MEDYADA YOĞUN ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ

SempozyumaMillî Gazete ve TV5 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş,El Cezire Televizyonu kurucularından Abdulsamed Nasır, Dr. Muhmud Abduşafiikatıldı. Katılımcılara hitap eden Mustafa Kurdaş, Abdulsamed Nasır ve Dr. Abduşafii gerek yazılı medyanın gerek sosyal medyanın önemine değinerek bu alanda özellikle gençlerin daha yoğun çalışmalar yapması gerektiğini ifade ettiler.

“YÜZLERCE ÖĞRENCİ CİHAT ETTİĞİ İÇİN HAPİSTE”

“İşgal Altında Filistinli Öğrenci ve Gençlerin Durumu” konu başlıklı sempozyumdaSaadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç, Hamas Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Usame Hamdan, Abdullah Rifai konuştu.Hamas YİK Üyesi Hamdan’ın Filistin’den bilgiler verdiği konferansta Tongüç, Filistin’in Kudüs’ün, Ümmet’in kalbi olduğunun altını çizdi. Abdullah Rifai ise yaptığı konuşmada yüzlerce doktora ve yüksek lisans öğrencisi gencin cihat ettiği, Kudüs’ü koruduğu için aylardır hapiste olduğunu belirtti.Anadolu Gençlik Derneği(AGD),Milli Gençlik Vakfı(MGV) veKudüs ve Filistin İçin Çalışan Gençlik Hareketleri Platformu’nun organize ettiği 2. Uluslararası Öğrenci ve Gençlik Hareketleri Kudüs ve Filistin Destek Birliği Konferansı’nda Yeni Medyanın Kurtuluş Mücadelesine Etkisi Sempozyumu da gerçekleştirildi. Sempozyuma Milli Gazete – TV5 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, El Cezire Televizyonu Kurucularından Abdulsamed Nasır, Dr. MuhmudAbduşafii katıldı. Kurdaş, “Dil araçtır. Türkçe, Arapça, İngilizce veya Fransızca konuşabilirsiniz. Ancak nece konuştuğunuz değil ne anlattığınız önemlidir” ifadelerini kullanırken, Abdulsamed Nasır, “Medya uzmanları ve sosyal medyada etkili olan Müslümanlar sosyal medyada desteği daha da arttırmalı” diye konuştu. Dr. MuhmudAbduşafii yaptığı konuşmada Mısırlı gençlerin sosyal medyadan darbeci Sisi’ye karşı durduğunu belirterek “Anayasa referandumunda Sisi gençlerin desteğini göremedi. Sisi, Facebook, Snapchat, Twiter gibi sosyal mecraları kapatmanın yanı sıra El-Cezire’yi de yasakladı” dedi.

KURDAŞ: NECE KONUŞTUĞUNUZ DEĞİL NE ANLATTIĞINIZ ÖNEMLİDİR

Sempozyumda katılımcılara hitap eden, Milli Gazete – TV5 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, “Allah tüm çalışmalarımızı hayırlı kılsın. Gerekli dersleri almayı bizlere nasip etsin. 6 yıl önce aynı salonda buluştuk. Mavi Marmara saldırısının yapıldığı gün. Erbakan Hocamızın başkanlığında yine burada birlikteydik. Maalesef bizler Mavi Marmara saldırısı unuttuk. İsrail ile normalleşmeye başladık. Bunu hatırlatmak istedim çünkü, unutmamamız lazım. Toplumsal hafızamız çok zayıf. Algı yönetimi ile bize unutturmaya çalışıyorlar. Oysa ki geçmişte bize yapılanları unutmamamız gerek. Algı yönetimi binlerce yıldır var. İnsanoğlu binlerce yıldır kandırılıp, sıratı müstakimden ayrılıyor” diye konuştu. Konuşmasının devamında dil konusuna değinen Kurdaş, “Dil araçtır. Türkçe, Arapça, İngilizce veya Fransızca konuşabilirsiniz. Ancak nece konuştuğunuz değil ne anlattığınız önemlidir. Müslümanların sahip olduğu televizyonlar, gazeteler de var orada da ne anlattığımız ve neyi çoğalttığımız önemli. George Soros, Macaristanlı bir Yahudi’dir. Onun üniversitelere verdiği fotokopi makineleri sayesinde Macaristan, komünizmden kapitalizme çok kolay bir geçiş sağlamıştır. Bunu sadece bir fotokopi makinesi ile yaptı. Üniversitelere fotokopi makinesini herkesin özgürce kullanması şartı ile verdi. Daha sonrasında da öğrencileri örgütleyip, onları kullandı. Gördüğünüz gibi neyi çoğalttığımız oldukça önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

ALLAH YOLUNDA MÜCADELE ETMEZSEK GÜÇLÜ OLAMAYIZ

Konuşmasının devamında “Batılı kavramları daha çok kullanıyoruz. Biz batılı kavramlar ile çözüm arıyoruz. Varacağımız nokta da yine batı oluyor. Ancak fikir üzerinden devrim yaparsak etkili olabiliriz. Klasik savaşlar stratejik noktaları vurur. O noktaları tekrardan inşa edebilirsiniz. Ancak psikolojik savaş zihinleri, yürekleri vurur. Oraları tekrar inşa edemezsiniz. Biz zihnimizi kaybettik. Tekrar kazanmamız gerekiyor. Kendi para birimimiz, meclisimiz, ticaretimiz var diye özgür olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak Katar’da böyle olmadığını gördük. Dayanışma olmadan, birlik olmadan tam bağımsız, özgür olamayız. Aynı hedefe yönelirsek kurtuluşa erebiliriz” şeklinde konuşan Kurdaş, “Biz birliğimizi bozmamalıyız. Günümüzde insanoğlu düşünemez durumda. Oysa ki Kur’an-ı Kerim’de Allah birçok ayette düşünün, akıl edin diye bizi uyarıyor. Siyonizm güçlüdür, faizsiz iş yapamayız, ev alamayız diyoruz. Oysa ki Allah’tan başka ilah yoktur diyoruz ama birçok güce tevekkül etmekten geri durmuyoruz” diye devam etti. Ortadoğu’da İsrail varlığının kabul edildiğini belirten Kurdaş, “Ortadoğu’da İsrail’in varlığını kabul ediyoruz, bu kabul edilemez bir şey. Değişmeyen tek şey değişimdir sözü oldukça yanlıştır. Değişmeyen tek şey Hak-Batıl mücadelesidir. İnsanların çoğu ‘İslam’ı kurtaralım’ diyor ancak İslam ile insanlar kurtulabilir. Bir asır önce Bangladeşli kadın İngiliz Emperyalist efendisini sırtında taşıyordu. Bugün biz ondan daha vahim haldeyiz. NATO’ya üyeysek güçlüyüz, AB üyesiysek güçlüyüz, diyoruz. La ilahe illallah deyip Allah yolunda mücadele etmezsek güçlü olamayız. İsrail ile normalleşmek yerine tekrardan bu uğurda mücadele etmeliyiz, birlik olmalıyız. Gazetelerimiz, televizyonlarımız, sosya medyamız, aktivistlerimiz ile birlik olmalıyız” dedi.

KUDÜS İÇİN KENDİ VATANLARIMIZI GÜÇLENDİRMELİYİZ

Başarının topyekûn bir mücadele ile geleceğini belirten Abdullah Rifai, “Başarı tek boyutlu bir şey değildir. Kudüs’teki çalışmaların, başarıların ardında öğrencilerin büyük payı var. Cihat ettiği için aylarca hapiste tutulan doktora ve yüksek lisans öğrencileri var. Önce onların hakkını teslim etmek istiyorum. Şunu da itiraf edeyim; Kudüs davasında bazen kendimizi karanlıkta hissediyoruz. Fakat tüm olumsuzluklara rağmen şunu düşünmeliyiz. Biz şerefli bir ümmetiz ve ümitsizliğe düşemeyiz. Evet, düşmanın medyası var, parası var, gücü var. Ancak bizim de inancımız var. Ümmet olarak bilelim ki; Allah bizimle. Muhakkak her akşamın bir sabahı vardır. Ve Kudüs’te sabah yakındır. Biz Kudüs’ü kurtarabilmek için kendi vatanımızı güçlendirmek zorundayız. Bunun en belirgin örneği El Cezire’dir. Verdiği mücadeleden dolayı El Cezire’ye teşekkür ediyorum. Bu kanalın başarısı tüm ümmetin başarısıdır. Bizim ümmet olarak daha binlerce TV kanalına ihtiyacımız var. Ziraat alanında, elektronik alanda dev projelere ihtiyacımız var” diye konuştu.

NASIR: SİYONİZMİN ELEKTRONİK ORDUSUNUN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ

Oturumda konuşan El Cezire Televizyonu Kurucularından Abdulsamed Nasır, “Buraya Katar’dan katılıyorum. Ülkeme çok çirkin saldırlar, çok kötü olaylar ve ambargolar uygulanmak isteniyor. Bizim ülkemiz mazlumlara ve İslam alimlerine yardım ettiği için, bu kıskaca alındı. Abluka ve ambargo uygulandığından beri yanımızda olan Türkiye’ye teşekkürlerimi sunuyorum. Öte yandan Filistin’i tehdit eden birçok sorun var. Bu sorunları çözerken farklı yöntemler kullanmak gerekiyor. Kitle iletişim araçlarını kullanarak olumsuz yönde kullanılan algıyı, tersine çevirmeliyiz” diye konuştu. Algı operasyonlarına değinen Nasır, “Algı operasyonları ile Filistinlileri şeytan gibi göstermelerinin önüne geçmemiz gerekiyor. Kudüs davasına sahip çıkmalıyız. Gençlerden oluşan büyük bir güç var bunu kullanmalıyız. Medya uzmanları ve sosyal medyada etkili olan Müslümanlar sosyal medyada desteği daha da arttırmalı. Siyonizmin elektronik ordusunun önüne geçmeliyiz. Facebook, Twiter gibi birçok sosyal mecrada gençlerimiz algı operasyonuna maruz kalıyor. işgalci güçleri haklı olarak görmelerini sağlıyorlar. Facebook’taki Filistin için oluşturulan çoğu grubu kapatarak, mesajların da birçoğunu siliyor. Facebook’u kınıyoruz. Medya organları Filistin’deki çoğu olayı aktivistler aracılığıyla öğreniyorlar. Orada birçok aktivist video çekip sosyal medyada yayınlıyor. Filistin dışında da birçok aktivist Filistin’in kurtuluşu için videolar ve mesajlar oluşturuyorlar. Ancak görseller oluşturulurken, yanlış bilgilere karşı dikkatli olunmalı. Doğruluğunu beyin süzgecinden geçirmeliyiz. Filistinli kardeşlerimiz namuslarını, ırzlarını korumak için taşla, sopayla ellerine ne geçerse mücadele ediyorlar. Biz bu kahramanlıklarını sosyal medyada daha da yaymalıyız ”dedi.Filistin direnişinde yaşanan son gelişmeleri aktaran Hamas YİK üyesi Usame Hamdan: “Filistin ile ilgili konuşurken bölgede yaşananları da dikkate almamız lazım. Son asırda dünya savaşları ile ümmetin birbiriyle bağları koparıldı. Ardından bölgesel karışıklar çıkarıldı. İslami şuur zaafa uğratıldı. Camp David’den sonra Filistin sorunu başka bir boyut kazandı. Artık halklar haklarını talep etmeye başladı. Dolayısıyla artık herkes şunu net olarak biliyor. Eğer ümmet ortak hareket ederse Siyonizm ortadan kalkacak. Ancak bugün bizler Filistin davasını konuşurken İsrail fırsat kolluyor. Ümmetin arasındaki mezhepsel sorunlardan yararlanarak Kudüs’ü tamamen işgal etmek istiyor. Filistin’in dışında da bir savaş ortamı oluşturarak, herkese bir bedel ödeterek Filistin’i işgal etmek istiyor. Fakat burada Filistin halkının direnişi işgale engel oluyor. Çünkü bir asırdır Filistin halkı her defasında yeni bir direniş başlattı. Bugünkü direnişi kırmak için de İsrail her tarafa ambargo koyuyor. Yıldırma politikası güdüyor. Tüm zulümlere rağmen Filistinli gençlerin direnişi Kudüs’e, Gazze’ye umut olmuştur. Size gerçek bir olayı anlatmak istiyorum: Üç sene önce Gazze’ye yapılan bir saldırıda bir kardeşimizden yerlerini terk etmeleri istenmişti. O ise mahallesine 50 günde atılacak bombanın bir günde atılmasına rağmen evini terk etmedi. Bombardımana rağmen evini neden terk etmediğini sorduğumuzda: ‘Eğer biz buradan gidersek ümmetin umudu kırılır, hayali kırılır. Bunu Müslüman kardeşlerimize yapamayız’ diyordu. İşte ihtiyacımız olan bu şuurdur” diye konuştu.

ÜMMETİN KALBİDİR KUDÜS

Filistin meselesinin ümmetin en öncelikli konusu olduğunu ifade eden Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç, “Filistinli kardeşlerimiz, şartlara teslim olmak yerine şartları teslim almayı tercih ediyor. Biz de şartlara teslim olmayacağız. Filistin şehitleri bizim şehitlerimizdir, ümmetin şehididir. Ayrıca şunu özellikle belirtmek istiyorum; Kudüs, ümmetin kalbi gibidir. Eğer Kudüs iyi ise bütün ümmet iyidir. Eğer Kudüs sıkıntıda ise bütün ümmet sıkıntıdadır. Abdülhamid Han, TheodorHerz ile görüşmesinden sonra yaverini çağırtıp uyarmıştır. Sultan Hamid yaverine, Siyonistlerin Kudüs’e saldırmaktan geri durmayacağını söyleyerek ümmet coğrafyasındaki cevval ve savaşa dayanıklı ailelerin Kudüs çevresine yerleştirilmesini emretmiştir. Sultan’ın Kudüs mücadelesi bugün de aynı aşk ve heyecan ile devam etmektedir” dedi.

MUHAMMED MURSİ’Yİ SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN DEVİRDİLER

Dr. MuhmudAbduşafii yaptığı konuşmada Mısır’daki olayları hatırlattı. Abduşafii, “Mısır’daki medyadan bahsedecek olursak. 2005 yılında birçok genç sosyal medyada kendini ifade etme şansını buldu. Facebook bu konuda çok etkili. Sağ ve sol gruplar tarafından Facebook’ta etkinlikler düzenlenmeye başlandı. Ve Yapılan davetler ile grevler yapıldı. Bu grevler sanayi bölgelerinde çok ses getirdi. Hüsnü Mübarek’in fotoğrafı yakıldı. Gençler sosyal medya ile halkı yönlendirmeye başladıklarını gördük. Bir gencin polis tarafından öldürülmesi sosyal medyada hızla yayıldı. Ayrıca seçimlerin şaibeli olduğu ve Mübarek’in oğlunun başa geleceği söylentileri yayılmaya başlandı. Kahire’de ve Mısır’ın birçok yerinde halkın sokağa inmesi bize Facebook’un gücünü gösterdi. İletişim araçları çok etkili oluyordu. İnternet kesintileri ile bu örgütlenmenin önüne geçilmek istense de gençler, daha önce yaşanılan tecrübelerden yararlanarak örgütlenmelerini sürdürdüler. Polisler meydanda kıyafetlerini çıkartarak görev bıraktı. Halk meydanları ele geçirdi. Mübarek artık bırakmak zorunda kaldı. İletişim araçları bir kez daha gücünü göstermiş oldu. Muhammed Mursi döneminde ise daha çok televizyon kullanıldı. Hükümet lehine olan birçok televizyon kapatıldı. Ve sonunda yine iletişim araçları darbeyi getirdi. Darbeden sonra da gençler Sisi’ye karşı sosyal medyada etkili oldu. Anayasa referandumunda Sisi gençlerin desteğini göremedi. Sisi, Facebook, snapchat, twiter gibi sosyal mecraları kapatmanın yanı sıra El-Cezire’yi de yasakladı. Filistin’e gelecek olursak dava konusunda gençlerin sosyal medyadaki etkinliklerini kullanabiliriz. İsrail’in yaptıkları zulümleri kıskaca alıp tüm dünyaya yayabiliriz. Bütün iletişim araçlarında sağlam bir örgütlenme yapabiliriz. Yoksa Hindistan gibi birçok ülke İsrail’in haklı olduğunu düşünecektir. Hindistan daha önce Filistin’in yanındaydı. Ancak İsrail yanlısı medya ve sosyal medya kullanıcıları bunu tam tersine çevirmeyi başardı. Biz bunun önüne geçebiliriz” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi