Gündem

33 yıllık kanayan yara: Başbağlar! Dosya yeniden açılsın, karanlık nokta kalmasın!

Üzerinden 33 yıl geçen Başbağlar katliamı ile ilgili adalet arayışı ilk günkü kararlılıkla sürüyor. Son dönemde faili meçhul olayların ve geçmişin karanlık dosyalarının üzerine cesaretle giden Adalet Bakanlığı’na tarihi bir çağrıda bulunan Başbağlar sakinleri ve şehit aileleri dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından sil baştan incelenmesini talep ediyor.

Abone Ol

Türkiye yakın tarihinin en karanlık ve en acı verici sayfalarından biri olan Başbağlar Katliamı’nın üzerinden tam 33 yıl geçti. 5 Temmuz 1993’te terör örgütü PKK tarafından Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 masum sivilin vahşice katledildiği o meşum gecenin acısı, ilk günkü tazeliğini koruyor.

Ancak geçen onlarca yıla rağmen Başbağlar sakinlerinin ve tüm Türkiye’nin tek bir talebi var: Adalet! Son dönemde faili meçhul olayların üzerine kararlılıkla giden ve geçmişin karanlık dosyalarını tek tek aydınlatan Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunan Başbağlar şehitlerinin aileleri, bu büyük davanın da yeniden incelenmesini bekliyor.

VAHŞETİN İZİ SİLİNMEDİ SORULAR CEVAPSIZ KALDI

Bundan 33 yıl önce köye baskın düzenleyen 100 kişilik PKK’lı terörist grubu, telefon hatlarını keserek adeta dünyayla bağını kopardıkları Başbağlar’da büyük bir katliama imza attı. Erkekleri köy meydanında toplayarak kurşuna dizen hainler, ardından cami, okul ve evleri ateşe verdi. 28 sivil meydanda kurşunlanarak, 5 sivil ise alev topuna dönen evlerinde yanarak can verdi.

Katliamın hemen ardından yaşanan hukuki ve idari süreç ise mağdur ailelerin acısını ikiye katlayan cinstendi. Dönemin şartlarında naaşlara otopsi dahi yapılmadan Köy Hizmetleri’nin kamyon kasasında üst üste taşınarak apar topar defnedilmesi, yanan evlerin altındaki naaşlar aranmadan dozerlerle düzlenmesi hafızalardan silinmedi. Olay yeri incelemelerinin savcılar yerine askerler tarafından yapılması ve boş kovan sayılarına dair balistik muammalar, yargılama sürecini adeta bir kangrene çevirdi.

“PİŞMANIM” DEDİLER BERAAT ALDILAR

Güvenlik gerekçesiyle İzmir DGM’ye nakledilen ana davada yaşanan skandallar ise adalet duygusunu derinden yaraladı. Yargılanan sanıkların büyük kısmı beraat ederken; katliama katıldığını ancak “pişman olduğunu” söyleyenlerin veya olayı “radyodan duyduğunu” iddia edenlerin serbest bırakılması vicdanları sızlattı. Katliamın emrini veren elebaşlarının birçoğu ise yargılanamadan öldü.

FAİLLERİN BÜYÜK KISMI ORTADA YOK

2019 yılında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın derinleştirilmiş soruşturması ve 2022 yılında açılan yeni iddianameyle adalete dair umutlar yeniden yeşerse de firari 20 sanığın hâlâ yakalanamamış olması davanın tam anlamıyla sonuçlanmasını engelliyor. Firarilerden 4’ünün Almanya, Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde, diğerlerinin ise yurt içinde saklandığı bilinirken, adli süreç eksik dosyaların tamamlanması yönünde devam ediyor.

BAŞBAĞLARLILAR: “BU DOSYA BÜTÜN DOSYALARI ÇÖZER”

Adalet Bakanlığı’nın son dönemde faili meçhul dosyaların üzerine gitmesi, adalet bekleyen aileleri harekete geçirdi. Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Erhan Aydınlı, Adalet Bakanlığı’nın bu kararlı tutumundan umutlandıklarını belirterek tarihi bir çağrıda bulundu:

“Başbağlar, Türkiye’deki faili meçhullerin ve karanlık tertiplerin zirvesidir. Başbağlar çözülürse hepsi çözülür. Biz devletimize her türlü bilgi ve belgeyi sunmaya hazırız. 33 canımızın hesabı sorulsun, katiller cezasını çeksin. Bunun bir hesabı olmayacak mı?”

KARANLIK BİR YER KALMAMALI

Kamuoyunun beklentisi ise son dönemdeki hukuki hamlelerle faili meçhul olayları aydınlatan Adalet Bakanlığı’nın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı bünyesinde Başbağlar dosyasını yeniden, sil baştan ve en ince detayına kadar incelemesidir.

Kriminal incelemelerdeki eksiklikler, otopsi yapılmayan cenazeler, dozerlerle örtbas edilen deliller ve yıllardır ellerini kollarını sallayarak gezen firari sanıkların durumu netliğe kavuşturulmalıdır. 33 yıl önce yüreklere düşen bu ateşin sönmesi ve adaletin tecelli etmesi için Başbağlar’da hiçbir karanlık nokta kalmamalıdır!