Dünyanın dört bir yanından yükselen çatışma sesleri ve tırmanan gerilim, Avrupa’nın güvenlik mimarisini kökten sarsarken, Erivan'da toplanan 40'tan fazla lider barışın reçetesini aradı. Zirve sonrası kameraların karşısına geçen AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın gündeminde, sadece sınırların korunması değil, diplomasinin sabırla dokunması gereken yeni bir stratejik akıl vardı. Costa, savaşın gölgesindeki bir dünyada, Kafkasya’dan yükselen barış sesini Avrupa’nın yeni hikayesi olarak tanımladı.
Kafkasya’da Barışın Simgesi: Aliyev ve Diplomasi
Erivan'daki buluşmayı özel kılan unsurlardan biri, toplantının ilk kez bir Güney Kafkasya ülkesinde gerçekleşmesi oldu. Zirvenin başlangıcına dair detayları paylaşan Costa, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in video konferans yoluyla katılımına dikkat çekerek, "Bu zirve, cesur siyasi tercihler ve sabırlı diplomatik çabalar sayesinde Kafkasya'da barışın simgesi olarak hatırlanacak" dedi. Bu tablo, bölgedeki istikrarın sadece askeri güçle değil, karşılıklı ekonomik bağlarla korunabileceğinin bir işareti olarak kayıtlara geçti.
Ukrayna İçin "Adil Barış" ve AB Üyeliği
Avrupa’nın en büyük yarası olan Ukrayna savaşı, Erivan’daki masanın da başköşesindeydi. Ukrayna’ya verilen desteğin temel öncelik olduğunu hatırlatan Costa, bu desteğin toprak bütünlüğü çerçevesinde adil ve kalıcı bir barış gelene kadar süreceğini vurguladı. Ancak destek sadece mühimmat veya siyasi dayanışma ile sınırlı kalmayacak. AB Konseyi Başkanı, Ukrayna’nın katılım sürecinin hızlandırılması gerektiğini ifade ederek, ilk müzakere faslının mümkün olan en kısa sürede açılması çağrısında bulundu.
Kanada’nın Tarihi Katılımı ve Yeni Ortaklıklar
Zirvede dikkat çeken bir diğer "ilk" ise Avrupa dışından bir liderin masaya davet edilmesi oldu. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Erivan’daki varlığına değinen Costa, Avrupa’nın güvenliğinin artık sadece kıta sınırları içinde tartışılmayacağını kanıtladı. Demokratik süreçlere dış müdahalelerle mücadele ve "kazan-kazan" esasına dayalı bağlantısallığın masaya yatırıldığı zirve, Avrupa’nın dışındaki benzer düşüncelere sahip ortaklarla kurulan bu bağı "siyasi açıdan son derece anlamlı" bir adım olarak nitelendirdi.





