Firavun Musa’yı büyütürken; çalışmalara devam... 

MAKALEYİ DİNLE

Önceki yazımın sonunda (devamı var) demiştim, kaldığım yerden devam edeceğim…

Ama önce küçük bir hatırlatma yapmama müsaade ediniz…

Her gün yaptığım üzere, günlük köşe yazımı yazmadan önce, günlük okumalarımı yaptım ve bu okumalar içinde üstadımın haftalık ana yorumlarından birindeki son cümlesine takılıp kaldım: “Şimdi Firavun Musa’yı büyütüyor.”

Beş bölümde oluşan yorumların ilk dört bölümünü geçelim ve SONUÇ bölümüne odaklanalım: “Sermaye oyuna devam ediyor / Sermaye savaş çıkarmadan önce iki cepheyi eşit hale getirir. Böylece iki taraf da ‘ben galip geleceğim’ diye düşünmeye başlar. Sonra bir bahane ile savaşı başlatır. Savaşın uzun sürmesi için iki tarafı da değişik yollarla destekler. Taraflar artık savaşı sürdüremez hale gelirler. Biri diğerini yener duruma geldiğinde Sermaye hemen devreye girer ve mağlup olmak üzere olan tarafı galip hale getirir. Böylece barış masasına ikisi de oturur ve her ikisi de Sermaye’yi dinlemek zorunda kalırlar. / Barış dönemi başlamıştır. Artık harabeye dönmüş dünya imar edilecektir. Sermaye dolarına istediği kadar alan bulabilir. Geçmişte hep bunu yaptı. Şimdi de aynısını yapmak istemektedir. Bütün bunlar önceden hazırlanmış bir senaryonun sahnelenmesinden ibaret. Asıl senaryo ise Takdir-i İlahi olacaktır, asıl galip gelecek O’dur. Şimdi Firavun Musa’yı büyütüyor.”

KUR’AN VE İLİM 950’inci hafta seminerimizden notlar aktarmaya devam edelim…

İleride Kur’an’ın hükümleri nerede olursa olsun kabul olunacak ve onun hükümleri şeriat olacak, Tevrat ise Kur’an’ın anlaşılması için yararlanılan bir kitap olacaktır...

Bugünkü Hıristiyanlar da Kur’an üzerinde durmakta, onun şeriatından yararlanmayı arzulamakta ve bizim “Adil Düzen” çalışmalarımızı takip etmektedirler...

Salât ezanla başlar. Kametle harekete geçilir. Tekbir alınır ve selam verilerek biter. Namaz kılınmadan önce namazda okunacak Kur’an ayetlerinin manası okunur. Namazdan sonra ortak bir iş veya işler varsa icra edilir. / Dört hazırlık şarttır; vakit, yer, elbise ve temizlik. Dört toplanma şarttır; saf, kıble, niyet ve imam. Dört hareket şarttır; durmak, eğilmek, secdeye varmak ve oturmak. Dört hareket rüknü vardır; okumak, dinlemek, düşünmek ve dua etmek...

Üretimde elde edilen ürünlerde diğer insanların toprak kira hakları vardır. Dolayısıyla arındırılması gerekir. Bir de zekâtın başka bir özelliği daha vardır, halkın eline satın alma gücünün geçmesini sağlar, halk satılmayan malları satın alır. Böylece işyerleri yeni sipariş alırlar ve ekonomik durgunluk ortadan kalkar. Bu bakımdan zekât bir çoğalmadır.

Namaz herkese farzdır. Zekât da herkese farzdır. Namaz sadece belli hareketleri yapma değil, toplantıya katılmadır. Toplantıya katılma farzdır. Ana babaları çocuklarını toplantılara yani namazlara katılmaya zorlamalıdır. / Zekât da böyledir. Zekât diğer insanların hakkı olduğu için kişilerin mal varlıkları varsa zekât verme durumundadırlar yahut karz-ı hasen yaparlar. / Fıkıh kitaplarında onların ibadet şekilleri, namaz, zekât, oruç ve hac küçüklere farz değildir. Yahudiler de böyle inandıkları için Hz. İsa Peygamber bunu düzeltiyor. ‘Evet, ben çocukken de zekât vermeliyim ve namaza gelmeliyim. Bunlar benim beşikten mezara kadar hayatım boyunca yapmam gereken görevlerdendir’ demiş oluyor.

Şu soru ile karşılaşırız; ordular/askerler da savaşır ve karşı tarafı öldürürler, eşkıyalar da. Peki, aralarında ne fark vardır? / Bu fark açıkça belirtilmiştir. Askerler hakem kararlarının yerine gelmesi için savaşır, hakem kararı yoksa savaşmazlar. Eşkıyalar ise hakem kararlarına karşı gelerek savaşırlar. Demek ki nehy edilen hakem kararı olmadan savaşmadır.

Bugün yeryüzüne bakalım. Her tarafı dolaşalım. Topluluklar buluruz. Bunların şeriatları vardır. Bu şeriatlar birbirlerine çok benzer. Bugünkü uygarlığı bu şeriat meydana getirmiştir. / Yirminci yüzyılın insanı açıkça Allah’a, şeriata ve onun peygamberlerine karşı çıkmış ve insanları reyb içinde bırakmıştır... / İnsanların bu inkârdan kurtulması için her topluluğun kendi dinini önce müspet ilimle karşılaştırması gerekmektedir. Müspet ilme uyan tarafları ile dini inançlarını benimsemelidir. Müspet ilme uymayanları ise tevil etmek durumundadır... Haftalık KUR’AN VE İLİM çalışmamızdan bu hafta aktaracaklarım bu kadar!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR