ABD ile işgal rejimi İsrail’in, İbrahim anlaşması adıyla bölgeye etki altına alma stratejisi 7 ekim Aksa Tufanı ile çöpe gitmişti. Büyük emekler harcanmış, yoğun çabalar gösterilmiş bölge Arap ülkeleri İbrahim anlaşmasına ikna edilmişlerdi. Fakat, bunca emek, bunca çaba ve çalışma heba edilemezdi ve edilmemeliydi.
Ölçüsüz, orantısız saldırılar yapıldı. Gazze’den Lübnan’a geçildi, Lübnan’dan Suriye’ye, Suriye’den İran’a sıçrayan saldırılar, Yemen’le devam etti. Suriye’de dengeler ve denklemler değişince, İbrahim anlaşması yeniden gündeme getirildi.
ABD Başkanı Trump, Gazze arabulucu ülkeler niteliği taşıyan Türkiye, Suudi Arabistan Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün'ü tehdit ederek , bu ülkelerin İbrahim anlaşmalarına katılmasının zorunlu hatta katılmamalarının da kötü niyet kabul edileceğini söylemesinden bu yana fazla zaman geçmedi.
İran ile girilen savaşta istenilen hedeflere ulaşılamadı. Ülke üst düzey liderlerini şehit ederek bir sonuca varamadılar. İran’ın nükleer faaliyetlerini durduramayacakları anlaşıldı. Hürmüz boğazının kontrolünü İran’a kaptırdıklarını artık sineye çekerek kabul etmeye başladılar. Yaşanan bu gelişmeler çok maliyetli olmaya başladı. Askeri seçenekler artık yük getirdiği gibi prestji kaybına da yol açıyor.
Bütün bu gelişmeler karşısında askeri stratejileri değiştirip ,diplomatik ve ekonomik strateji seçenekleri hayata geçirmeye çalışıyorlar. Denklemler ve dengeleri değiştirmeye çalışıyorlar.
Lübnan’da, işgalci İsrail ile doğrudan müzakere yoluyla Hizbullah’ı silahsızlandırmanın yollarını arıyorlar. Lübnan içerisinde, vekil güçler yoluyla, Filistin yardım gönüllüleri görüntüsüyle yeni bir yapılanma yoluna gidiyor. Bunun için İngiliz kafasıyla, Filistin sivil savunma adıyla beyaz baretliler modeli getirilmek isteniyor. Hedef, silahsızlandırılamayan Hizbullah’ın toplum nezdindeki imajını düşürmek. Bunun için Lübnan cumhurbaşkanı diplomatik en düşük seviyede karşılanarak Beyaz Saraya götürüldü. Trump’la görüştürüldü.
Yeni dönem stratejiler hakkında bilgilendirildi.
Ve Irak
Irak’da yeni genç ve yakışıklı başbakan büyük umutlarla ağırlandı Beyaz Saray’da. Trump Irak’a yapılan saldırı ve işgalin yanlış olduğunu itiraf etti. Fakat öldürülen, insanlardan, yıkılan evlerden, yok edilen ekonomiden söz etmeden askerlerini çekeceklerini, Irak’a yatırımlar getirecekleri müjdesini verdi. Ülkenin enerji kaynaklarını işleteceklerini, çok para kazanacaklarını yüzü kızarmadan söylerken, onca insanların akan kanından sorumlu olduğunun üstünü örtmeye hatta başkalarının sorumluğu olduğunu iddia ederek, İran’ı suçlayan ifadeler kullanmaktan çekinmedi.
Irak’ta yeni strateji, ekonomik alanda olacağını bunun da Suriye ile yapılacak anlaşmalarla, doğal gaz ve petrolünün ak denizden ABD’ye aktarılabileceğini dile getirdi. Bunu da müjde olarak söylemiş olması ne kadar anlamlı...
Ve Suriye
Şara’nın NATO zirvesine davet edilerek Trump ile görüştürülmesi dikkate değerdi. Trump’un bu görüşmede, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve etkisiz hale getirilmesi konusunda Suriye’nin Lübnan ile işbirliği yapması gerektiğine dair sözlerini yineledi. Her ne kadar Şara böyle bir işbirliğine kapıları kapattığını söylese de gelişmeler kaygı verici olduğunu söylemek gerekiyor. Zira, Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması kararı nasıl bir anlaşmanın sonucu bilinmiyor. nasıl bir rüşvet olacağını şimdilik kestirmek zor. Nasıl bir misyonun rüşveti görülmüyor.
Ve Suudi Arabistan
Trump, Her fırsatta Suudi Arabistan Veliahdla, överken aşağılama, aşağılarken öven bir ilişki içerisinde . Suudi Arabistan’a bir yandan aba altından sopa gösterirken diğer yandan ense yaparak çok iyi iş yaptığını söyleyebiliyor. İbrahim anlaşması imzalaması için Velihat Prens Muhammed Salman’a yer yer baskı yaparken, yer yer de övgü düzüyor. Ve en son, nükleer faaliyetler konusunda ABD ile anlaşma imzalanması büyük bir heyecan yarattı. Bu heyecan fazla uzun sürmedi. İmzalanan anlaşmanın, İbrahim anlaşmasına katılması şartına bağlı olduğu açıklandı.
Ve bütün çaba ve stratejilerin arkasında İbrahim anlaşması varmış...
ABD’nin bölge siyasetlerinde yaşanan yeni strateji, askeri olarak değil ekonomik ve siyasi olarak İbrahim anlaşmasının bölge ülkeleri tarafından kabul edilmesi ve ettirilmesi varmış...
İbrahim anlamasıyla İran’ın çevrelenmesi ve kuşatılması da sağlanmış olacak. İran’ın, İsrail kötülüktür anlayışı çöpe götürülmek isteniyor direniş cephesinin İsrail işgalci ve işgale karşı direniş de meşrudur düşüncesi yıkılmak isteniyor.
Lübnan’a verilen rüşvet , Suriye’ye sağlanan yatırım imkanları, Irak’a sunulan asker çekme müjdesi, Suudi Arabistan’la imzalanan şartlı nükleer anlaşmanın arkasında İbrahim anlaşmasının kabul edilmesi ve ettirilmesi yatıyor.
Askeri stratejilerde istenilen hedeflere ulaşılamadıysa siyasi ve ekonomik planlar devreye giriliyor.
İşgalin meşrulaşması, katliamların sıradanlaşması, soykırımın sineye çekilmesi , askeri yenilgilerin zafere dönüştürülmesi siyasetlerine karşı daha duyarlı daha dikkatli olunması dileğiyle.
M. Ali Akbulut / İran





