Hanife Yılmaz / İstanbul

Soru: Haremlik – Selamlık nasıl bir uygulamadır?

Cevap: Haremlik-Selâmlık gözlerin harama değil, helale bakmasına yardımcı olan bir uygulamadır.

Bakmak 4 kısımdır:, Erkeğin kadına bakması, Kadının erkeğe bakması, Erkeğin erkeğe bakması, Kadının kadına bakması.

Kadın zevce (erkeğin hanımı) ise kocası ve karısı birbirlerine bakması ve dokunması caizdir.

Kişinin kendi fercine (cinsel uzvuna) ihtiyaç olmaksızın bakması mekruhtur. Kadın, kız kardeş ve teyze gibi mahrem birisi olursa kadının ve erkeğin çoğunlukla örtülen yerlere bakması mekruhtur.

Bakışlar şer ve şehvetin postacısı, felaket ve iffetsizliğin habercisidir. Gözler ne kadar korunursa şuur altındaki temayüllere o derecede fırsat ve çıkış imkânı verilmemiş olur.

Şu husus kesinlikle bilinmelidir ki, göze hâkimiyet gönle hâkimiyetin ilk kapısıdır.

Haremlik-Selâmlık hususunda zikredilen tedbirler zinayı önlemek içindir. Aksi haller insanları zinaya kademe kademe götürücüdür. Zina ise toplumsal kargaşanın sebeplerinin ilk sırasında yer alır.

Aile hayatı ve temiz neslin yetişmesi kadının erkeğe, erkeğin de kadına nizami olarak sahip olmasına, birbirlerine ait olmasına bir bakıma kadının korunmasına bağlıdır.

Kadın cinsel cazibenin merkezi, dolayısıyla musallata maruz; bu bakımdan korumaya muhtaçtır. İşte bu koruma görevi (ödevi) de erkeğe verilmiştir. Bununla birlikte kadına da iffetini koruma tedbirini alması emredilmiştir.

Kadınların alacağı tedbirler:

Rastgele sokağa çıkmamak , Karşı cins (namahrem) ile bakışmamak, Namahreme dokunmamak, Namahrem ile tokalaşmamak, Gösterişli, şeffaf, dar elbise giymemek (bu şart erkek için de söz konusudur), Koku sürünüp sokağa çıkmamak, Kocasına başka kadını anlatmamak. (Erkek de karısına başka erkeği anlatmayacak), Başka kadının yanında açılıp saçılmamak, Mahremsiz sefere çıkmamak, Yalnızken eve izinsiz erkek kabul etmemek, Namazda erkekle aynı safta ya da önünde olmamak, Camiye erkekler ile karışık ve sürtünerek girmemek, Toplumu idare etme görevi ve erkek işi ile meşgul olmamak, Yasakları istisnasız dikkatlerden uzak tutmamak, Tebliğ diye hiçbir erkek ile langur lungur çene çalmamak, Ziynetini göstermemek, Elbisesini erkeklerin bakmasına davet edici ve erkeklerin meylini çekici olmamasına dikkat etmek.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Fatıma (r.anhe) validemize şöyle dedi: Ya Fatıma! Kadın için ne hayırlıdır?

Hz. Fatıma: Kadının yabancı bir erkeği görmemesi ve yabancı bir erkeğin de onu görmemesidir, dedi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz onu kucakladı ve şöyle buyurdu.

Allah sana bol zürriyet versin…

Aynı zamanda Hz. Fatıma’nın sözünü teyit etmiş oldu. (İslam Kardeşlik Hukukunun Esasları, Sf. 153. A. ŞaraniTerc. H. Eker, Sönmez Yay, 1975)

Peygamber (s.a.v) buyurdu ki:

“Erkeklerin kadınlara bakmasının haram olduğu gibi kadınların da erkeklere bakması aynı şekilde haramdır.” (Tabarâni, Ümmü Seleme (r.a.)’den)

İmam-ı Gazali’nin dediği gibi kadınların erkeklerden kaçınması vaciptir. İsteyerek bakmaları haramdır. (Gazali, Kimyayı Saadet Terc. Sf: 429. Terc: A. F. Meyan, Bedir Yay, 1973)

Ümmü Seleme ve Meymune (r.anhuma) Peygamber Efendimizin yanında iken İbnÜmmüMektum geldi. Efendimiz, hanımlarına “perde arkasına çekilin” buyurdu. Onlar: “Bu adamın iki gözü kör, görmez. Neden çekilelim?” dediler. Peygamber Efendimiz:

- O görmüyorsa, siz görüyorsunuz ya, buyurdu. (İbniMace, Nesei, Tirmizi rivayet etti)

Kur’an-ı Kerim’in harama bakışı:

Hainete’la’yün (Gözlerin ihaneti) emriyle ifade eder. Âyetin meali şöyledir: “Allah gözlerin ihanetini de bilir, gönüllerin sakladığını da. (Mü’min Suresi, âyet: 19)

Gözlerin ihaneti ifadesi, gözlerin gizlice harama bakması demektir.

Kadın ve erkeğin vazife taksimi, fıtrata göre olduğu gibi, yabancı erkeğe ve yabancı kadına karşı da tavırları ayarlanmıştır.

Kadın cazibe sahibidir. Çabuk etkilenen bir yapıdadır. Erkek ise, hep teşebbüs eden özellikte yaratılmıştır. Erkekteki bu özellik fitne (anarşi) kaynağıdır. Bu husus Al-i İmran Suresi’nin 14’üncü ayetinde şöyle (mealen) beyan edilir:

“Nefsani arzulara, özellikle kadınlara... Karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır. (Al-i İmran Suresi, ayet: 14)

Bir başka ayette (mealen):

“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar… Irzlarını koruyan erkekler ve kadınlar… Var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab Suresi, ayet: 35)

Kur’an-ı Kerim’de (mealen):

“Mü’min erkeklere ve kadınlara söyle gözelerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için çok temizdir.” (Nur Suresi, ayet: 30-31)

Allah-u Teâlâ (c.c.) “gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar” hükmünü, “ırzlarını korusunlar” hükmünden önce zikretmiştir.

Malum olduğu göz, her şeyi kalbe ve beyne ulaştıran bir organdır. İnsan her gördüğünü ve arzu edileni elde edemez. Ancak bazı gördükleri karşısında korkunç derecede arzuya kapılması mümkündür. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz bir sahabesine hitaben buyurdu ki: “Hanımından ve cariyenden başkasına bakma.” (İmam Merginani, el-HidayeŞerhüBidayetü’lMübtedi, C/4, Sf: 83, Kahire, 1965. Şerhu Damat: 2/539)

Yine Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.): “Kim yabancı bir kadının güzelliklerine şehvetle bakarsa, kıyamet günü onun gözlerine kurşun dökülür.” (İbn-i Humam, Fethü’l Kadir, C/8, Sf: 98, Beyrut, 1317. Molla Hüsrev, Düreri’lHükkam fi Şerhi Gureri’l Ahkâm, C/1, Sf:314, İstanbul, 1307. İmam Merginani, el-HidayeŞerhüBidayetü’lMübtedi, C/4, Sf: 83, Kahire, 1965.)

Şu husus kesinlikle bilinmelidir ki, haremlik selamlık tatbikatı gözleri haramdan korumak ve nesil emniyetini muhafaza etmek için zaruridir. Dikkat edilirse, gözleri (haramdan korumak) noktasında, kadın ile erkek arasında fark yoktur. Dikkatinizi çekiyorum:

“Haremlik-Selamlık tatbikatı, Kur’an ve sünnetten bir delile dayanmaz. Kötülüğü önlemek ve nesil emniyetini muhafaza etmek gerekçesiyle fukaha tarafından uydurulmuştur. Bir Osmanlı âdetidir.” diyen kimselerin, İslam’ın temel prensiplerinden ne kadar habersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Şurası unutulmamalıdır ki, her içtihadın, velev ki zanni bile olsa, Kur’an ve sünnetten bir delili vardır. Fakat ilmimiz kâfi gelmediği için biz, hangi delillere dayandığını tespit edemeyebiliriz