Su Uyur, Düşman Uyumaz!

MAKALEYİ DİNLE

Atalarımız ne güzel söylemiş; “Su uyur, düşman uyumaz!” demişler. Gerçekten düşman uyumuyor. Hem de asırlardan beri. Ama bizi pekâlâ uyutmuşlar. “Uyu, uyu, yat uyu!” demişler. Uyutmuşlar ve bütün yaptıklarını unutturmuşlar. Zamanla o korkunç çehreyi unutmuşuz, dostumuzu, düşmanımızı birbirine karıştırmışız.

Gün, uyuyacak zaman değil. Uyanık olmak, hem de gözü dört açmak zamanı. Şimdiki düşman eski düşmanlara da benzemiyor. Kalleşlikte çağ atlamış durumda. Düşman mert değil, nâmert. Doğrudan kendisi karşımıza çıkmıyor. Kuzu postuna bürünmüş, kurt gibi. Sözde “müttefik”, sözde “stratejik ortak”, ancak göz göre göre kuyumuzu kazıyor, işi kiralık kâtillere havale ediyor, düzinelerle terör örgütleri kuruyor, onlara tırlarla silah, çuvallarla para veriyor.

Hedefleri bütün İslâm yurtları… Ancak asıl hedef te son kale olan ülkemiz… Bu, iki kere iki dört edercesine kesin bir gerçek… Öyleyse pürdikkat kesilmeliyiz. Neler yapabiliriz?

Bu vatan hepimizin. Şu anda ülkeyi idare edenlerin de muhalefetin de, şu grubun da, bu grubun da tek başına değil, hepimizin… Öyle ise vatanımızı elbirliğiyle savunacağız.

Savunma hattını ilk önce gönüllerde kuracağız. Bu ülke nüfusunun yüzde 99’u olarak hepimiz kardeşiz. Bunu unutmayacağız. Kalan yüzde 1’lik nüfusla da aramızda vatandaşlık bağı var. Yani bu vatan onların da vatanı. Hatta ülkemize sığınmış olan Irak’lı, Suriyeli ve diğer ülkelerden gelmiş kardeşlerimizin de vatanı. 80 milyon birbirimizle kenetleneceğiz, aramıza nifak sokmak isteyenlere imkân ve fırsat vermeyeceğiz, bu hâin tuzağı boşa çıkaracağız, bu bir…

İkincisi, kurtuluş mücâdelesi için hür konuşma zemini hazırlanmalıdır. Durum ciddidir. Dolayısıyla, bu ülkede bilhassa son bir asırda bütün olup bitenler serbestçe konuşulmalı, tahlil edilmeli, yazılmalı, hastalıklar teşhis edilmeli, hastalığın ilaçları ortaya konulmalıdır. Bu yapılmadan havanda su dövmüş oluruz. Uyumayan düşman da hastalıklarımızdan istifade etmeye devam eder.

Üçüncüsü, bütün millete, yediden yetmişe herkese, “kurtuluş mücâdelesi eğitimi” verilmelidir. İnancımıza göre, düşman bir İslâm beldesine girdiğinde yediden yetmişe herkese cihad, farz-ı ayn olur. Geçen asrın başında bu olmuştu ve halkımız yediden yetmişe bu Fariza-i diniyeyi yerine getirmişti. Allah göstermesin, benzer durum zuhur ederse diye şimdiden tedbirli olmak, hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz. Herkese cihad nedir, nasıl yapılır, öğretilmelidir. Şehâdet şuûru aşılanmalıdır. Askerlerimiz ve polislerimiz ülkenin en kritik yerlerinde ve sınırlarımızın dışında cihad yapıyor. Allah onlardan râzı olsun. Fiilî cihadı yapan ve bunun ilmini bilen bu mümtaz kuruluşlar, bütün halkı bilgilendirmeli, gerekli eğitimi vermelidir. Bunu yapan ülkeler var. Selçuklu ve Osmanlı Devleti de bunu yapıyordu. Biz de ülkece bunu yapmalıyız. Hem de vakit geçirmeden…

Yerli silah imalatına, savaş helikopteri ve diğer vasıta üretimine dair güzel haberler almaktayız. Bundan mutluluk duyuyoruz. Bu sahada milletçe üzerimize ne yükümlülük düşüyorsa, seve seve yapmaya hazırız.

Su uyur, düşman uyumazmış. Uyumasınlar. Biz de uyumayacağız. Allah muhafaza, uyursak, zillet içerisinde uyanacağımızın farkındayız. 15 Temmuz’da uyumadık, Allah’ın izniyle büyük bir oyunu bozduk. Bundan sonra da Rabbimin lütfuyla bütün oyunları bozacağız, inşeÂllah…

Yıllar önce buna benzer yazıyı yazmış olsak, “Arkadaş sen ne diyorsun! İşi abartıyorsun!” denilebilirdi. Ancak şimdi hiçbir akıl sahibi bunu diyemez. Şöyle etrafınıza bir bakın: Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya… Bir de dört bir tarafımıza gelip yerleşenlere bakın. Siz şu suratlarda bir meymenet görüyor musunuz? Yalnızca şu suratlara baksanız kâfi… Saflığın lüzumu yok. Bütün bu olup bitenlere gözünü kapamak, hıyânet-i vataniyedir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR