Bir şeye ihtiyacım olduğunda annemi arar benim için dua etmesini isterim.  Bilirim ki annelerin çocukları için duası Yüceler Yücesi‘nin katından geri çevrilmez.

Cennete gideceksek eğer bu bir bakıma annelerin rızasına da bağlı.  Cennet anaların ayakları altındadır ya, o bakımdan. Bir babamın olduğunu bilmek bana her zaman müthiş bir güç veriyor.  Ne kadar büyüsek de, olgunluk sınırı olan kırk yaşımızı geçsek de anaya babaya olan ihtiyacımız bitmiyor. Zaten onlar için biz hiçbir zaman büyümüyoruz. En zor zamanlarımda hiç çekinmeden, hiç çekince ileri sürmeden gidebileceğim iki insandır, annemle babam.  Hiç korkmam onlardan bir şey isterken, bir şey talep ederken.  Çünkü eminimdir vereceklerinden.

Hâlâ annem ve babamdan harçlık alma alışkanlığım sürüyor.  Onlardan çok kazandığım halde hâlâ anne babama ekonomik olarak bağımlılığım sürüyor. İhtiyacım olduğunda istiyorum, veriyorlar.  Geri ödüyor muyum? Hiç istemiyorlar ki! İnsana anne ve babası gibi karşılıksız kredi açan bir banka daha tanımıyorum!  Hiç çekinmiyorum. Bedirhan Gökçe‘nin bir şiirinde söylendiği gibi "Merhaba anne, yine ben geldim" diyorum. "İnsan sahip olduğunun kıymetini kaybetmeyince anlamaz" denir.

Doğrudur. Anne babasını kaybetmiş yetim ve öksüzler ile konuşurken "anne" "baba" denildiğinde yüzlerine yayılan o hüznü görmek mümkün.  Onlara öksüz diyoruz, annesini kaybetmiş olanlar... Babasını kaybedenlere yetim. "Ök" "göbek bağı, göğüs, anne" anlamlarına geliyor Türkçe‘de. Annesiz çocuk, öksüz çocuk yani. "Yetim" de Arapça. Yetim "Tek başına, eşsiz" anlamında.  Biliyor musunuz, bu aslında bir mahrumiyet gibi görünse de aynı zamanda Allah‘ın insanlığa gönderdiği son elçinin de rütbesidir. Efendimiz, hem öksüzdür hem de yetimdir! Belki biraz da bundan Efendimiz‘e "Hüzün Peygamberi" de deniliyor....

Muhabir: Haber Merkezi