, İran’ın karşı saldırılarında bölge ülkelerinde konuşlanmış bulunan üslerinde ciddi tahribatlar oluşmaya, bu üsleri de kullanamaz hale gelmeye başladı.
İran’ı dize getirmekte zorlandıkça, savaş devam ettikçe bölgedeki varlık sebebi de sorgulanmaya başlandı. Hem üslerin bulunduğu ülke kamuoyu, hem ABD iç kamuoyunda tartışmalar şiddetlenerek devam etmeye başladı.
ABD büyük şeytan oyun da çok oyuncu da. Önce Katar’dan sessiz sedasız üslerini toplayarak Ürdün'e taşındı. Taşındı dememe bakmayın siz, Katar’daki ana karargahı taşıdı. Katar’daki varlığı sona ermiş değil. İran’ı dinleme ve gözetleme merkezleri, operasyon kontrol merkezleri Katar’da aldığı ağır darbeler Amerika’yı yıprattı. Katar’ın da arabuluculuk ve diplomasi siyasetlerine zarar verdiği için Doha yönetiminin talepleri, ABD’nin istekleriyle uyuşunca ana komuta merkezi , dinleme ve gözetleme merkezleri Ürdün'e taşınmış oldu. İran ise son misillemelerde buraya da ciddi hasarlar verdirdi. Devasa F 35 ve İHA , SİHA depoları hangarlar tahrip edildi.
ABD büyük şeytan oyun da çok oyuncu da. Suudi Arabistan’a, Yemen’e yönelik yaptırımları arttırma, Yemen’deki bölünmüşlüğü şiddetlendirme siyasetleri kapsamında, Sana hava alanına saldırıp Yemen’deki direniş güçlerini meşgul etme görevi verildi. Ve Yemen’den, Suudi Arabistan’a misilleme gecikmedi. Bu saldırılarda ABD geri dururken, Suudi Arabistan Yemen ile sınırlı olmayan bölgedeki saldırılarına Irak’la devam etti. Aslına bakılırsa Irak’a yönelik saldırıyı ABD yaparken, Suudi Arabistan da yardımcı oldu. Bunu ABD resmen duyururken, Riyad yönetimi de doğrulmakla yetindi.
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da. ABD, bölgedeki saldırılarda maliyeti tek başına üstlenmek istemiyor. AB destek vermekten kaçınıyor körfez ve bölge Arap ülkeleri ise ABD’ye destek vermekten kaçınmıyor. Önceleri lojistik ve mali destekleri şimdilerde, fiili destek sunma yolunda hızla ilerliyorlar. ABD siyasetleri doğrultusunda yapılan çalışmalar ve çabalar, bölge kaynaklarını, Siyonist ve emperyalist güçlere savunma kalkanı olarak kullandırıldığı açıkça ortada.
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da. ABD başkanı Trump her fırsatta, bölge petrollerinin kendi denetiminde olmasını istiyor. Bölgenin stratejik su yollarının kendi denetiminde olmasını yada kendi çıkarları doğrultusun yapılmasını istediğini ifade ediyor. Bu alanda yaptığı bütün operasyonlar başarısız ve maliyetli olunca bu yöndeki çaba ve çalışmaları kendi çıkarları doğrusunda bölge ülkelerine havale etmeye çalışıyor
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da. Siyonist emperyalist çıkarlar doğrultusunda İslam ülkeleri Arap ülkeleri, İbrahim anlaşmasına doğrudan katılmasa da ruhen anlaşmaya zemin hazırlıyor. Bölgenin direniş cephesinin zayıflatılması, Siyonist emperyalist çıkarlara kalkan olacak her adım, bölgeyi kaosa sürükleyeceği kesin. Bu yüzden İslam ülkelerinin daha hassas olması gereken bir süreçten geçiyor.
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da. Türkiye olarak, NATO üyesi, ABD ile müttefik bir ülke olduğu gerçeğini dikkate alarak, daha yerli ve daha milli bir siyaset izlemesi beklenir. Başta bölgede var olan gerilimde arabulucu olma tavrını, bölgenin çıkarları doğrultusunda, bir tutum alması zarureti vardır. Hürmüz Boğazında, Irak’ta, Suriye, Lübnan ve Gazze’de ABD ve Siyonist çıkarlar doğrultusunda değil, tarihi misyonu dikkate alarak, inanç birlikteliğine özen göstererek, ortak kültür ve medeniyet havzasında olmanın sorumluğunu dikkate alarak bir çizgi takip etmesi gerekmektedir.
Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki soruna , Irak ile Suudi Arabistan arasındaki soruna kardeşlik ruhuyla yaklaşması zarureti vardır.
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da, Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı kuruldu. aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ittifak üyeleri tamamen İslam ülkelerinden oluşuyor. Kime karşı nasıl bir hedefle kuruldu? Bu ittifak, Gazze için kurulamaz mı? Yada niye kurulmadı da Yemen için kuruluyor? ABD ve Siyonist rejimin yapamadığını 14 İslam ülkesi mi’ yapmaya çalışıyor. Doğal olarak, ittifaka Mavi Marmara’ veya Sumud Filosuna yapılan saldırıyı hatırlatmak durumundayız. Burası için kurulmayan ittifak Kızıldeniz ve Aden körfezi için kurulmaya çalışılıyor. İttifakın kurulması hedefleri ve zamanlaması dikkate alındığında Siyonist emperyalist çıkarlara kalkan oluşturma hedefi olduğunu söylemek mümkün..
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da: ABD bölgeyi terk ederken, kaos bitmiyor, yeni bir kaos bırakarak gidiyor. Bu kaos, ABD’nin çıkarları doğrultusunda, Siyonist rejimin bölge güvenliğini sağlayacak nitelikte ve onların çıkarlarına kalkan olacak özellikte olurken, İslam ülkeleri arasında da kalıcı bir düşmanlığa temel oluşturacak nitelikte gözüküyor.
ABD büyük şeytan oyunda çok oyuncu da; Şeytanın oyunları karşısında Müslümanların daha özenli, daha bilinçli ve daha fazla birlik ve beraberlik içinde olması gerekir. Bölge çıkarları, bölge kaynakları bölge halklarının istekleri doğrultusunda hareket etme zarureti vardır.
ABD’nin bölgeden uzaklaşarak gitmeye hazırladığı bu süreçte, bölge ülkeleri ABD çıkarlarını miras almak değil, bölge halkları ve bölge çıkarlarını dikkate almak zorundadır.
İslam ülkeleri arasında var olan tarihi etnik ve mezhep sorunları ihtilafları bizim iç meselemizdir. Bu Siyonist emperyalist siyasete alet olmamalıdır. Buna daha özenli yaklaşmak da bölge ülkelerinin özellikle de Türkiye’de karar vericilerin sorumluğundadır.
Sorumluğumuzun bilincinde olmak dileğiyle.
M. Ali Bulut / İran





