Mor Taka Yayınları'ndan çıkan "Ruşen Ali Cengi" Yaşar Bedri'nin yeni şiir kitabı. Kendine özgün diliyle başarılı bir esere imza atmış şairimiz. Yaşar Bedri şiir dilini gerektiği gibi kullanan bir şairdir. İmge ustasıdır da. Kelimelerle arası iyidir. Zengin ufku ile dile olan hâkimiyeti ve bir şaire yakışacak ağır duruşu onu her zaman bir adım öne taşımıştır.
Usta kalemlerimizden, birçok esere imza atmış eli öpülesice şairlerimizden biri "size göre şiir nedir?" diye sorduğunda hemen hatırıma Peyami Safa'nın şiire dair notları geldi: " Şiir bir sırrın imasıdır. Şair, insan kaderiyle kendisi arasındaki münasebetin şuurlu bir ifadeden daima kaçan meçhul yükü altındadır. Bunu bilmez, fakat sezer. Bilmediği için şuurlu ifade edemez, fakat sezdirir. İşaretler ve semboller yoluyla sezdirir. Gerçek şiir budur."
Vereceğim cevap zihninizde şimşek çakarcasına bir uyarı yapmayacak olsa da şiiri tanımdan uzak tutmak istesem de bana göre şiirin bir tarifi de ; "Ruhun derinliğinde var oluş melodisi ahenkli bir diziliş eşliğinde, duygudan duyguya akış ve kendine özgü bir üst dilin duruşudur." diye cevaplarken yazının sonunda Peyami Safa'nın da gittiği nokta ruh hallerinin teşekkülünden ibaretti.
Son okuduğum şiir kitaplarından bir tanesi de Yaşar Bedri'nin "Ruşen Ali Cengi" kitabı.
Dergi editörlüğünden ressamlığa ve nakkaşlığa uzanan geniş bir hayat hikâyesiyle aktif bir şair olan Yaşar Bedri edebiyat dünyasında geniş bir yelpazede yerini almış bir şairimizdir
Zengin ufku ile dile olan hâkimiyeti ve bir şaire yakışacak ağır duruşu onu her zaman bir adım öne taşımıştır. (Bu tezimizi onun yapıtlarıyla desteklersek;)
"biz gemileri yar diye mi omuzladık
İndirirken acılarımızı yorgun halice" (Yaşar Bedri)
Yaşar Bedri yaşama sanatının şiirle olan ortak ilişkisini çözebilen ve doğayı şiirde resmedendir.
"masanın inadına reçine kokardı babam" (Yaşar Bedri)
Doyurucu dosya konuları ile Mor Taka Dergisi'ni akıcı kılarak edebiyatımıza geniş hem kalemiyle hem de yetiştirdiği isimlerle hizmet veren bir isimdir.
Yaşar Bedri şiir dilini gerektiği gibi kullanan bir şairdir. İmge ustasıdır da. Kelimelerle arası iyidir: "Bana öyle geliyor ki kapakları açılmış bir baraj gibi, kelime boşalacak içimden. Günlerce, aylarca. Ama bu kelimelerin hangi düşünce çarklarını döndüreceği belli değil. Onları çok defa kendim de tanımıyorum. Adeta dışımda bir mevcudiyetleri var. Ne zaman nerede görmüştük" diyor ya! Cemil Meriç bir nevi kelimeyle insan ilişkisini anlamlandırıyor bu cümleleriyle.
Evet kelimelerin ahenkli dizilişleri Cemil Meriç'in iç yolculuğuna sürükler beni. ONUN dünyasında kelimeler bir başkadır, onu anlamak için biraz da o başkalığa yakın olmak gerekmez mi?
"Kelimelerimi sana veriyorum okuyucu... Onları yanıp sönen sonsuz oyuncaklarınız yapın. Alev var göğüslerinin içinde. Barut var, gözyaşı var. Nihayet bütün dünya kelimelerden ibaret, ama sende ne varsa kelimede de o var. Kelime, Narsis'in kendini seyrettiği dere. Çok bakma, içine düşersin".
Ve Yaşar Bedri'de izleyelim kelimenin mülkiyetini:
"yedi kere geçtim suyun aklından"
Diyor Yaşar Bedri suyun aklını çözmüşçesine.
"yüzünde ihanetler çentiği bir sürü martı senden akar / yüzünde sinsi oğlak sirenleri gemiler seninle iner limana / kime soyunsan / bozar fiyakanızı üç paralık aynalar .
Sanki düşün dercesine okuyucuya devam ediyor dizelerine.
'kirecin soğutulduğu düş odasını istasyonun son / yolcusunu belki / duymazdan geldiğimiz kaç pare kapı dilsizliği / kaç pare ağrı'
(Adeta) İç dünya duvarlarında yankılanan kırılmışlık düşmüş şairin diline.
"eyerlenmiş gider mi (kar revan ağ rı) Adem'in gemisi / bana ayraç olur gider mi kanadı gümüş yağ mur kuşları?"
Ağrısı dinmeyen şairimiz güçlü metaforla yansıtmış içindekilerini.
"gene ima ile sardım şehrin kanamasını / sevgilim uykuma gelecekti yağmur dinmedi / matineler için daha erken mi yoksa / kaybettiklerimiz ten kuyusuna indi"
Evet, okudukça derinleşiyor şair. Şiirin derinlerde olan gizi büyülü belki. Bizi içine çeken ve bazen bir dizede günlerce düşündüren ve kederlendiren.
Ve aşk Yaşar Bedri'de '-yosun tutmuş taşlardı aşkı aşka ulayan' sanırım canı biraz fazla yanan bir şair yüreğine dokunuyoruz. Aşkı Yaşar Bedri'nin yüreğinde bırakarak öne çıkan diğer dizlerine sürsün yolculuğumuz.
Dünyaya kırık kalpleriyle misafir olmuş konuklardır şairler. Sen yazıyı okur geçersin, insanın yüzüne bakar geçersin ve saat dilimlerinde hayatla haşır haşır neşir olursun. Şair ise hep ötesi der gecenin içinden, bir insanın yüzüne yerleşen derin izlerden.
çalımı kırılmış mumyaların ruhu / âh bilsen eksik bırakılmış her dua binlerce âh / dön(sen)de sazlar dokunmaz, dolanır bahtın / dolanır kınnabımıza yorgun taylar
kuş dilini heceleyen ihvândı dağlar
kendi halince süleyman'dı
Mor Taka Yayınları'ndan çıkan "Ruşen Ali Cengi" Yaşar Bedri'nin yeni şiir kitabı.
Kendine özgün diliyle başarılı bir esere imza atmıştır şairimiz.
Sözümüzü Cemil Meriç'in şu sözleriyle bitirelim:"Heyecan daima taze, kelime ezelden beri eski. Sanat eserinin hammadesi, dış dünyadan gelen intibalar. Onları biçime sokmak! Her ibda' bir cezbe ile, bir sermesti ile başlıyor. Yaratacılığın, kendisine has doğum sancıları, hummaları, vecitleri var. Eser ilahi bir seziş içinde bir bütün olarak mı beliriyor? Şiiri fısıldayan bir ilham perisi mi? Bilen yok. Bazen bir intibak, bazen bir isyan."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ümit Zeynep Kayabaş / Türkiye
Etiketler:



