Edebiyat birbirini tamamlayarak gelişen, büyüyen ve kökleşen senkronize bir düşünme faaliyeti.
Edebiyat birbirini tamamlayarak gelişen, büyüyen ve kökleşen senkronize bir düşünme faaliyeti. Bu yüzden durgunluk edebiyatın mantığına aykırı. "Fikirlerin çarpışmasından hakikat doğar" hassasiyetine yaklaşmaya çalışırsak, edebiyatın farklılıkların birlikteliği olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Düşünmenin kaçınılmazı olan fikri sakarlıklarda bile tıpkı vücudun antikorlar üreterek bağışıklık kazanması gibi edebiyat ortamı fikri antikorlarını üreterek kültür bünyesini olası hastalıklara karşı daha dirençli kılıyor. Bu faaliyetin gerçekleştiği yer ise edebiyat dergileri. Edebiyat dergileri, doğrusuyla yanlışıyla kültür ortamının sağlıklı bir şekilde gelişmesine çalışıyor. Bu yüzden demeliyiz ki bir edebiyat dergisinin ömrünün uzun olmasını sağlayan asli mana birçok sebebin yanı sıra onun bünyeyle uyumlu olmasıdır.
Yedi İklim Dergisi bu uyumu sağlamış olmanın yanı sıra kendi iç dinamizmini oluşturmuş bir dergi. 22 yıllık sürede geleneğin heybesini sırtında taşıyarak yürüyen ve Cumhuriyet Dönemi‘nin neredeyse çeyrek asra yakınlık bölümüne şahitlik eden dergi, edebiyatın tıkanan damarlarına By-Pass yaparak gelenek ile şimdi arasındaki kan akışının kesintisiz devam etmesini sağlıyor. Derginin Temmuz Sayısı Eyyam-ı Bahur‘da yüreğe değen taze bir rüzgâr gibi...
Kâmil Eşfak Berki‘nin Cam-Göz şiiri, görmeye alışık olmadığımız imajları ancak bir şairde rastlanacak duyarlılıkla göz önüne getiriyor. Zafer Acar‘ın Kamil Eşfak Berki Özel Sayısı‘ndaki önemli dikkatlerinden birisi olan "Şiir burna hitap eder" çıkarımının haklılığını, çizdiği imajla ruha toprak koklatan Eşfak Berki‘nin bu şiirinde görmek mümkün. Bundan ayrı olarak şiirde anlamın çok katmanlılığını göstermeye devam ediyor Eşfak Berki. Kelimelere anlam giysilerini kat kat giydiren şair olgunluğunu görmek için Cam-Göz şiirine bakmak yeterli...
"yayansın tatlı vehimler tatlı tepeler aş sakın düz gitme"
Osman Serhad "Eskiye Dair" isimli şiiriyle şiir toprağına doğurgan mısralar ekiyor.
Derginin önemli şairlerinden bir tanesi de Hüseyin Alemdar. Şairin nesneyle hesaplaşması sürecini şiire yedirmiş görünen Hüseyin Alemdar, şiirin alışkın olduğumuz formlarının dışına çıkarak imaj üretimi ve kimliğin metalaşmasına kelimeler aracılığıyla savaş açıyor.
"İşçi ne kadar çok meta üretirse, o kadar ucuz bir meta olur. İnsanların, dünyasının değersizleşmesi, nesnelerin dünyasının değer kazanması ile orantılı olarak artar." diyen düşünürün çıkarımıyla koşut " Nesnen mi var derdin var! Yok, yok demezler" diyor Hüseyin Alemdar.
Derginin kuvvetli şiir dokusundaki diğer ilmekler; Akif Kuruçay, Suavi Kemal Yazgıç, Yeprem Türk, Mehmet Özger ve Aziz Mahmut Öncel.
Öykü‘de Kadir Tanır; Çikitanya‘nın Özgürleştiriliş Öyküsü serisini devam ettirirken Cemal Şakar "Hikâyat" ile özlediğimiz klasik anlatıyı tecdid etmeye devam ediyor. Dergi‘nin bu sayısında bir hayli öykü var. Ömer Say, Kâmil Yeşil, İsmail Demirel, Fatma Rânâ Çerçi Ve Yunus Emre Özsaray derginin bu sayıdaki diğer öykücüleri.
Osman Bayraktar batınının tesirinden tamamen soyutlanmış bir duyuşla medeniyetimizin insana bakışını ve insanın-toplum ilişkisini irdeliyor.
Ali Haydar Haksal Batı Edebiyatı‘ndaki İslam Tesiri ile alakalı tespitlerine Dostoyevski‘den sonra Cervantes ile devam ediyor.
Zafer Acar; edebiyat tarihimizde kemikleşmiş yanlışlara karşı düzeltilerine devam ediyor.
Dergi‘nin değiniler kısmında edebiyatın güncelinin nabzını tutan bir hayli diriltici kalem mevcut...
Yedi İklim dergisi yaz rehavetine kapılmadan sağlam adımlarla yolculuğuna devam ediyor...
Yunus İmren





