ABD-Türkiye-İran perişanlığı ve Adil Düzen

MAKALEYİ DİNLE

Dünyada hükümran olan bir Firavun ve Nemrut nizamı var… Sömürü Sermayesi, bu nizamı faizli karşılıksız paraya dayandırmış durumda, bütün dünyayı sömürmeye devam ediyor… Dünya ülkelerinin bu zalim nizama karşı pek sesi çıkmadı, sömürü devam etti…

Ne zamana kadar?

Necmettin Erbakan diye biri ortaya çıkıp bu durumu önce anlatıncaya kadar…

Erbakan Hoca bütün bu anlattıklarının adını da koydu; ZALİM DÜZEN…

Elbette “Erbakan Ekolü” denecek şekilde TEŞHİS ve TEDAVİ ile…

TEDAVİ reçeteleri de şöyle; genel olarak “ADİL DÜZEN” ve

Özel olarak da “ADİL EKONOMİK DÜZEN”…

54. TC Hükümeti Başbakanı Necmettin Erbakan, işte bu “zalim düzen”e karşı, alternatif uygulama örneği olarak, -kendi ifadesiyle- “ADİL DÜZEN” örneğinin sadece kokusunu koklattı… Ve “ADİL DÜZEN”in sadece kokusu bile, 54. Hükümet’i Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti yaptı… Erbakan’ın ömrü ve sağlığı elverseydi, “ADİL DÜZEN” uygulamalarının örneklerini de gösterecekti… Bize, Millî Görüş mensuplarına, bütün Türkiye’ye, İslâm âlemine ve bütün beşeriyete düşen görev; Necmettin Erbakan’ın bıraktığı yerden devam etmek ve “ADİL DÜZEN” bütün dünyaya hükümran olsun diye çalışmaktır…

Bu girizgâhı neden yaptım?

Önceki yazımın en sonunda ne demiştim?

“Bana ne Amerika’dan! Bana ne Amerika’dan! başlıklı yazımdan yola çıkarak, doğrudan ABD, BM ve ‘ADALET’ merkezli bir yazı yazacaktım… Ama iktidar (AK Parti) ve muhalefet partilerimizin (özellikle CHP’nin) perişanlıkları bu yazılanlara vesile oldu… Bu konuda asıl yazacaklarımız gelecek yazı ve yazılara kaldı…”

Evet, bu yazı “ADALET” merkezli bir yazı oluyor…

Ama sadece “ADALET” değil, aynı zamanda bütün mazlum ülkeler ve bütün dünya için tek çare ve çözüm olan “ADİL DÜZEN” merkezli bir yazı oluyor…

Buraya kadar, ‘Bana ne Amerika’dan! Bana ne Amerika’dan!’merkezli olarak yazılanların sebebi, herkesin malumu; her gün gündemden düşmeyen malum mesele…

Oradan devam edelim…

Birleşmiş Milletler şayet İran’a bir ambargo uygulamışsa, Türkiye de bunu delmişse, Birleşmiş Miletler davacı olmalı, davalı ise kişiler değil devlet olmalıdır, mahkemede Birleşmiş Milletler’in hakemi olmalıdır. Mahkeme de ABD’deki tiyatro şeklinde değil, Türkiye’deki hâkim-savcı-avukat şeklinde de değil; “hakemler sistemi” ile olmalıdır…

ABD’de yürütülen bu tiyatrovari davada hukuk genel kurallarına aykırı bir durum vardır. ABD kendisini dünyayı yöneten devlet olarak kabul ediyor ve hem davacı hem de yargıç durumuna geçiyor! Devlet muhakeme edilir, mahkûm edilir. Görevlileri cezalandırmak ise o devlete aittir. Birleşmiş Milletler’in (BM) kararına dünyadaki ülkelerden birinin bir vatandaşı uymamışsa, onu başka bir devletin mahkemeleri yargılayamaz...

Peki, bu tiyatronun ana sebebi nedir?

Sömürü Sermayesi dünyayı ikiye ayırıp üçüncü dünya savaşını çıkarma çabasında, ABD ve Türkiye de buna çanak tutuyor. ABD yönetimi Sermaye’nin bu tezgâhına gelmemeli, Türkiye de gelmemeli. Tutuklu yargılama sistemi kaldırılmalıdır. Tutuksuz yargılananlardan mahkûm olanların cezalarını mahkeme değil devletler infaz etmelidir...

Adil yargı sistemi, hakemlerden oluşan yargı sistemidir.

Hakemlerden birini TC, diğerini ABD seçer; o hakemler da başhakemi seçerler.

Adil yargı budur.

Bunların verdiği karar şeriatın verdiği karardır. Şeriatın kestiği parmak acımaz.

Bu olaylarla insanlık ilahi şeriatın ötesine tav’an veya kerhen yani isteyerek veya istemeyerek gelecek ve “ADİL DÜZEN” tesis edilecektir... Ve’s-selâm…

Kaldığımız yerden devam ederiz…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR