Müslümanların ahvalinin beyanıdır

MAKALEYİ DİNLE

Gece uykum tutmadı… Önce birkaç kitap aldım elime. Karıştırdım öylesine. Okumak değildi muradım… Gelişigüzel açtım kapadım sayfaları. Kalktım, gezindim salonda.

Sanal medyaya düşmüş bir gazetecinin gözyaşları… İsyanı, Müslümanların ve dünyanın halini özetleyen cümleleri kulağımı kesiyordu.

Yalın, doğal bir şekilde Kudüs’ü, Filistinlileri, İsrail’i ancak bu şekilde biri anlatabilirdi.

Belki de, beni kuşatan duygu, adamın gözyaşındaki samimiyetiydi… En çarpıcı ifade ise, dışarıda Müslümanlar dövülürken, sevih secdesinin yapılıp yapılmadığının mescitte tartışılıyor olmasıydı.

Toprakların işgal edilmiş… Özgürlüğün elinden alınmış... Tutsaksın bir nevi. Sen hapis olduğun bir yerde, bir camide, namazı doğru mu kıldım yanlış mı kıldım… Tereddütü geçirip sehiv secdesi yapalım mı yapmayalım mı, diye tartışıyorsun. Halimizi bu yaşanmışlıktan daha iyi anlatan bir şey olamaz herhalde. Yüreğimi vurdu, bedenimi vurdu… Aklımı vurdu resimler… Dışarı çıktım. Buz kesiyordu hava. Köpekler havlıyordu bahçelerden.

Uyanık kalan ben ve köpeklerdi galiba. Bir saati aşkın sokaklarda yürüdüm… Ellerim ve ayaklarım ağırlaşmıştı. Utanmıştım insanlıktan... Kendimden… Allah’tan.

Döndüm odama. Uyku firar etmişti bir kez… Derken başka bir belgesel sardı ruhumu. Amerikalılar çekmişti.

Bin ladinin nasıl öldürdüklerini… Vatanseverlerin bu işi nasıl başardıklarını anlatıp duruyorlardı… Yapılan planın ayrıntılarını… O günün tanıkları aracılığıyla dillendiriyorlardı.

Tuhafıma giden hadisenin kendisi değildi. Amerika’nın Afganistan’da üssü var, askerleri var, her şeyleri var.

İki saate yakın helikopterlerle Pakistan topraklarına giriyorlar… Pakistan topraklarında, Pakistanlıların haberi olmadan… (iddiaları böyle) bir buçuk saatte eylem yapıp geri dönüyorlar.

Afganistan Müslüman toprağı… Oradan kalkıyorlar… Pakistan’da Müslümanlar yaşıyor, orası Müslümanların şehri, ülkesi… Neyse… Oraya adam öldürmek için helikopterlerle dalış yapıyorlar… Özel timleri indiriyorlar.

Suikast yapılan insanların yaşadığı yer, Pakistanlı askeri karargâhın bir kilometre ötesi. Belgeselde, Müslümanları aşağılayan sözleri, tavırları bir yana bırakıyorum. Manzaraya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Afganistan’dan kalkan coniler, Pakistan’da müslüman mahallesinde eylem yapıyorlar, istedikleri gibi cirit atıyorlar, adam öldürüyorlar, bomba patlatıyorlar, sonra da gizlice geri dönüyorlar…

İkiz kulelerin uğradığı saldırıyı… Bin ladini tartışmıyorum. Amerikalıların kibirli hallerini… Emperyal duruşlarını, Müslümanlara bakışlarını… Küçük ve hakir görmelerini izanlarınızı sunuyorum. Fakir olmak ayrı şey, onurlu yaşamak ayrı şeydir.

Paranın pulun... Silahın bombanın olmaması farklı şeydir, haysiyet ve şeref yoksunluğu ayrı bir husustur.

Başımıza gelen her musibetin temelinde, yontulan, yok edilmeye çalışılan onurumuzdur.

Biz Müslümanlar… Onurlu ve şerefli yaşamayı her türlü konforun, rahatın ve yolculuğun önüne koyamazsak, halimiz haraptır.

Şu an yaşadığımız olumsuzlukların temelinde, köreltilmiş, iğdiş edilmiş kişiliklerimiz ve onurlarımız vardır.

Allaha ve peygambere layık… İslam ümmetinin şerefli bir üyesi olmadıktan sonra, hür ve istiklal içinde olmak mümkün olmaz.

Her manada kıyam şart… İnsanca ve müslümanca yaşamak için.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR