Basın aleyhine açılan davalar, yayın kuruluşu, sorumlu müdür ve yazara açılıyor.. Aslında sanık sayısı, dava sayısının en az 3 katı.. Bir yandan ceza tehdidi, bir yandan tazminat...
Mesela bir radyoda, "koyun kırkamayacak adamlar berber oluyor kardeşim, şu saçımın haline bak" dese, berberler ve kuaförler derneği de bunu üstüne iş edinip, 100.000 berberi örgütleyim, 999‘ar liralık dava açsa, mahkeme 100 liraya, yani onda birine hükmetse, 10 milyon tazminata mahkûm olursunuz, bunun temyizi de yok. Avukat gideri 50 milyonu bulur. Mahkeme gideri filan, gecikme faizi 100 milyon lira ile paçayı zor kurtarırsınız... Sadece dava tehdidi-baskısı yok.. Balyoz Darbe Planı‘nda gördük, "ilk gözaltına alınacaklar", "infaz edilecekler" diye listeler tanzim ediliyor.. Mediaya el koyma planları yapıyor birileri. Suikast olayları yaşanıyor. Adalet Bakanlığı bir an evvel, Basın Kanunu‘nu yeniden ele almak zorunda. Yoksa ipin ucu kaçacak. Çok can yanacak.. Mahkemeler kitlenecek.. Şimdiden İstanbul‘da 4-5 ay sonrasına gün veriliyor. AİHM‘de bu konuda dava patlaması yaşanabilir.... (ABDURRAHMAN DİLİPAK / VAKİT)