Zaferin Yolu Ümmet Birliğinden Geçer

MAKALEYİ DİNLE

Sömürgeci ülkeler İslam âlemini parçalayıp yutmak için büyük gayretler sarf ettiler. Arazileri parçalayarak Müslüman halkları devletçiklere bölme hususunda başarılı oldular ama kalpleri asla birbirinden ayıramadılar. Hali hazırda iktidar koltuğunda oturan Batı uşağı yöneticilerin bütün fitne ve fesatlarına rağmen Müslüman halkları birbirine düşman yapamadılar, aralarındaki kardeşlik bağlarını koparamadılar.

Bugün emperyalist kâfirlerin sun’i sınırlarla ayrıştırdıkları İslam coğrafyasında uyguladıkları ırkçılık temelli ayrışmalar üzerine bir de bölgecilik temelli ayrışmaları ilave etmek istemektedirler. Mısırcılık, Suudculuk, İrancılık gibi. Ama bu da tutmayacaktır. Zira İslam; kardeşliği zedeleyen, Müslümanların birbirleriyle kavuşmalarına engel olan, onları tefrikaya sürükleyen her şeyin karşısındadır. Nitekim vahyin inzal olduğu topraklarda kabilecilik, soy sopla övünme zirvedeydi. İnsanlar yalnızca kendi kabilesinin ve kendi bölgesinin çıkarları için bir araya gelir ve yine onun için vuruşurlardı. Ama İslam geldi bu cahiliye anlayışını tümüyle kaldırdı. İlk iman nesline baktığımızda Kureyş’in en şereflileri ile Habeşli köle Hz. Bilal’in, Bizanslı Hz. Süheyb’in, İranlı Hz. Selman’ın (radiyallahu anhum) tam bir kardeşler topluluğunu oluşturduklarını görürüz.

Nitekim ashabı kiramdan bazılarının bulunduğu bir mecliste, Sa’d bin Ebi Vakkas, sahabinin ileri gelenlerinden bazılarına soylarını saymalarını teklifte bulunur. Kendisi de bu arada kendi soyunu baştan sona sayar. Topluluğun içinde İran asıllı Selman-ı Farisi de bulunmaktadır. Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.) Hz. Selman’a da nesebini sayıp dökmesini isteyince o: “Ben İslamınoğlu Selman’ım. Nesebimi sizin gibi bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, o da Allah’ın beni İslam ile şereflendirdiğidir” cevabını verdi.

Sa’d b. Ebi Vakkas’ın böyle bir bahis açmasından rahatsız olan Hz. Ömer (r.a.) da söz sırası kendisine gelince tıpkı Selman-ı Farisi (r.a.) gibi cevap vererek şöyle demiştir: “Ben de İslamınoğlu Ömer’im.” Bu olayı Resulullah (s.a.v.) duyunca Selman’ın cevabını çok beğenmiş ve ona şöyle sahip çıkmıştır: “Selman bendendir, benim ehli beytimdendir (ailemdendir).”

Şair şöyle diyor:

Çin’de bir Müslüman huzursuz olsa uykularım kaçar,/Bir Müslüman Hindistan’da rahatsız olsa bu beni ağlatır. /Mısır reyhanım, Şam nergizimdir. /Cezire’de tarihim ve adresim var benim. / Irak’ta şeref eli beni yükseltir, / Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s Sahra yerleşir kalbime. / Şüphesiz o beni gözetir, ben de onu. / Uzaklarda da olsa Buhara benim vatanımdır. / Horasan denildiğinde huzura kavuşurum ben.

Bugün Kudüs ikinci kez işgal altındadır. Nitekim bundan önce de haçlılara esir düşmüş ve bu esaret bütün Müslümanları derinden yaralamıştı. O dönem Selçuklu Sultanlarından birçoğu Haçlılara galip gelmek için uğraşmışlardı. Ama Kudüs’ün ve haçlı işgali altında bulunan diğer İslam topraklarının kurtarılması ancak İmadüddin Zengi’nin hazırladığı ümmet birliği projesi sayesinde olmuştur. Onun oğlu Nureddin Mahmud Zengî bu projenin ilk kısmını, Selahaddin Eyyübi de ikinci kısmını gerçekleştirdi. Selahaddin Eyyubi’nin Hıttîn’de haçlıları bozguna uğratması ve ardından da Kudüs’ü fethi ile İmadüddin Zengî’nin projesi taçlanmış oldu.

İşgal altındaki Kudüs, ilk işgal edilişi sonrası nasıl ki İslam ümmetinin yeniden dirilişinin fitilini ateşlemiş ve tüm İslam memleketlerinin işgalden kurtarılarak fetih ruhunun yeniden dirilmesine vesile olmuşsa inşallah bu ikinci işgal olayı da yeniden fetih ruhunu şaha kaldıracak, Kudüs’ü özgürlüğüne kavuşturduğu gibi adeta bir kibir abidesine dönüşmüş olan emperyalist kâfirlerin burnunu yere sürtecektir. Tarih, bundan önce Kudüs’ten yola çıkan orduların bir gün Viyana kapılarına dayandıklarına nasıl şahitlik yaptığı ise yine çok uzak olmayan bir zamanda inşallah fetih ordularının New York, Moskova ve Pekin kapılarına dayandığına da şahitlik yapacaktır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR