Siyonizm Çökerken -1

MAKALEYİ DİNLE

Rabbülalemin rahmetinden lütfundan biz ahir zaman ümmetine son Kitabı (mesajı) Kur’an-ı Kerim’i, son Elçisi (s.a.v) ile indirmiştir. İhtiyacımız olan haber, ilim, emir ve yasakları, hükümleri, ilkeleri, uluhiyet, nübüvvet, ahiret, ahlak... Kıssaları, misalleri... bildirerek bize ihsanda, ikramda bulunmuştur. Zamanın sonundayız. Son Kitap ve Son Peygamber... Önceki kitaplardan hiçbirisi bugün elimizde yok. Sadece Kur’an-ı Kerim var. O da ilahi koruma altında, mahfuz... Hasan-ı Basri (r.a) hazretlerinin ifadesiyle: “Önceki tüm Kitapların anlamı son Kitapta toplanmıştır. Son Kitabın anlamı da Fatiha Suresinde (ümmül Kitab).

Kur’an’da en çok vurgulanan zikredilen konulardan, kıssalardan birisi de “Beni İsrail”dir. Hz. Musa (a.s), Firavun kavimleri, ilişkileri dikkatimize ibretlerimize sunulur. Siyonizm’in zulmünü gördükçe neden çok zikredildiğini daha iyi anlıyoruz.

Azgınlıklarından dolayı iki kez büyük hezimete uğratılmışlar, Peygamberlerini öldürmüşler (Hz. Yahya, Hz. Zekeriya...) Hz. İsa(a.s)yı öldürmek istemişler, peygamberlerine iftirada bulunmuşlar.

Hz. Musa’ya (a.s): “Biz burada oturalım; sen git Rabbinle birlikte düşmanlarıyla savaş.” “İşittik, isyan ettik...” demişler; bir kısmı domuz ve maymuna dönüştürülmüş. Altından buzağı yaparak ona tapan, ekin ve nesli ifsad eden, Müslümanlara en çok düşmanlık eden, cimri, korkak, dönek, bencil, ırkçı, kibirli, hırslı... Bir karakter. Sanki ifsada (bozgunculuğa) odaklanmış. Ve ifsadın odağı, merkezi konumunda...

Kendilerine gönderilen Tevrat’ı tahrif etmişler, bozmuşlar... O’ndan bencil, ırkçı, sapkın bir ideoloji (Siyonizm) üretmişler. Ve insanlığın başına bela etmişlerdir. Tevrat’ı tahrifle yetinmemiş, İncil’i de (Pavlus eliyle) ondaki tevhid inancını da teslise onlar çevirerek yüzyıllarca hıristiyanlar içinde mezhep savaşlarına sebep olmuşlardır. Tevratı da İncili de değiştirenler onlar olduğu gibi ilahi konumda olan Kur’an’ı tahrife güçleri yetmediği için dinde tefrikayı bu fitneyi de onlar çıkartmış, ateşlemişlerdir. İzleri bugüne kadar gelmiştir. Bizdeki itikadi mezheplerdeki farklılıklar siyasi mahiyette olup, yine onların teşvikiyle öncülüğüyle oluşmuştur. Irkçılık, mezhepçilik, laiklik, faizcilik, kapitalizm, marksizm, darwinizm, tüm sapkın ideolojilerin arkasında onlar var.

Tüm kutsalları, değerleri ifsad ediyorlar. Açıktan bu kadar zulüm yapanlar, gizliden örtülü olarak ne fesatlar yapmaz ki? Cihadsız, siyasetsiz, hukuksuz, reforme edilmiş İslami anlayışı egemen kılmaya çalışıyorlar.

Tüm büyük savaşların, haçlı seferlerinin, devrimlerin, faili meçhullerin sömürülerin arkasındalar. Dünyadaki tüm uluslararası kurum ve kuruluşların, legal-illegal tümünü üreten, yöneten, etkileyen, güdümleyen bir yapılanma, siyonizm...

Bizler Müslümanlar olarak dinimizi doğru ve bütünüyle bilmek, anlamak durumunda olduğumuz gibi, batılın odağı olan Siyonizm’i de iyi bilmek durumundayız. Dünyadaki tüm savaşlar, olaylar aslında bir bütün. Parça parça her birisi bir bütün fotoğrafın içinde... Afganistan, Ortadoğu, Yemen, Arakan... Tüm kargaşalar siyonizm için.

Özetle tüm çatışma alanlarında görünen veya gizlenen gerçek siyonizm. İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Mısır’da Mursi’ye karşı darbe, İhvan’a karşı savaş, Müslüman coğrafyalardaki sınır, yönetim değişiklikleri, kardeş kavgaları... Kavmiyetçilik, mezhepçilik... BM,AB,NATO... Siyonizm’in kontrolünde.

Osmanlı’nın sonlanması, hilafetin kaldırılması, batılılaşma, İslam’dan uzaklaşma hareketlerinde hep o var. Milli Görüş partilerini kapattıran da o güç... 1980 darbesinin arkasında da o var. 1980’de İsrail Kudüs’ü başkent ilan ettiğinde en büyük tepkiyi o zamanki MSP Milli Görüş verdi. Konya’da tepki için yüzbinler yürüdü. Bu mitingden bir hafta sonra darbe yapıldı... İlk kez muhalefetteki bir partiye karşı darbe yapıldı. Yine 28 Şubat post-modern darbesinin arkasında da siyonizm vardı. Sincan’da tanklar, Sincan Belediyesi’nde “Kudüs” konulu piyesin sahnelendiği günün ertesinde yürütülmüştü...

Her şey Siyonizm’e uygun işleyecekti. Yoksa yetkililer demokratik veya başka yollarla dışlanıp, etkisizleştirilecekti... İşte anti-Siyonist Milli Görüş partileri (MNP, MSP, RP, FP) kapatılmadı mı?

BOP ile 22 Müslüman ülke parçalanacak; İsrail’in güvenliği için. Arz-ı Mevud için... Dicle-Fırat arasındaki topraklar “Büyük İsrail”haritası içinde değil mi? Başımızın belası PKK da onların eseri... DEAŞ vb. terör örgütleri de...

Barzani’nin Kürdistan’ını sadece İsrail hem de açıktan desteklemedi mi? O halde “Kürdistan” hedefinin arkasında da yine o var, Dicle, Diyarbakır’da... Son olarak Trump’ın cüretinin, cinnetinin arkasında da, hedefinde de Siyonizm yok mu?

Siyonizm, hedefe varmak için her ülkede işbirlikçiler sağlıyor, onları destekliyor, sonra da kendi çıkarlarında araç olarak kullanabiliyor, ne yazık ki... İşte son günlerde Trump’ın kararı sonrasında dünyadaki tüm Müslümanlar ayağa kalktı. AB, neredeyse tüm dünya tepki gösterdi. İİT toplandı. Mitingler, gösteriler... STK’lar, millet, ümmet herkes “Kudüs İslamındır” dedi.

Hatta Müslüman yöneticiler de öyle dediler. Sonuçta İstanbul Bildirisi’nden ne çıktı? “Doğu Kudüs (şehrin %15’i) Müslümanların başkenti”. Söylenenlere bakıyor, eylemlere, kararlara bakıyoruz. Ne yaman çelişkiler! Bildiriden İsrail, ABD, AB memnunlar. Bu bildiri, İsrail’in bölgedeki yüz yıllık varlığının işgal ve zulmünün meşruiyetini kabul değil mi? Bunu bizler biliyoruz da, Müslüman halkların yöneticileri bilmiyorlar mı? Bağımsız değiller, olamıyorlar, yörüngeden çıkamıyorlar.

Siyonistlerin müthiş ikna yetenekleri var. Müslümanları, Hıristiyanları, herkesi ikna yöntemlerini iyi biliyorlar ve başarılı da oluyorlar. Evangelistleri, kiliseyi, haçlıları bize karşı kendi yanlarında kullanabiliyorlar.

Beni İsrail’in zulmü açık, ortada ve ayyuka çıkmışken biz ne yapıyoruz? Daha “Mavi Marmara” derin yaramız, zilletimiz tazeyken bir de bu zillet çöktü üzerimize... Gazımız alınarak hiçbir yere varılamayacak.

Müslüman halkların yöneticileri ya akıllarını başlarına alıp, halklarının duygularına, değerlerine uygun hareket edip, işbirliğinden vazgeçecekler, yoksa tüm zalimler gibi sonları hüsran olacak. Zalimlere meyletmek bile yasakken, bu olanlardan sonra stratejik ortaklıklarımız, ilişkilerimiz zedelenmesin kaygısı ne zamana kadar sürecek? Allah’ın düşmanlarınız dedikleriyle bizim de fark ettiğimiz gerçeğe rağmen, neden hâlâ gereğini yapmıyor, yapamıyoruz?

Unutmayalım ki zulmü engellemeye çalışmayanlar, zalimlerin zulmüne ortak ve destekçi durumundadırlar. Saflar iki: Ya zalimlerden, ya da mazlumlardan yana olmak. Seyredenler, susanlar, bize ne diyenler de zamanın zalimlerinin zulmüne ortaktırlar.

Mazlumun da, zalimin de kimliği sorulmaz, aranmaz. Bu şu şekilde anlaşılmalı: Filistinlileri Müslümanlığından dolayı kardeşimiz olarak severiz. Siyonistler zalim, onlar mağdur ve mazlum oldukları için onları destekleriz. Şayet tersi durum olsaydı da Filistinliler, Yahudilere zulmetmiş olsalardı biz imanımızın gereği olarak o zaman da yahudileri desteklememiz gerekirdi. Tüm insanların, Yahudilerin de güvenliği ancak İslam’ın egemenliğinde mümkün olur.

İşte dünyanın son fotoğrafı: ABD tek başına BM kararını veto ederek, etkisizleştirebiliyor. Ve bu ABD İsrail’in kuklası olarak dünyaya nizam vermeye çalışıyor! Onun için mevcut uluslararası kuruluşlardan medet ve çözüm beklemenin anlamsızlığı ortaya çıktı. Tabii ki görenlere; körlere değil.

Ve bunun için “İslam Birliği” ne kadar zorunlu ihtiyaç. Dünyadaki zulmün sonlanması, adalet ve barış için... Ümitsiz değiliz; olamayız. Müslümanlardanız... Kitabımıza, Peygamberimize kulak verelim: İsra suresinin ilk ayetleri ve Araf,167 ile Efendimiz(s.a.v)’in müjdeleri var. Bizim ümit var olmamız gerekiyor. Ebrehe zamanının en güçlü fil ordusuyla Beytullah’ı yıkmaya gitmişti. Sonuçta ekin yaprağı gibi biçildi ordusuyla birlikte... Günümüzde de yine amblemi “fil” olan ABD Cumhuriyetçi partinin başkanı Trump, askeri gücüne güvenerek Siyonizmin emrinde hareket ediyor. Binici siyonist, binek de fil... Tarih tekerrür ediyor, edecek...

Hz. Musa (a.s) zamanında Yahudiler mağdurdular, zalim firavunun esaretindeydiler. Sonunda devlet ve izzet buldular. Ve firavunun ülkesine mirasçı oldular. Günümüzdeyse beni israil firavunu oynuyorlar. Onun tarafındalar. Filistinliler de mağdur ve mazlum tarafındalar.

Hz. Musa’dan sonra düşmanları Calut ordusuna karşı Talut ordusunda ve Davut(a.s)’ın sapan taşıyla zafere ulaşmışlardı. Günümüzdeyse sapan taşları Filistinli çocukların ellerinde ve yine sapan taşları zalimleri yenecek biiznillah! Görülecek ki sonunda taşlar tankları ezecek. Filistin Müslümanlaşacak, özgürleşecek, böylece yeniden “selam yurdu” olacak.

Biz Müslümanlar Kur’an’dan yüz çevirmemizden dolayı düştüğümüz bu zilletten kurtulmak için tevbe-istiğfarla yeniden Kur’an’a yüzümüzü döndürerek, zalimlere karşı mücadeleyle Fetih, İsra, Araf, Nasr surelerini de okuyarak Rabbimizin yardımını bekleyeceğiz. O’nun vaadi var:”Dinine yardım edenlere yardım edecek” ve “Beni İsrail’e azdığında kıyamete kadar azap verecek kavim gönderecek”.

Allahu Teala ne güzel Vekil, Nasir, Veli ve Kafi’dir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR