Emperyalizmin yeni oyunu

Emperyalizm oyun tazeliyor ve yeni kuklalar peşinde. Oyunun kuralı böyle. Yıpranan, çıkarları lehine devşiren, deşifre olanların yerine yenileri getirilir.

Türkiye siyasası genel çerçevesiyle güdümlü. Bu, ister ABD -İngiliz- İsrail eksenli olsun, ister NATO isterse AB ve Batı eksenli olsun, sonuçları değişmiyor. Batı ruhlu kesimlerin veya pragmatistlerin asla vazgeçemeyecekleri bir bakış. Sonuçları aynı.

ABD çıkarlarından asla ödün vermez. Adam değiştirir, tarz ve üslup değiştirir, at ve adam değiştirir, sonuçları değişmez hiçbir zaman. Türkiye siyasasında uzun yıllar İttihatçı geleneğe dayanan bir süreç yaşandı. Artık bu, hem tıkandı hem de karşılık bulamadı. Bunun yerine muhafazakâr bir tercihte bulundu. Ne de olsa değerlerine bağlı büyük kitlelerin varlığı belirleyici oldu. Bu, Turgut Özal ile hem liberal, hem faizci, hem muhafazakâr ve Batıcı bir yönelime kapı aralama idi. Sonrası da bunun izleği, değişen bir şey yok. Hatta daha muhafazakâr görünümlü ama gayet de modern. Belki de Türkiye siyasasında en uzun dönemlerden biri yaşandı.

Nihat Erim’in anılarında anlatıldığı gibi Süleyman Demirel’in kardeşleri, yeğenleri, kayın ve çevresinin içinde bulunduğu yolsuzluk durumunun gündemde olması üzerine bir değişime gidildi. Doğaldır ki bu, halkın gözünden kaçamazdı. Ve yenilenmeye gidildi. Nihat Erim, bir darbe girişimi ile kendini başbakanlık koltuğunda buldu.

Emperyalizm bu gibi durumlarda uzun zaman birlikte olduğu kimseleri feda etmekten asla kaçmaz. Gerektiği yer ve zamanda gözden çıkarır.

Ortadoğu’da devrilen liderlerin hemen hepsinin ortak yanı bulunuyor. Uzun yıllar güdümlediği yöneticileri yeri ve zamanı geldiğinde, gerçek olsun ya da olmasın, yolsuzluk ile daha çok gözden düşürüyor. “Arap Baharı” diye adlandırılan emperyalizm güdümlü dalgada hemen bütün liderlerin akıbeti aynı oldu. Bunlar yapılırken de mutlaka özgürlük ve demokrasi büyülü imgeleri ile alaşağı edildi. Diktatör, zalim, ülkenin olanaklarını kendi lehine devşirenler olarak gösterildi. Medyanın bütün olanakları kullanılarak tabiî.

Türkiye şu sıra benzer bir kaderi yaşıyor. Reza Zarrab olayı ile bir ülkenin iç işlerine müdahale etme, yolsuzluk ve diktatöryal vurgulu bir süreç yaşanmakta. Bütün bunlar olup biterken kimi belgeler el altından servis edilmekte. Bu, 17-25 Aralık’ın sürecidir, yani gözden çıkarmadır.

Ülkemizi zora sokacak yeni bir operasyondur bu. Emperyalizm kendine yeni kukla tercihinde bulunuyor.

Sol görünümlü, kisveli, aslında liberal olan CHP servis ile görevli şu sıralar. ABD güdümlü bir oluşa ve hamleye razı. İktidar hırsı ve çıkarıdır bu bir bakıma. Rakibine güç yetirememe. Tabiî o zaman böylesi bir durumda ne sol, ne sosyalizm kalır. Bu, aynı zamanda güdümlü olmaya razı oluş ve teslim oluştur. Zaten başka bir durum da beklenemez onlardan. Çünkü onlar da zaten anlayış ve görüşleri ne olursa olsun Batı ruhludur.

Türkiye’yi derinden sarsacak böylesi bir hamlenin sonuçları elbette çok daha ağır olacağı kuşkusuz.

Bu yaklaşımımız iktidarı, olumsuzluklarını, yanlışlarını ve açmazlarını olumladığımız anlamına gelmemeli. Durum bir başka yöne doğru seyrediyor. Saddam Hüseyin, Kaddafi, Beşşar Esad, Bin Ali ve benzerlerinin akıbeti sadece kendi sonları olmadı. Ülkelerinin içine düştüğü durumu da gösteriyor.

Gerektiği zaman uyarılarımız oldu, olmaya da devam edecek. Yanlışların peşinde gidecek değiliz hiçbir zaman. Temel yaklaşımımız şudur bizim. Emperyalizm güdümlü hiçbir oluşumun, tutumun ve davranışını içinde olamayız.

Mevcut iktidarın açmazı da güdümlü olmanın getirdiği bir sonda düğümleniyor. Zamanında Amerika ve İsrail olmadan olmaz diyenlerin açmazıdır bu. Kendi varlık bilincinde olmayanları bekleyen bir sondur bu. Elbette ki sonuçları da çok ağır oluyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?