Kur’an’da namazın kılınışı ve rek’atları var mı?

MAKALEYİ DİNLE

İslam dininin aslî delilleri (edille-i şer’iyye): “Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas”tır. Bunların üçünü reddedip “İslam, sadece Kur’an’dan ibarettir” tezini savunan Kur’an İslam’ı/Müslümanlığı fırkasına karşı İslam âlimleri “namazın kılınışı, rek’atları, vakıf müessesesi gibi birçok konuyu sadece Kur’an’dan anlayamayız; bunlar için Sünnet/Hadis’e ihtiyaç vardır” demiş ve Kur’an-ı Kerim’deki “İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik” (Nahl, 44) ayetinde Peygamberimiz’in Kur’an’ı açıklama misyonuna atıfta bulunulduğu, buna itibar etmemenin Kur’an’ı bağlamından kopartma ve Resulullah’ın misyonunu inkâr olduğunu belirtmişlerdir.

Kur’an Müslümanlığı fikrini savunan zevâtın “namazın rek’atları ve kılınış şekliyle” alakalı Kur’an’dan delil getiremedikleri, bu görüşümüze cevap verirken de mantık hatasına düştüklerine şahit olmuşuzdur. Aynı akibete uğrayanlardan birisi de dünürü Mehmet Okuyan’latv programı yapan Mustafa İslamoğlu nâm şahıstır. Mustafa konuşmasında “Daha çok, daha ilginç bir problem var şu anda, internetin yaygınlaşmasıyla millet yeni keşfetti. Düne kadar, eee.. ‘namazın rek’atını kim öğretti, namaz nasıl kılınır onu kim öğretti? İşte Hadis olmazsa olmazmış efendim. Şimdi bir de ideolojik hadisçiliğin böyle bir de sallaması var, anlatabiliyor muyum?” diyerek bizim iddialarımızı argo tarzıyla anlattıktan sonra kendi usulüyle şöyle cevap vermiş: “Bu mübarek namaz, Peygamberden peygambere nesiller yoluyla fiili olarak intikal etti, aktarıldı. Ve fiili olarak İbrahim aleyhisselamdan beri de tüm Peygamberler üzerinden, Yahudi nesilleri de bu Peygamberi uygulamayı nesilden nesile geçirdiler. (Mehmet Okuyan: Biliyorlardı yani). Biliyorlardı aynen öyle. Bugün şimdi iş patladı, internet çıktı efendim sahtekârlık bozuldu. Mertlik bozulmadı, sahtekârlık bozuldu…”

Nereden tutarsanız elinizde kalacak, gerek uslüp gerekse nakli ve akli delillere dayanmayan, mantık hatalarıyla dolu bir açıklama.

“Kur’an’da namazın rek’atı ve nasıl kılınacağı yok” demek idelojikhadisciliğin sallaması olduğunu iddia eden şahsın, Kur’an’dan delil getirmesi gerekmez mi? Delil getiremeyince “Peygamberden Peygambere fiili olarak intikal etmiş” diyor. Bunu Ehl-i Sünnet’de söylüyor. Üstelik sadece namaz değil, oruç, kurban gibi ibadetlerinde fiili olarak intikal ettiğini. Ancak Ehl-i Sünnet, diğer bütün dinler mülga edildiğine ve “Allah katında din, şüphesiz İslam’dır” (Al-i İmran, 19) ayetine inandığı için herhangi bir ibadetin İslam’dan önce olması önemli değil, önemli olan o emrin İslam’la birlikte yeni bir form ve düzene sokularak ayetlerle tekrar dizaynedilmiş olması gerektiği görüşündedir. Zaten diğer dinler bozulmamış olsa Kur’an-ı Kerim son kitap olarak gelmezdi. Kur’an’ın diğer kitapları mülga ve yeni emirlerle gelmesi bundandır.

Mustafa, hadislerin güvenilirliği ve senedleri konusunda şüpheci davranmaktan, zaman zaman sünnet-i seniyyeyi reddetmekten, Sahabe’den Ebu Hureyre (r.a)’ye “Allah’tan kormadan hadis yumurtlamış” diyecek kadar iz’an yoksunu olmaktan çekinmiyor ancak, konuşmasında “Ve fiili olarak İbrahim aleyhisselamdan beri de tüm Peygamberler üzerinden, Yahudi nesilleri de bu Peygamberi uygulamayı nesilden nesile geçirdiler” derken Yahudi nesillerin sened zincirine pekâlâ güveniyor. Sahabe’den gelen sened zincirini güvenli bulmayan bu şahıs, milattan önce 2500 yılında Hz.İbrahim (a.s)’dan gelen nakli ve fiili uygulamayı güvenli bulabiliyor. Bu ne yaman çelişkidir Allah aşkına?

Kaldı ki, içinde Yahudi nesillerinde bulunduğu sened zinciriyle Peygamber Efendimiz (sav) ve Sahabe’ye kadar ulaşan bu fiili uygulama yine güvenmediği Sahabe yoluyla kendisine ulaşmış olmuyor mu? Öyleya kendisine vahiy gelmediğine göre bu bilgiyi yine beğenmediği, sened zincirini sağlıklı bulmadığı Sahabe, Tabiin, Tebe-i tabiin ve diğer ulema vasıtasıyla öğrenmiş olmuyor mu?

Bir başka soru: Peygamberimiz’in Kur’an-ı Kerim’i açıklama ve fiili olarak uygulayarak ümmetine göstermesine ve bize ulaşmasındaki sened zincirini güvenli bulmayarak “Herşeyi Kur’an’dan almalıyız” diyen Mustafa, Hz.İbrahim (a.s)’ın fiili uygulaması ve aktarım misyonuna ve aktarmadaki sened zincirine nasıl inanıyor?

İslam’ın dört ana delili “Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas”ı reddeden birisini görürseniz emin olun Kur’an hariç diğer üç delili reddetmedeki gayesi, boşalan bu alanı kendisi doldurmak istemesindendir ve asıl “uydurulmuş din” budur.

“Mademki, tek delil Kur’an olacak, mademki herşeyi sadece Kur’an’dan alacağız, o halde ‘Kur’an İslamcısı’ arkadaş, sen de çekil Kur’an’la aramızdan” demezler mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR