Kur'an ve ilim 950'inci seminerinden

MAKALEYİ DİNLE

KUR’AN VE İLİM çalışmalarımızın 950’inci haftasına da ulaştık, elhamdülillah…

PAZAR YAZISI niyetine, bu haftaki seminer çalışmamızdan notlar aktaracağım…

Bu arada ve bu vesileyle bir kere daha hatırlatmış olayım:

Bendeniz için bütün güncel yazılarım bir yana…

KUR’AN VE İLİM merkezli bu çalışmalarımız bir yana ve bence daha önemli…

Neden?

Nedeni şu: Güncel olaylar gelip geçecek ama bu günlük ve haftalık çalışmalarımızdan oluşan metinler -Üstadımızın, çalışma arkadaşlarımızın ve istifade eden okuyucularımızın da ifadesiyle- belki de insanlık var oldukça istifade edilecek metinler olacaktır, inşallah…

Dikkatli ve sadık okuyucularım bunu biliyorlar ama bir defa daha hatırlatmış oldum.

***

‘Bir atasözü (Artvin yöresi) vardır; Komşu komşuya bakar, canını cehennemde yakar.

İnsanlar topluluk içinde topluluğa uyacak şekilde yaşarlar.

Topluluklar iki çeşittir.

Biri; ocaklar, bucaklar ve semtlerdir. Dikey örgütlenmedir.

Diğeri ise; dayanışma ortaklıklarıdır. Bunlar da yatay örgütlenmedir.

Dikeyde mekânlar ayrıdır, topluluklar ayrıdır.

Yatayda aynı yerde iç içe yaşarlar. Bunlar da sosyal grup oluştururlar.

Çocuk doğar ve anne babasının eğitimini alır. Ayrıca sosyal gruplara mensup olur ve o sosyal grubun kurallarına göre hareket eder. Demek ki insan davranışlarında ailesinin ve çevresinin çok büyük etkisi vardır. İnsanlar böylece ait oldukları topluluklara göre bir karakter taşırlar ve çevre insanlara böyle bakar.

Hâlâ anne babasına bakarak insanları değerlendiriyoruz.

Neden?

Çünkü çocuklar anne babalarını ve topluluklarını yaşatmak isterler, onların topluluktaki itibarlarını düşürmek istemezler.

Biz Semt Kooperatiflerini bunun için kuruyoruz. On katlı apartmanımızın her katını ayrı 10-12 daire olarak bunun için yapıyoruz. Her kat bir “OCAK” olacak. O katta oturanlar diğer katlarda oturanlarla hayırda yarışacaklardır. Bir semtte oturanlar diğer semttekilerle üretimde yarışacaklardır. Böylece herkes kendi ocağını ve kendi semtini yüceltecektir.

Ayrıca herkes ilmî ve siyasî dayanışma ortaklıklarına katılacak. Bucak içinde sosyal gruplar birbirleri ile hayırda yarışacaklardır. Dayanışma ve yardımlaşma ile kişi kendisini bir topluluğun, bir grubun mensubu olarak görecektir. Bu onu bir taraftan muttaki kılar ve kötülerden sakınmasını sağlar, diğer taraftan da kendisini onlar içinde güvende hisseder. Kendisini yalnız görmez. İşsizlik ve hastalık endişeleri içinde bulunmaz.

Anneler ocak içinde, babalar semt içinde dayanışma içinde olurlar. Çocuklar teyzelerini ve amcalarını tanır ve onlarla yakınlık kurarlar. Çocuk kendisini yalnız anne babanın değil tüm ailenin ve yakınlarının mensubu olarak hisseder. Kendisini çevresinin sevdiğini görünce kendisi de çevredekileri sevmeye başlar. Böylece iyi insan olur...’

(Notların bu bölümünde büyük harflerle vurgular yaptım; ehemmiyetine binaen.)

***

Yukarıdaki bölüm, bu haftaki 15 sayfalık çalışmamızın 6’ıncı sayfasından…

Bir sonraki sayfadan küçük bir bölümle bugünkü yazımızı noktalayalım:

‘Olağanüstü hal uygulaması bunun için meşru değildir.

Herkes suçu sabit oluncaya kadar suçsuzdur.

Suçun sübutu ise soruşturmacıların onun o fiili işlediğine dair kani olmaları, sonra da hakemlerin huzuruna çıkıp cezada dört şahidin şehadetini getirmeleridir. Bugün hâkim kanaati esas alınmaktadır...’ Ve’s-SELAM mea’d-DUA…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR