Geldiğimiz noktada, bilhassa İslamî değerleri hayata
aktarmak gibi bir hedefi olan ve bunu Allah ın izniyle ve arkasına aldığı büyük
halk desteğiyle yapabilecek konumda bulunan Mısır, İran ın, İslam dünyasında
Batı ya kafa tutan tek ülke söylemini boşa çıkartması dolayısıyla dikkatle
takip edilmelidir. Bu aşamada gerek içeriden, gerekse dışarıdan Mısır ı köşeye
sıkıştırmaya çalışan güçlerin tezgâhlarına özellikle dikkat edilmelidir.
Öte yandan BOP, eğer ABD nin bölgedeki hâkimiyet alanlarını
güçlendirmesi ve genişletmesi anlamına geliyorsa şu soruyu kendimize tekrar
tekrar sormamız lazım: ABD nin, Irak ı, İran a yakınlığı ayrıca
delillendirilmeye ihtiyaç duymayacak kadar açık olan Şii yönetime bırakıp
gitmesini nasıl yorumlamak gerekir Niçin bu noktaya gözlerimizi kapatıyoruz
Ve nihayet Suriye de olanların BOP la ilişkilendirilmesi
de büyük ölçüde İran propagandasına dayalı bir vehimden başka bir şey değildir.
Suriye olaylarını BOP un bir ayağı olarak, Batı oyunu olarak görmemizi isteyenlerin
cevaplandırması gereken diğer bir soru da şudur: Arap Baharı sürecinde
olaylar Suriye ye sıçramadan önce Tunus vardı, Libya vardı, Mısır vardı Suriye
söz konusu olduğunda gösterdiğimiz tepkiyi bu ülkeler konusunda niçin
göstermedik İran, Suriye ye verdiği limitsiz desteği niçin bu ülkelerden
esirgedi
Bu soruları sorduğum zaman genellikle Türkiye ne yaptı
tarzında bir mukabeleyle karşılaşıyorum. Bunun köşeye sıkışmış bir düşünce
tarzının manevrası olmaktan başka bir anlamı yok. Ben bütün bunları söylerken
ne Türkiye şunu yaptı; İran bunu yapmadı gibi bir denklem üzerinden hareket
ediyorum, ne de İran ın tutumunu eleştirirken Türkiye nin izlediği politikalara
yaslanıyorum!
Merhum hocamızın Suriye nin bölünmesi konusundaki
tespiti, Arap Baharı denilen sürecin çok öncesine aittir. Mamafih İsrail in
güvenliğinin ne şekilde sağlanacağı sorusunun cevabı bağlamında Batı ve ABD
tarafından geliştirilen senaryolar bağlamında mutlaka hesaba katılması gereken
bir seçenek olarak akılda tutulmalıdır.
Bugünün konjonktüründe ve özellikle de Suriye olaylarının
nasıl geliştiğini hatırda tutarak bakıldığında bu tespitin bugüne bir şablon
gibi oturtulmasının çok gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Geldiğimiz noktada
kendi içinde çatırdayan, birbiri ardından ekonomik krizin pençesine düşen
Avrupa Birliği ülkeleri için İsrail i aralarına almak doğrusu çok da akıllıca
bir seçenek olarak durmuyor.
Öte yandan Ortadoğu da ülkelerin bölünmesi meselesi
gündeme geldiğinde üzerinde öncelikli olarak durmamız gereken ülke Türkiye dir.
İçinden geçmekte olduğumuz barış süreci öncesinde PKK yı veya daha doğru
ifadesiyle PKK içindeki birtakım güçleri gerektiğinde Türkiye aleyhine devreye
sokan ülkelerden birinin de İran olduğunu unutmayalım. PKK nın İran kanadı olan
PEJAK ın, Büyük Kürdistan ın İran sınırları içinde kalan kısmının elde
edilmesi konusunda çok da istekli hareket etmemesi bunun en önemli
göstergelerinden biridir. Biri bana şu sorunun cevabını verebilir mi: İran ın
PEJAK la mücadelesi adına bugüne kadar ortaya koyduğu pratik ile Kuzey Irak taki
bölgesel Kürt yönetiminin PKK ile mücadelesi arasında nasıl bir farklılık
var ..
Bugün Suriye de yönetime karşı mücadele edenler arasında
Suriye nin bölünmesi meselesini dillendiren kimse yok. Hatta Suriye yönetimi
İsrail e karşı kullanmadığı tankıyla, topuyla, uçağıyla kendi halkını soykırıma
tabi tutmadan önce yönetime karşı mücadele edenler hiçbir yerden yardım
talebinde bulunmadıkları gibi, Suriye nin bölünmesi yönünde herhangi bir irade
de ortaya koymadılar. Tam tersine bu meseleyi dillendiren birileri varsa, Esed
yönetimi ve onun arkasında duranlardır.
Devam edecek.