Tarihi okumak, tarihden ibret ve ders çıkarmak ne kadar önemli ki, günümüzde tarihi okumakta günümüze uyarlayarak eski tarih dönemlerinden faydalanmakta büyük eksikliğimiz bulunmaktadır. Çünkü bildiğimiz gibi tarih tekrardan ibarettir. Özellikle halkların, milletlerin ve devletlerin yıkılışı meselesinde bir çok benzerliğe rastlanıyor. Sonuçları ne olursa olsun nihayet benzer hadiseler görüyoruz.

Tarihi okumamız, anlamamız bizi sadece eski günlere ağlamak pışmanlığı his etmekle değil, günümüze nasıl istifadece edeceğimizi düşünmemizle olur. Filistin, Suriye, Etiyopya, Keşmir vs. başka Endelüsler olmaması için çaba sarf etmek lazım, eski tarihleri bilmek ağlayacılar üretmemeli, istifade edecek bir nesil üretmeli, tarihden istifade etmeyen milletlerin sonu hep hüsran oldu. Tarihçiler de sadece tarihi yazmakla mukellef değil, tarihin derslerini de insanlığa öğretmeli.

Geçen hafta 2 Ocak tarihinde ‘’Endelüs İslam Devleti’’ yıkılışı, bitişi yıldönmü idi. Tam 7 asır İslamla yaşayan bir ülkeye şimdi giden bir kişi, İslam orda hiç olmamış gibi bir yer olarak biliyor. Müslümanlara işkenci edildi, çoğu hiristiyanlığa geçti. Çocukları açıkça hirisyan olarak yetiştirdiler korkudan. 711 yılından fethedilen Endelüs, 3 sene içerisinde İslami büyük şekilde yaydı. Günden güne İslam o bölgelerde güçlendi, bu şekilde Endülüs tarihi şu dönemler şeklinde özetlenebilir, Üstünlük Dönemi, Savunma ve Yıpranma Dönemi, Gerileme ve Yıkılış Dönemi, İmha Dönemi. Ben tarihi süreçleri yazacak değilim. Ama bir kaç olay üzerine durulmasını gereketğine inaniyorum.

Endelüsün tarihinin süreçleri dikkatla takip eden biri şu gerçeğe varır, yıkılış sebepleri. Endelüs’ün imha olma varlıkları fark eder. Onların başında, ‘’İnancın zayiflaması’’, ‘’Hiristiyanlarla birleşmeleri, onlara taviz vermek’’ idi. Endelüsün bazı valileri devletinin çıkarlarına karşı Hirisiyanlarla anlaşma yapıp devlete büyük zarar verdiler. Günümüzde de eski tarihimize baksak aynı şekilde İslam alemi dağılınık Osmanlı Devleti’nin yönetiği İslam ülkeleri pamparça paramparça vaziyette.

Devletin son senelerinde tarhiçiler nakl ettiği durumu anlatırken şunları hep söylerler: Ahlaksızlık, içki, zengilik, israflı, zina dolu bir yaşam oldu. Bu da toplumun çürümesinin en büyük nedenleridir.

Bir sebep daha hilafetin yıkılması ve küçücük valılık dönemi başlaması ve ‘’tek devlet’’ fikrinin ortadan kaldırlması. Her şehir, bağımsız bir şehir devletine dönüşmüştür. Endelüs’ün birliği ve bu birliğin muhafazası gibi bir hedef kalmamış. Müslümanlar arasındaki çıkan ihtilaf kavgaları Endelüs’ün yılışıne neden oldu. Valiler diğer müslüman kardeşi bitirmek için hirisyanlarla birleşirdi, işbirlik yapardı. Şahsi çıkarlar için çalışan bir nesil oldu.

Alimler gerçek rolünü, gerçek sorumluğunu yerine getirmediğinden, insanları ihtilafa düşürdü, alimeler birbirilerine savaşla meşgul oldu. Hatta alimler diğer bölgelerde düşmanların eline düşen topraklardan hiç bahs etmezlerdi, sessiz kalırlardı. Dinin teferruat konularıyla ümmeti dinden uzak tuttular. Hâlâ günümüzde de müslümanlar katl edilirken müslümanları faydası olmayacak meselelerle meşgul olan önderler var! Diğer yandan da valiler alimlere kendilerine nasihet vermelerine, onlara baskı yapmalarına müsada etmediler, bu şekilde alimlerin asıl sorumluğu yok oldu.

Müslümanlar bu haldeyken hıristiyanların, İslam düşmanlarının komploları, planları devam ediyordu. Anlaşmaları fash ettiler, kendileriyle anlaşma yapan müslüman valileri arkadan vurdular. Hırisyanlar müslümanları ortadan kaldırmak için elden gelen, düşnülümyen, insanın inanamayacağı her şeyi yaptılar. Müslümanlardaki hep olan cihad ruhu ortadan kaldırıldı. Bu noktada gerçeğin farkında olsak günümüzda yaşanılan sıkıntı giderdi.

Ama şunu unutmamız lazım ki, guneş bir yerde batarken, diğer yerde doğuyordur. İslam Endelüs’ünde güneş batarken Sultan Mehmet Fatih İstanbul’u feth ediyordu. Çünkü o Allah’ın emridir. ‘’Kafirler istemese bile allah nurunu tamamlayacaktır’’.