Rusya’nın “Kürt Kartı” İkilemi

MAKALEYİ DİNLE

Son 3-4 ay içerisinde üst üste “ihanete” uğrayan Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki “Büyük Ortadoğu Projesi-BOP”nin ve diğer emperyal güçlerin maşası olan örgütler, şimdilerde kendilerini kullanıp yarı yolda bırakanları hainlikle suçluyorlar. Kendi bulundukları ülkelere ihanet edenler, ihanete uğradıkları için onları kullananları birbirlerine şikâyet ediyorlar. Bu da işin elbette bir diğer trajikomik tarafı...

Neden bahsettiğimi anlamakta eminim zorlanmamışsınızdır ama ben yine de mevzuyu Rusya’nın ne yapmaya çalıştığını daha iyi anlamak açısından biraz açayım. İlk hadise, bildiğiniz üzere 25 Eylül Referandum Krizi’nde yaşananlarla ilgiliydi. ABD-İsrail ikilisinin gazını alan ve sonrasında ABD’nin Türkiye-İran-Irak üçlüsünün kararlılığı karşısında ani fren yapmasıyla duvara toslayan Barzani’nin durumuna Salih Müslim düşmüş durumda.

Afrin-Münbiç ile hız kazanan ve önümüzdeki günlerde Fırat’ın doğusunu da içine alması beklenen “Zeytin Dalı” operasyonu ikinci bir “ihanet” durumunu gündeme getirmiş durumda. Bölge Kürtlüğünü temsil ettiğini iddia eden grupların bir kısmı yine ABD’yi ihanet ile suçlarken, bir diğer kesim ise Rusya’yı işaret ediyor.

Örneğin, YPG-PYD/PKK/SDG terör örgütünün sözde Genel Komutanı SipanHemo, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir basın açıklamasında iki yıldır Afrin’de güç bulunduran Rusya’yı Kürtlere ihanet etmekle suçladı. Peki, Rusya’nın buna cevabı ne oldu? Söyleyelim: Yorum yok!

“Yorum Yok”, Ucu Açıklığın Bir Diğer Adı mı?

Ben bu cevabı duyduğumda aklıma gelen ilk husus, Millî Mücadele’nin ilk yıllarında İngiltere’nin uygulamaya koyduğu “Kafkas Seddi Projesi”ne karşı Türk-Rus ilişkilerinde yaşanan güçlü-derin işbirliği ve İngiliz projesinin bir parçası olarak hizmet etmeye başlayan ve bunu “Büyük Ermenistan” hayali adı altında gerçekleştirmeye çalışan Ermeni çete anlayışına iki devletin verdiği ortak cevap olmuştu. (Mevzunun ne olduğunu arzu edenler “Kafkas Seddi Projesi ve Türkiye” başlıklı makaleme bakabilirler.)

Dolayısıyla, Rusya açısından da ortada bir ihanet durumu vardı ve Ruslar bölgede kendisine ihanet eden ve SDG çatısı altında ABD’ye hizmet etmeye başlayan PYD-YPG/PKK’yı cezalandırma kararı almıştı.

Nitekim benzer bir tespiti Al Rai gazetesi dış politika yazarı gazeteci ElijahMagnier Amerika’nın Sesi’nde yayımlanan “Afrin Operasyonu Suriye’deki Tarafların İlişkilerini Nasıl Etkileyecek?” başlıklı bir değerlendirme çalışmasında şu şekilde ifade ediyor:

“Uzun süredir dengeli bir şekilde devam eden Kürtler’le Rusya arasındaki ilişkinin de Kürtler’in ABD’ye yakınlaşmasıyla bozulmaya başladığı öne sürülüyor. Ruslar tarih boyunca birçok kez Kürtleri destekledi ancak şimdi Suriye’deki Kürtler kendilerini ABD saflarında hizaladı ve ABD’nin varlığı Rusya’nın çıkarlarına aykırı. Rusya, Suriye’nin bütünlüğünü destekliyor çünkü Suriye, Rusya’nın arka bahçesi. Rusya, önümüzdeki en azından 50 yıl Suriye’de kalacak. Bu nedenle, Suriye’nin güvenliği ve istikrarı Rusya’nın çıkarları için gerekli. ABD ise Suriye’nin bölünmesini destekliyor.”

Benzer bir tespit “2003’te Irak’a düzenlenen saldırılar ve IŞİD aracılığıyla Suriye’deki iktidarı devirme girişimleri sonrası ABD’nin yeni ‘Kürt projesi’, Ortadoğu’da birbirini izleyen kaos zincirinin yeni halkası” değerlendirmesinde bulunan Rus uzman VyaçeslavMatuzov’dan geliyor.

İzvestiya gazetesine ABD’nin Kürtlere verdiği desteği yorumlayan Matuzov ABD’nin Suriye’yi bölmek, Kürt devleti kurmak için bilinçli adım attığını, Kürtlerin boş vaatlere kanmaması ve komşularıyla ilişkilerini bozmaması gerektiğini savunarak şunları söylüyor: “Kürtler bir araç olarak kullanılıyor. Washington Kürtleri ne kadar çok silahlandırır ve desteklerse, Ankara’nın Afrin harekâtı, Rusya’nın gözünde de dâhil olmak üzere, daha meşru hale gelecek. …Türkiye, Suriye, İran ve Irak, Kürtlere kendi devletlerini kurma izni vermez. Kaldı ki ABD, çıkarlarına hizmet etmemeye başladığı anda Kürtleri gözden çıkaracak.”

Rusya Ne Yapmaya Çalışıyor?

Açıkçası Rusya konusunda kafalar net değil. Nitekim Magnier de Rusya’nın Suriye Kürtlerine yönelik politikasının değişebileceği mevzuunda bir tespitte bulunuyor. Türkiye’nin Afrin operasyonu öncesi Rusya, Şam ve Kürtler arasında Moskova’da ve Rusların kontrolünde bulunan Lazkiye’deki Hmeymim üssünde Afrin’in kontrolünün devrine ilişkin görüşmeler yapıldığını belirten Magnier, tarafların birbirlerinin tekliflerini reddetmesinin ardından Rusya’nın Afrin’deki güçlerini çekerek Türkiye’ye yeşil ışık yaktığını söylüyor.

Fakat görünen o ki, Rusya halen kapıları tamamen PYD-YPG/PKK’ya kapatmış değil. Hatta keskin bir manevra ile Suriye Kürtlerinin karşı karşıya kaldığı durumu ABD ile birlikte Türkiye’ye ihale etme noktasına doğru gidiyor. Bununla ilgili olarak her ne kadar net bir resmî açıklama olmasa da medya üzerinden verilen mesajlar buna işaret ediyor. Bu mesajların bir diğer anlamının da Türkiye’ye “ince ayar” çekme olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.

Bu noktada Kommersant yazarı MariannaBelenkaya’nın Kürtlerin “Şam’la anlaşmak” veya “ABD’ye güvenmeyi sürdürmek” arasında ikilem yaşadığını vurgularken, Zeytin Dalı’nın kapsamını ve PYD-YPK/PKK’nın hedefini daraltması, onları daha masum bir noktaya konumlandırma gayretleri de dikkatlerden kaçmıyor.

Belenkaya, “Harekatın amacı, 30 kilometrelik güvenlik hattı oluşturmak. Türkler, Suriye’nin kuzeyindeki etki alanını tamamen ortadan kaldırmak için ABD’ye Kürtlere silah sevk etmeyi durdurma ve Suriye’deki silahlı Kürt oluşumlarını Fırat Nehri’nin doğusuna çekme çağrısı yaptı” derken; Suriyeli Kürtlerin Iraklı Kürtlerin aksine bağımsızlık yerine federalleşme istediğini anımsatıyor.

Asıl çarpıcı değerlendirme ise Kommersant’a konuşan Rusya Bilimler Akademisi’nden DoğubilimciNikolayPlotnikov’den geliyor. Plotnikov, Suriye’deki mevcut durum üzerinde Türkiye ve ABD’nin büyük etkisi olduğunu kaydederek, “Kürtler, Türkiye ve ABD arasındaki ihtilafların rehini durumunda.” diyor.

Şimdi sormak lazım: Kuzey Suriye’yi sistematik bir şekilde boşaltıp, PYD-YPG/PKK’yı bir sorun yapan kim? Kim kimi rehin almak istedi? Devam eden pazarlık sürecinin sonunda Moskova Sovyet lideri Stalin’in ya da günümüzde ABD Başkanı Trump’ın tarihi hatasına bir kez daha düşecek mi? Bölge Kürtlüğünü ikilemleri üzerinden cezalandırmak isteyen Rusya kendi içlerine düşmeye başladığı ikilemin ne kadar farkında?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. M.Seyfettin Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Rusya'ya guven olmaz. Eline firsat gectiginde etkisi altindaki ulkelere hunharca davranmaktan cekinmeyen bir yapisi var, ve bu hep bu sekilde olagelmistir tarig boyunce. Su anda sadece kendi politik cikarlari icin arada bir Turkiye;nin agzina bal suruyor. bir yandan da salam taktigi ile Haled, Idlip ilerliyor. Kurtleri de hala elinde koz olarak tutmaya devam ediyor.

Yanıtla . 0Beğen 29 Ocak 12:03
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR