Hesap, ayrıntılıdır yani zerre kadar iyilik veya kötülüğün hesabı ve karşılığı vardır

MAKALEYİ DİNLE

Ali dedeme ithaftır. 16 Kasım 2013.

İlmihallerde, başlangıç bilgisi olarak verilen bazı şeylerin, nihai bilgi gibi kabul edilmesi doğru değildir. Örneğin kabirde; “Rabbin kim? Peygamberin kim?” gibi başlayan soruların cevaplarının ezberlenmesi, yanlış olmasa da, nihai manada durum böyle değildir. Zira;

Bu sorulara verilen her cevabın gerekçesi istenmektedir ki mümin ile münafık arasındaki fark budur. Mümin, kabirde, akli ve nakli deliller ile cevabını gerekçelendirmek için gayret ederken; münafık, “pek bilmiyorum. Herkes öyle diyordu ben de onlara uydum” diyecektir.

Dünyada basit bir ateşte bile insan beyni ve duyuları sağlıklı çalışamamaktadır. Bu durumda kabirde, dilimizi, kendi irademizle ne kadar kullanabileceğimizi bilemiyoruz. Yani bir başka ifade ile Allah, müsaade eder ise her cevabı veririz. Allah’ın müsaadesi ile iman ve amelimize göredir.

Buna göre;

Kabirdeki hesabın, ne zaman başlayıp ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Çünkü oradaki zaman ve mekân, dünyadaki gibi değildir. Kabirde bir hayat vardır. Müminler birbirlerini ziyaret ederler kabirde. Kabirdeki kişi, kabrini ziyaret edenden haberdar olur. Önceden vefat eden kimse, sonradan vefat edip gelene, dünyadaki ahvali sorar. Ama biz, bütün bunların nasıl ve ne şekilde olduğunu bilmiyoruz.

Fakat kabirdeki hesap, ayrıntılı değil; geneldir. Burada sadece iman ile ve bazı günahlar ile alakalı hesap vardır. Buna göre kişi, kabirde, cenneti ya da cehennemi yaşar. Ama gerçek ve ayrıntılı hesap, mahşerdedir. Yine de bu soruların bile ne kadar vakit alacağını bilemiyoruz.

Mahşerde de her fiilin, her sözün, her tavrın ve hatta her düşüncenin hesabı vardır. Mevla güzel düşünceye sevap verdiği halde kötü düşünceye ceza vermeyecek olsa da; yine de tüm düşüncelerimizden de bizi hesaba çekecektir. Hatta mimiklerimizin bile hesabı vardır ki bazı mimiklere ceza ya da mükafat da vaadedilmiştir.

Mahşerdeki hesap, herkesin gözü önünde ve açıktan yapılacaktır. Yani herkes, bizim hesabımıza şahit olacak. Özellikle ailemiz ve tanıdıklarımız. Fakat Mevlâ, bazı kusurlarımızı herkese göstermeyecek ve bizi rezil olmaktan kurtaracaktır. Biz insanları ne kadar affeder, onların kusurlarını ne kadar az araştırır ve ne kadar az gıybet eder isek; Mevlâ da mahşerde bizim onur ve şerefimizi o derece muhafaza edecektir.

Mahşerde, peygamberler dahil herkes hesaba çekilecektir. Hatta en çetin hesap, peygamberlerindir. Yine ilk hesaba çekilecek olan Cebrâîl (A.S.)’dır. Hazreti Cebrâîl, Allah’ın emirlerini peygamberlere tebliğ edip etmediğinden hesaba çekilecektir. Alalh’ın tek bir emrini, tek bir peygambere tebliğ etmemiş bile olsa; bunun hesabını vermeden Allah’ın huzurundan ayrılamayacaktır. Bu da, hesabın ne kadar şiddetli olduğuna işaret etmektedir.

Şefaat vardır ve Allah’ın müsaade ettiği herkes, şefaat edecektir. Şefaat, kulun iman ve şahsiyetine göre, Allah’ın müsaade ettiği kimseler içindir. İman sahibi olmakla birlikte herhangi bir nedenden dolayı amelinde eksiklik olanlar için şefaat vardır. Yani iman sahibi, iyi niyetli ve hayırlı kimseler için. Yoksa imanı olmayan, niyetinde sıkıntılı olan kimseler için şefaat yoktur. Şefaatin hikmeti, Allah’ın, her şeyi, bir sebep ile yarattığını ve adil olduğunu ispattır. Böylece herkes, cennette gidenin de cehenneme gidenin de, şefaate nail olanın da mahrum olanın da, bunu kendisinin hakettiğini görecek ve kimse, Allah’ın adaletinden en ufak bir şüpheye düşmeyecektir.

Mahşerdeki hesabın ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Zira Hz. Adem (A.S.)’dan beri yaşamış her insan, tek bir meydanda, herkesin gözü önünde, her işten hesaba çekilecektir. Dünya zamanı ve mekanıyla, bunun ne kadar süreceğini hesap etmek zordur. Tabi ki Mevlâ için her şey kolaydır. Ancak Mevlâ; kötüler için ceza, iyiler için kefaret olsun diye, başkalarının hesabına bizi de şahit tutacaktır. Ayrıca birbirleri üzerinde hakkı olan insanların ve hatta aynı zamanda yaşamış olan bütün insanların, birlikte hesaba çekilmesi icap ediyor. Zira birbirimiz üzerinde haklarımız olduğu gibi birbirimizin başlarına gelenlerden sorumluyuz da. Bu yüzden, birlikte hesaba çekileceğiz ki buna bütün insanların hesabının bitmesini beklemek de dahil edilirse mahşer meydanında çok ama çok uzun süre bekleyeceğiz. Fakat müminler için bu zaman, kolay ve kısa geçecektir. Allah Resûlü (S.A.V.), mahşerdeki hesabın, bir mümin için, bir vakit farz namaz kılmak gibi kısa ve kolay olacağını ifade buyurmuştur.

İşte bütün bu zorlukların, bize kolay gelmesini istiyor isek; dünyada rahatımıza az düşkün olmak tavsiye buyurulmuştur. Dünyada Allah’ın emirleri uğruna az uyuyan, kabirde rahat uyuyacaktır. Dünyada Allah yolunda sıkıntı çeken, mahşerde kolaylık görecektir. Dünyada affedici olan, mahşerde affedilecek; dünyada az kusur görenin mahşerde kusurları gizlenecektir.

NOT: Konuyla alakalı daha fazla bilgi ve deliller için, İmam Kurtubî’nin “et-Tezkira” adlı eserine bakınız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR