Tevhid, özgürlük; şirk ise köleliktir

Burada köle olarak belli bir grubu, milleti ya da insan grubunu hedef almıyoruz. Sadece bir zihniyeti eleştiriyoruz.

Bugün de farklı şekillerde mevcut olan kölelik düzeni şöyle işler: Efendiler, kölelerin geçimini sağlarlar ve onları rahata alıştırırlar. Köleler de bu rahatın kaçmasını istemedikleri için efendilerinin sözünden dışarı çıkmazlar. Kölelerin plan yapmaya da ihtiyacı yoktur. Zira her şeyi zaten efendileri düşünmektedir.

Kölelerin her ihtiyacını da karşılamak gerekir. Aksi halde isyan ederler. Fakat diğer taraftan da kölelere fazla lüks bir hayat vermemek gerekir. Zira bu durumda köleler kontrolden çıkabilir veya kendi başlarına iş yapmaya kalkışabilirler.

Buna en somut örnek, Hazreti Musa Aleyhisselâm’ın mücadelesi verilebilir. Hz. Musa, İsrailoğullarını, Filistin’e yerleşsinler ve burada adil ve hak nizamı tesis etsinler; daha sonra da bu sistemi tüm dünyaya hâkim kılsınlar diye Firavun’un zulmünden kurtarmıştır. Yoksa sefa sürsünler diye değil. Ama onlar, alışkanlıkları gereği bu sorumluluğun altına girmedikleri için lanetlendiler. Yerlerine gelen yeni nesil ise tevhid inancı üzere; lider, asker, ticaret ehli ve meslek sahibi olarak yetiştiler.

Özetle Hazreti Musa ve diğer tüm peygamberler, yeni nesilleri bu ruhtan yani şirk dediğimiz inançtan kurtararak tevhid inancı ile yetiştirmeye çalışmışlardır. Pekitevhid ne demektir?

Öncelikli olarak tevhid, İslam’ın inanç esaslarına iman etmektir.

Tevhid, yaratıcı ve yönetici kanun koyucu olarak sadece Allah’ı kabul etmektir.

Tevhid, Müslümanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olmasını kabul etmesi yani yeryüzünün mirasçısı olarak kendisini görmesidir.

Tevhid, sadece Allah’tan korkmak ve sadece Allah’a hesap verme şuuruyla hareket etmektir.

Tevhid, halife ve kul olma şuuruyla cesur, gayretli ve izzet sahibi olmaktır.

Özetle Tevhid, özgür olmaktır. Zira tevhid inancına sahip bir insan sadece Allah’a itaat eder ve O’ndan korkar. Para, güç, şöhret veya başka hiçbir şeye iltifat etmez. Oysa tevhidin zıddı şirktir. Şirk ise güç, para, şöhret ya da menfaate kul ve köle olmaktır.

Şu halde şirk ile kölelik, sömürü ve zulüm arasında bir ilişki vardır. İşte tam bu noktada Nemrut ve Firavun’un ilahlık iddialarını, zulüm ve sömürü açısından değerlendirmek gerekiyor. Zira:

Hiç kimse, Allah’a zarar veremez veya zulmedemez.

Allah, ceza vermekte acele etmez yani kulu kendi haline bırakır ve cezayı ahirete erteler. Mesela Nuh AS’ın kavmi, 900 sene, günah üzere yaşayıp gitmiştir.

Peki, o halde Nemrut ve Firavun niye ilahi tehdide ve dünyevi cezaya maruz kalmıştır? Aslında bunun sebebi, zulmetmeleridir. Ayeti kerimede:

“Firavun, yeryüzünde büyüklük tasladı (Kasas, 4)” buyurulmaktadır.

Yani büyüklük ve ilahlık iddiasından kasıt; sadece Mevla’ya karşı işlenmiş bir suç değildir. Aslında ilahlık iddiası, bir insanlık suçu ve zulümdür. Zira bunun sonucu, insanları sömürmektir. Şu halde ilahlık iddiası aslında insanlara karşıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi; Firavun ya da Nemrut’un ilahlık iddia etmesinin, Allah indinde zerre değeri ya da zararı olamaz. Fakat bunun sonucu, yeryüzündeki nizamı bozduğu ve insanlara zarar verdiği için, Mevla, Firavun ve Nemrud’a savaş ilan etmiştir. Yoksa cezalarını pekâlâ mahşere erteleyebilirdi.

Sonuç olarak ilahlık iddiasının veya Allah’tan başka ilah aramanın birçok zararı vardır:

Mahvolmuş bir dünya hayatı. Zira inancı zayıf kimse hem huzursuz yaşar hem de maddi ve manevi bela görür.

Başkalarına zulüm.

Bunun sonucunda ise mahvolmuş bir dünya hayatı.

Oysa inançlı kimse:

Huzurlu olur zira geçmişe üzülmez ve gelecek kaygısı ile de kendini harap etmez.

Başkalarına zulmetmez. Etse de hatalarını telafi eder.

Böylece hem dünya hem de ahiret saadetini elde eder.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?