Geçtiğimiz dönemlerde meclisin ilk oturumlarında yaşanan yemin krizleri kamuoyuna açık olan Meclis tutanaklarına da yansıdı.
İlk hatırlanan krizi Kamer Genç çıkardı. Leyla Zana ve Hatip Dicle‘yle devam etti. Merve Kavakçı‘yla zirveye ulaştı. 1982‘de yemin metnine "İşkencecilere karşı savaşacağıma" diye bir ibare ekleyen Kamer Genç, 1999‘da Kavakçı‘nın başörtüsüyle meclise girmesi hakkında, "Bu laik Cumhuriyete başkaldırıdır" diyordu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin (TBMM) yeni dönemine dün milletvekillerinin tek tek aynı yemin metnini okumasıyla start verildi. 12 Eylül askeri darbesinin ardından oluşturulan Anayasa‘da, tam olarak milletvekili olabilmek için milletvekillerinin dönemin ilk yasama yılının birinci birleşim günü bu yemin metninin okunması şart koşuldu. TBMM‘de alışkın olduğumuz krizler, daha ilk günden, ant içme töreninde kendi gösteriyor. Geçtiğimiz yıllarda mecliste yaşanan yemin krizlerinin yankıları yıllarca sürmüştü. Meclis tutanaklarına da yansıyan krizler, milletvekillerinin ilk oturumlarda nasıl bir halet-i ruhiyeye sahip olduklarını açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
İnsan hakları için de yemin etmişti. Sonra...
14 Aralık 1982 yılında açılan 18. dönem Meclisinin yemin töreninde kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, yemin metnine "İşkencecilere karşı savaşacağıma" ibaresi de eklemiş ve bu bir krize neden olmuştu. Meclis Başkanı‘nın "Böyle yemin olmaz" ihtarına tepki gösteren Genç, "Sayın Başkan, benim geldiğim yerde işkence olduğu için onu yeminime katmak zorundayım " diye tepki göstermiş. Turgut Özal‘ın liderliğindeki ANAP sıralarından şöyle bağırılıyordu: "Moskova‘ya... Moskova‘ya..."
Çok değil bir dönem sonra, HEP milletvekillerinin de olduğu yemin töreninde aynı Kamer Genç‘in Kürtçe konuşan Leyla Zana için şöyle dediğini tutanaklardan okuyoruz: "Başkanlığınızı kullanın Sayın Başkan..."
"Yemini, baskıyla ediyorum"
O meşhur yemin töreninde Leyla Zana ve arkadaşları Kürtçe yemin etmekle "suçlanıyorlardı." Ancak söz konusu yemin metninde Kürtçe bir ifade geçmediği tutanaklara işlenmiş. Bugün, YSK tarafından milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle, yemin etme sırası kendine geldiğinde şu meclise şu ifadeyle hitap etmişti: "Ben ve arkadaşlarım, bu metni, Anayasa‘nın baskısı altında okuyoruz." Bu ifadeden sonra meclis karışmış, ve diğer partilere mensup milletvekilleri Hatip Dicle‘ye ve meclis başkanına, Dicle‘nin sözünü geri alması için baskı yapmaya başlamıştı. Birkaç kez yemini baştan alan Dicle, bu kez yeminden önce şöyle söyledi: "Evet, Anayasa‘nın 81‘inci maddesine göre okuyorum..."
Hiç kürtçe yemin edilmedi ki
Yemin sırası Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana‘ya geldiğinde, kürsüye çıkan Zana yemini aynen okumuş ardından da Kürtçe olarak "Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına..." demişti. Zana‘nın bu ifadesi meclis tutanaklarına "Hatip tarafından bilinmeyen bir dille, birtakım kelimeler ifade edildi" diye yazıldı. Aynı birleşimde Refah Partisi‘nin Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik‘in ifadesi de diğer parti milletvekilleri tarafından provoke edilmişti. Çelik yemine "Anayasa Madde 81" diye başlamış, bunun üzerine ayağa kalkan DYP milletvekilleri "Hani Kur‘an‘a el basacaktınız" diye tepki göstermişti. Tıpkı Çelik gibi Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş da yemine "Anayasa Madde 81" diye başlamıştı.
Meclis‘in ilk başörtülü milletvekili
Türkiye tarihinin ilk başörtülü milletvekili olan Merve Kavakçı, mazbatasını almış ve yemin etmek için TBMM Genel Kurulu‘na gelmişti. 2 Mayıs 1999‘da yine millet iradesine kast edilmiş ve halkın vekili olan Kavakçı meclisten çıkarılmıştı. O gün meclis tutanaklarına şöyle yansıdı: (FP İstanbul Milletvekili Merve Sefa Kavakçı‘nın türbanlı olarak Genel Kurul Salonu‘na girmesi üzerine DSP ve Bakanlar Kurulu sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler: FP sıralarından alkışlar.)
O sırada sürekli araya giren Hikmet Sami Türk‘ün, sürekli olarak Merve Kavakçı‘nın dışarıya çıkarılması gerektiğini ifade ederek meclis başkanının tutumu hakkında söz istediği göze çarpıyor. Aynı şekilde dönemin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu başkana şu ifadeyi kullanıyor: "Biri sarıkla gelse bırakacak mısınız? Mayoyla gelebilir mi?" Başbakan Ecevit ise çoktan Türkiye utanç tarihinde yerini alan o konuşmayı yapmıştı: "Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu kadına haddini bildiriniz." sırada boğaz patlatırcasına bağıran milletvekilinden ise şu sözler duyulmuştu: Şu kadını çıkarın buradan lütfen. Bu, laik cumhuriyete başkaldırıdır." Bu sözleri söyleyen milletvekili kim mi? 1982‘de işkenceye karşı yemin eden Kamer Genç...





