Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
NİSA 1: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkup sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” Sizi yaratan Rabbinizin emir ve yasaklarına uyunuz. Akrabalık haklarını gözetip koruyunuz. Çünkü O, sizi tek bir candan, o bir candan onun eşini yaratmıştır. Tefsirciler o bir tek canın Hz. Âdem, eşinin de Hz. Havva validemiz olduğunu söylemişler ve bunu Peygamberimiz (s.a.s)›in hadislerinden almışlardır. Allah, bu bir erkek ve kadından birçok erkek ve kadını üretti ve yeryüzüne yaydı. Şu anda yeryüzünün neresinde bir insan varsa, yedi buçuk milyarın üzerindeki bu insanların hepsi, bu bir anayla bir babadan dünyaya geldiler. Bu, Allah’ın kudretinin bir eseridir. Kadın; eşi olarak yaratıldığı erkeğin eksikliklerinin kendisiyle tamamlandığı kişidir ve sorumlulukları da buna göre belirlenmiştir. Kadın insan ve kul olarak İslam’ın genel tekliflerinden erkekler gibi, cinsine özel emirlerden de kadın olarak sorumludur. İman edecek, güzel ahlak ve iffet sahibi olacak, namus ve şerefini koruyacak, kocasına eş, doğuracağı çocuklarına anne olacak, salih amel işleyecek, hakkı ve sabrı tesviye edecek, itaatkâr bir kul olmayı hedefleyecektir. İyiliği emredecek, kötülüğe engel olacaktır. TEVBE 71: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Allah’ın teklif ettiği ilahi emaneti, erkek ve kadın olarak birlikte yüklenmişlerdir. AHZAP 73: “(Allah İslam emanetini insana vermek suretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrikerkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, inananerkeklere ve inanan kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” Erkekler ve kadınlar, kul ve insan olarak sorumlu oldukları özel ve genel bütün vazifeleri, Müslümanlık sınırları içinde yapmak zorundadırlar. Allah insanlığı kadının bedeni üzerinden yaratmayı takdir etmiştir. Bu bakımdan kadınlar için en büyük makam annelik makamıdır. Bunun için cennet annelerin ayağı altındadır denilmiştir. Kadınların biati de bu şerefli göreve zarar verecek hatalı davranışlardan kendilerini korumak sözü üzerinden olmuştur. MÜMTEHİNE 12: “Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, maruf işlerinde sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”Annelik görevi sadece çocuk doğurmaktan ibaret bir görev olmayıp, aynı zamanda ümmet için salih nesiller yetiştirilmesi bakımından bir muallimlik görevidir. İslam’ca düşünen bir kadın, Allah’ın rızasını bu fıtri görevi bütün boyutları ile yerine getirmekte arar.
MESELELER
Allah, ilk insan Âdem (a.s)›i topraktan ve o bir nefisten eşini yaratmıştır. Havva olmadan Âdem, Âdem olmadan Havva eksiktir. Erkekle kadın birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler. BAKARA 187: “…Kadınlar sizin için birer elbise, siz de kadınlar için birer elbisesiniz…” Erkeği erkek, kadını kadın olarak yaratan Allah’tır. Allah, dilediğine kız, dilediğine erkek çocuk verendir. Kul, Allah’ın seçimine rıza gösterir, şükreder ve seçildiği vazifeyi mükemmel bir şekilde yaparsa kazanır. Allah katında itibar ve şeref sahibi olmanın ölçüsü cinsiyet değil, takvadır. Günümüzde yanlış eğitim müfredatları yüzünden kadınlar ve erkekler birbirlerine eş ve elbise olma görevlerinden ya kaçınıyorlar veya geciktiriyorlar. Âdemler Havvasız, Havvalar da Âdemsiz yaşamayı meziyet sayar hale geldiler. Bu Müslümanlığın telkin ettiği bir şey değildir. Peygamberimiz: “Benim sünnetimden uzaklaşan benden değildir. Muhakkak ki nikâh benim sünnetimdir. Öyleyse beni seven nikâh sünnetimi işlesin” buyurmaktadır. Nikâh bir kimsenin Müslümanlığının da göstergelerindendir. Aile olup çoluk çocuğa karışmak ancak nikâh ile mümkündür. Kadının aile içindeki sorumluğu kocasının evinin çobanlığı görevidir. Peygamberimiz buyuruyor: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve halkından sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve ondan sorumludur…” Kadın kocasının evinin çobanlık görevini yaparsa yaratılmış olduğu gayeye hizmet etmiş olur. Bu görev ise maruf ölçüler içerisinde ailenin reisi olan kocaya itaat ile yerine getirilir. Bu İslam’ın bir disiplinidir. İslam’ın bu disiplinine yönelik olarak yürütülen AB kaynaklı düşmanca faaliyetlere kaşı en büyük tepkiyi yine Müslüman kadının vermesi gerekir. Çünkü AB kaynaklı bu çalışmaların temel hedefi, Müslüman aileyi çökertmek, kadını ifsat ederek aile içi görevlerini yapamaz hale getirmek ve kulluktan köleliğe taşımaktır.
TEFEKKÜR
Allah ve Resulünün tanımını yaptığı saliha kadınlardan olmak, her Müslüman kadının tek hedefi olmalıdır. Çağımızda kadına yönelik olarak, batıdan gelen bütün tekliflerin peşinen reddedilmesi, Müslüman kadının iffet ve izzetini koruması bakımında önemli bir adım olacaktır. Milli Görüş, Müslüman kadına bu direnme gücünü kazandırmak için yoğun bir gayretin içindedir. Erbakan Hocamızın Milli Görüş hareketini başlatırken verdiği temel konferanslardan birinin de “İslam’da ve Batıda Kadın” olması anlamlıdır. Kadın hak ettiği değeri ancak, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi iktidarında bulabilir. Selam hidayete tabi olanlara…