Hıristiyan Batı’nın korkulu rüyası

MAKALEYİ DİNLE

Akdeniz’in kuzeyinde, Endülüs Müslümanları yaşadıkları yerlerden sökülüp atılmış, ibadet etmeleri yasaklanmış, çocukları zorla kiliselerde eğitime tabi tutulmaya başlamıştı. Güneyde de durum pek farklı değildi. Tunus ve Cezayir, İspanyolların ambargosu ve sömürgesi altındaydı. Denizdeki askeri gücü elinde bulunduran İspanyollar, bu yerleri keyfince sömürüyor, yerel halka kan kusturuyordu. Rodos Şövalyeleri denilen bir başka bela ise ticaret ve hac yollarını kapatmış durumdaydı. Ticaretle hayatını kazanmaya çalışan Hızır Reis ve kardeşleri de bu zalimlerin hedefi olunca, durum tersine dönmeye başladı. Hızır Reis ve kardeşleri, arka arkaya verdikleri baskınlarla zalimlerin korkulu rüyası haline geldiler. Batılıların “Barbaros”, Osmanlı’nın da “Hayreddin” ismiyle andığı Hızır Reis’i vefat yıldönümü vesilesiyle anarken, ümmetin hayrı için canını ortaya koyan tüm ecdada rahmet diliyoruz.

Akdeniz’i “Türk Gölü”ne çeviren ve devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın “Hayreddin” ismini layık gördüğü Hızır Reis, Yunan adalarından bir çoğunu, Kandiye’yi, Messina’yı, İtalya’nın birçok kıyılarını zaptetti. Avrupalılar’ın tertip ettikleri deniz Haçlı Seferleri’ni bozguna uğrattı. Akdeniz’in o devirdeki en değerli amirali sayılan AndreaDoria’yı meşhur Preveze Deniz Savaşı’nda yendi. Hayreddin Paşa, Osmanlı’nın denizcilik tarihine en şanlı sayfaları yazan isim oldu.

Asıl adı Hızır olan Hayreddin Paşa, 1470’li yıllarda Midilli’de dünyaya geldi. Babası Selanik Vardar (Yeni)’dan ve Midilli fatihlerinden olan Türk sipahisi Vardari Yakup Ağa’dır. Yakup Ağa’nın 2 kız, 4 erkek evladı vardı. Tarih kitaplarında kız kardeşlerin isimleri hakkında herhangi bir bilgi bulunmazken, erkek kardeşlerden en büyüklerinin ismi İshak, ikincisi Oruç, üçüncüsü Hızır ve en küçüğü de  İlyas’dır. Kardeşleriyle birlikte Midilli’de büyüyen Hızır, deniz ticaretiyle iştigal etmekteydi.

Büyük kardeş Oruç, bir seyahat esnasında Ege Denizi’nde Rodos Şövalyeleri tarafından esir, küçük kardeş İlyas Reis ise şehid edilmiştir. Esir hayatından kaçarak kurtulan Oruç Reis,  kardeşi Hızır Reis ile birlikte ticareti bırakmış, Hıristiyan limanlarına akınlar düzenlemeye başlamıştı. Diğer kardeş İshak ise Midilli’de kalıp ticarete devam etmiştir. Oruç ve Hızır reislerin  akınları, Akdeniz kıyalarındaki limanların teker teker Osmanlı’nın eline geçmesine sebep oluyordu. Bu akınlardan evvel Müslümanların Akdeniz’deki durumu içler acısı bir haldeydi. Kuzeyde, Endülüs Müslümanları yaşadıkları yerlerden sökülüp atılmış, ibadet etmeleri yasaklanmış, çocukları zorla kiliselerde eğitime tabi tutulmaya başlamıştı. Güneyde de durum pek farklı değildi. Tunus ve Cezayir, İspanyolların ambargosu ve sömürgesi altındaydı. Denizdeki askeri gücü elinde bulunduran İspanyollar, bu yerleri keyfince sömürüyor, yerel halka kan kusturuyordu.

Oruç Reis ile Hızır reis 1516-1517’de İspanyollara karşı savaşıp, Tenes, Tlemsen ve Oran kentlerini ele geçirmeyi başardı. Böylece Cezayir’i denetimi altına alan Oruç Reis, Cezayir hükümdarı ilan edildi. İspanyollar 1518’de Cezayir’i geri almak için saldırıya geçti. Bu savaşta Oruç Reis ile birlikte daha sonra aralarına katılan en büyük kardeşleri İshak şehid edildi. Bu elim hadisenin ardından Hızır Reis, Osmanlı Sultanı adına para bastırıp hutbe okutarak Osmanlı’ya bağlılığını ilan etti. Dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman da, Hızır Reis’e paşalık ünvanı vererek Cezayir Beylerbeyiliği görevine getirdi. Anadolu’dan gönüllü asker toplama imtiyazı alan Hayreddin Paşa’ya, yeniçeriler ve topçulardan oluşan 2 bin kişilik bir yardımcı birlik de gönderildi. Kendilerine büyük darbe vuran Hayreddin Paşa’yı devirmek isteyen İspanyollar, Tunus ve Tlemsen Beylerine büyük paralar ödeyerek Cezayir’e yürümelerini sağladı. Cezayir şehri dışındaki toprakları alıp, içerideki halkı ayaklandırdı. Ayaklanmayı bastıran Hızır Reis, ardından 1519’da İspanyol donanmasını mağlup etmeyi de başardı.

Osmanlıların Akdeniz’deki denetiminin artması üzerine, Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan bir “Haçlı donanması” kuruldu ve başına Andrea Doria getirildi. Osmanlı donanması ile Haçlı donanması 28 Eylül 1538 tarihinde Yunanistan’ın kuzeybatısındaki Preveze Körfezi önlerinde karşılaştı. Haçlılarda 600’den fazla gemi, on bin forsa ile birlikte 60 bin asker bulunuyordu.

Hayrettin Paşa’nın komutasında ise 122 kadırga ve forsalar dışında 20 bin asker vardı. Daha önce hiçbir deniz savaşında 80 bin civarında insan karşı karşıya gelmemişti. Savaşın sonunda haçlı donanmasının 128 gemisi batırılırken, 29’u da Osmanlı denizcileri tarafından ele geçirildi. Bu savaşta, Hayrettin Paşa hiçbir gemisini kaybetmedi. Ancak 400 kadar levent şehid oldu. Bu savaş, sonucunda Hayreddin Paşa’nın adı tarihe “Preveze Deniz Savaşı’nı Osmanlı’ya kazandıran Kaptan-ı Derya” yazılırken, Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki egemenliğini pekiştirmiş oldu.

Roma-Cermen İmparatoru Şarlken, Preveze’nin öcünü almak için 1541’de Cezayir’e saldırdıysa da başarılı olamadı. Bu arada Fransa Kralı I. François, Şarlken’e karşı Osmanlılar’dan yardım isteyince, Kanuni Sultan Süleyman, Hayreddin Paşa’yı Fransa’nın Akdeniz kıyılarına gönderdi. Paşa, Toulon’da Fransız donanmasıyla birleşerek 1543’te Nice’i aldı.

Hayreddin Paşa, alim ve cesur bir komutandı. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. İsimleri Mehmed, Hasan ve Vali olan oğulları da paşalık makamına kadar yükselerek Osmanlı İmparatorluğu’na hizmet etti.

Hızır Reis 1520-1525 arasında Avrupa’nın Akdeniz kıyılarını vurarak büyük zaferler elde etti. 1525’de Cezayir’i yeniden ele geçirdi. Ertesi yıl ünlü Cenevizli Amiral AndreaDoria’yı yenilgiye uğrattı. Kanuni Sultan Süleyman’ın Alman seferi sırasında AndreaDoria’nın Mora kıyılarına saldırması, Osmanlıları güç duruma düşürmüştü. Bunun üzerine Kanuni, Hızır Reis’i İstanbul’a çağırdı ve 1533’te “Hayreddin” adını verdiği Hızır Reis’i Osmanlı donanmasına kaptan-ı derya olarak atadı. Hayreddin Paşa 1534’te Akdeniz’e açıldı ve İtalya kıyılarına seferler düzenleyip Tunus’u ele geçirdi. Ancak AndreaDoria komutasındaki Haçlı donanması karşısında Tunus’u bırakmak zorunda kaldı ve ertesi yıl İstanbul’a döndü. 1536’da daha güçlü bir donanmayla yeniden Akdeniz’e açılan Hayreddin Paşa, İtalya kıyılarını vurdu ve Ege Denizi’ndeki Venedik adalarını Osmanlı topraklarına kattı.

Kazandığı zaferlerle tarihe adını altın harflerle yazdıran Hayreddin Paşa, Avrupa’da korku saldı. Avrupalılar çocuklarını “Barbaros geliyor” diye korkutur hale gelmişti. 4 Temmuz 1546 tarihinde vefat eden Hayreddin Paşa, sağlığında Beşiktaş’ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış, onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç, varlığını uzun süre devam ettirmiştir.

1 TEMMUZ

Sultan II. Mahmut’un vefatı ve Sultan Abdülmecit’in tahta çıkarılması (1839)

Kabotaj Kanunu kabul edildi (1926)

Napolyon’un Mısır’ı işgali (1798)

2 TEMMUZ

KubaMescidi’nin inşaası (622)

Yunanistan Türkiye’ye harp ilan etti. (1917)

Hac’da tünel faciasında 1426 kişi şehit oldu. (1990)

3 TEMMUZ

Cezayir bağımsızlığına kavuştu. (1962)

4 TEMMUZ

Barbaros Hayreddin Paşa’nın vefatı (1549)

5 TEMMUZ

Büyük İstanbul yangını (1756)

Başbağlar katliamı (1993)

Pakistan’da askeri darbe (1977)

8 TEMMUZ

Osmanlı’nın Avrupalılara ilk kez borç alması (1855)

9 TEMMUZ

Timur’un Bağdat’ı işgali (1401)

Kurucu Meclis’ce hazırlanan Anayasa için halk oylaması yapıldı (1961)

Rumeli Hisarı inşa edildi (1452)

10 TEMMUZ

Büyük Istanbul Depremi (1894)

11 TEMMUZ

İngilizler’in Mısır’ı işgali (1882)

12 TEMMUZ

Varto Depremi (1966)

Hz. Aişe validemizin vefatı (676)

Siyasi Partiler Kanunu kabul edildi (1965)

Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında “Berlin Muahedesi”nin imzalanması (1878)

14 TEMMUZ

İkinci Viyana Kuşatması (1683)

15 TEMMUZ

Haçlıların Kudüs katliamı (1099)

Devlet içindeki teröristlerin darbe girişimi (2016)

17 TEMMUZ

Abdulkadir Geylani Hz. vefatı (1165)

Amerikan 6. Filosunun İstanbul’a gelişi kanlı olaylara dönüştü (1968)

18 TEMMUZ

Büyük Millet Meclisi’nin, Misak-ı Milli üzerine yemin etmesi (1920)

19 TEMMUZ

İslam Ordusu İspanya’ya çıktı (711)

20 TEMMUZ

Kıbrıs Barış Harekatı’nın başlaması (1974)

Ankara Meydan Muharebesi (1402)

Montreux Antlasması’nın imzalanması (1936)

21 TEMMUZ

İmamı Buhari’nin doğumu (810)

Osmanlı Devleti ile Rusya Arasında Pasarofça Antlasması imzalandı (1717)

Latin harflerinin kullanılmaya başlanması (1928)

22 TEMMUZ

Osmanlı Devleti Ile Rusya Arasında Prut Barış Antlaşmasının imzalanması (1711)

23 TEMMUZ

Erzurum Kongresi (1919)

Hatay’ın Anavatana katılışı (1939)

İkinci Meşrutiyet’in ilanı (1908)

24 TEMMUZ

Lozan Barış Antlaşması (1923)

28 TEMMUZ

Kore Savaşı’nın sona ermesi (1953)

Birinci Cihan Harbi’nin başlaması (1914)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ayhan Kaya - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR