Sağlık ve hastalık nimetleri-2

MAKALEYİ DİNLE

“Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş.”

Hastalıklara sabır ve hamd gerekiyor. Şikâyet ve itiraz zararlı. Doktor nasıl ki hastasını tedavi için acı ilaçlar uygular, gerekiyorsa ameliyat/ operasyon yapar. Bunlar elem verse de hastanın iyileşmesi içindir. Rabbimiz de bu hastalıkları, elemleri bizim ruhumuzun/kalbimizin sağlığı/tedavisi için yaratıyor hikmetiyle bakılması gerektiği ifade ediliyor.

Nefsimize elem veren bedeni hastalıklarımızı hepimiz farklı derecede de olsa algılar, biliriz. Tedaviye de yöneliriz. Ne var ki, kalbi/manevi hastalıklarımızın farkına kolay kolay, bazen de hiç varamayabiliriz. Bu en büyük tehlike... Bunun farkında olsak, bu şuurda olabilsek, ahiret hayatımızla ilgili bu dertlerden kurtulmak için belki de herşeyimizi bedel olarak ödemeye girişiriz. Üstelik bunların parayla satın alınması da mümkün değildir. Bedavadır, lütuftur.

Nimetlere “şükür”, alındığındaysa “sabır” görevlerimiz var.

Kalbimizin gerekli gıdaları (iman, zikir, tefekkür, ilim , salih amel) alınmazsa oluşan hastalıklar, bedeni hastalıklarla tedavi edilebilir. Böyle olunca, insan (mümin) için manevi gıdalar eksik, yanlış olduğunda bedeni hastalıklar bunun ilaçları oluyor. Böylece dert, dermana dönüşebiliyor. Bedendeki dert, kalbe derman olabiliyor. Bu açıdan bakıldığında müminler her iki yönden de hasta olabilirler. İnanmayanlar ise bedeni sağlık içinde olsalar da kalbi hastalığa müpteladırlar.

Örneğimiz, önderimiz, rehberimiz, “tabibü’l kulub”umuz, “müzekki”miz Rahmetellilalemin Efendimizin (S.A.V.) konumuzla ilgili birkaç hadis-i şerifini paylaşalım:

“Bir hekim, yanlış tedaviyle bir hastanın ölümüne neden olursa, onun diyetini öder.”

“Allah’tan (C.C.) af ve afiyet dileyin.”

“İki büyük nimet vardır ki, insanlar genellikle bunlardan gafildirler. Sağlık/afiyet, boş vakit...”

“Sabır (itaatte, isyanda ve musibetlerde) imanın yarısı, şükür (nimetleri yerinde, itaatte kullanmak) de öbür yarısıdır...”

“Günahlarla kirlenen kalpler, istiğfarla, zikirle temizlenip, cilalanır.”

“Dertleriniz günahlarınız, ilaç ise istiğfardır.”

“Tedavi olunuz. Her derdin devası vardır, ölümden başka...”

“Hz. Ali (R.A.) hastalandığında Efendimiz (S.A.V.) ne yapıyorsun? Diye sorunca, “sabır istiyorum” cevabına “neden afiyet istemiyorsun” diye uyarmış.

Hz. Ali (R.A.): “İlacın sendedir fakat ki görmezsin. Derdin de sendedir. Lakin farkında olmazsın. Sen kendini küçük bir cisim zannedersin. Hâlbuki sende dürülür koskoca bir âlem.”

Yine ehl-i hikmetten konuyla ilgili bir hikmet demeti:

Hz.Mevlana: “Kilimin çubukla dövülmesi merhametten/şefkattendir (Onu temizliyor).”

“Cesede arız olan bütün afetler, tevbesini bozan gözün nazarından gelir.”

“Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir. Ondan dolayı bir kimseyi belalara uğratması rahmetindendir.”

“Gam, keder, hastalık ve meşakkat birer hazinedir. Lakin bu fikir çocuklara nasıl tesir eder?”

“Nimet, gaflet sebebiyle illet olur.”

“Maddi hastalıklar için tabibe ücretle gidilir de, manevi hastalıklar için ücretsiz iyilere gidilmez.”

“O mayası bozuk firavun, Allah’a dönüp, inlemesin ve münacatta bulunmasın diye bütün ömründe bir defa olsun başı ağrımadı. Allah ona bütün dünya mülkünü verdi de dert vermedi. Dert, cihan mülkünden daha iyi ve değerlidir ki, onun sevkiyle Allah’a gizlice dua eder ve ‘aman Ya Rabbi’ dersin. Dertsiz dua bir işe yaramaz. Dertli dua gönül duygusuyladır.”

“Fakirlik ve hastalık ey salih, senin için servet ve sağlıktan efdaldir...”

“İnsanın derde müptela olması affına işarettir.”

“Nerede dert varsa derman oraya gider.”

“İnsan, afiyet ve refahta oldukça Allah’tan gafil olur. Hastalık ve musibetteyse Allah’a iltica eder, yaklaşır. O halde dertten şikâyet etmemeli, onu nimet bilip, şükretmelidir.”

Ahmed er-Rufai (k.s): “Zenginlik tuğyan, fakirlik zillet, hastalık acziyet, afiyet de güç ve ucup meydana getirir.”

Hacı Şaban Efendi (k.s): “Bir müminde illet, kıllet, zillet olmazsa başını taştan taşa vursun.”

“Doktorun dertlisi ne kötüdür...” “Şifa Allah’tan, doktor sebep.”

K.S.Süleyman: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

Konuyu Efendimiz (S.A.V.)’in duasıyla sonlandıralım: Allah’ım sen bize afv, afiyet ve kalb-i selim ihsan eyle...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR