Bağlanmanın çocuğun yaşamında önemli bir işlevi vardır. Bu konudaki araştırmalarıyla bilinen Bowlby Ainsworth insanın bağlanma gereksiniminin, sıcak yakın ilişki ihtiyacının sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Bireyin başka bir kişiden yakınlık bekleme eğiliminin sonucu gelişen bağlanma ile kişi aynı zamanda kendini güvende hissetmektedir. Özellikle yeni doğan bebeğin anneye bağlılığı ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemlidir. Sağlıklı bir bağlanmanın gerçekleşmesi, çocuğun ruh sağlığına katkı sağlamaktadır.
Güvenli bağlanma
Güvenli bağlanma: Bakıma ihtiyaçlı olarak dünyaya gelen bebek anneyi bir güven merkezi olarak görmektedir. Bu süre içinde anne çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşıladığında güvenli bağlanma gerçekleşmektedir. Anneyle bebek arasında güvenli bir bağlanmanın sağlanması ise çocuğun ruh sağlığına katkı yapmaktadır.
Güvensiz bağlanma: Anne çocuğun ihtiyaçlarını yerinde ve zamanında karşılamadığında güvensiz bağlanma olur. Bu durumda çocuk anneyle temas kurmaktan kaçınır, annenin yaklaşımı karşısında kendini geri çeker. Çocuk bir taraftan anneden kaçarken diğer taraftan yakın temas ihtiyacını ortaya koyar. Burada çocuk kendini güvende hissetmediğinden anneye ya da yabancıya karşı tedirgin ve korku içindedir. Anneden ayrıldığı için huysuzluk yapar ancak anne geri dönüğünde de rahatlayamaz. Çocuk huzursuzdur ve anneyle arasında güvenli bağlanma gerçekleşmemiştir.
Anneyle çocuk arasında sağlıklı bir bağlanmanın gerçekleşmesi için anne çocuğun ihtiyacını yerinde ve zamanında karşılamalıdır.
Yetişkinlerde bağlanma
Bebekle anne arasında gerçekleşen bağlanma süreci erişkinlik dönemini de etkilemektedir. Bebek anneyle yaşadığı deneyimleri ve onunla geliştirdiği ilişkilerini ilerleyen yaşlarında kendi türüyle olan ilişkilerine taşımaktadır. Yani, bireyin benlik modeli ile başkaları modeli bu sayede gelişir. Bilindiği üzere benlik modeli, kişinin kendisini ne kadar sevilmeye değer gördüğüyle alakalıdır. Eğer güvenli bir bağlanma gerçekleşmemişse çocuk olumlu bir benlik geliştiremediğinden insanlarla ilişkilerinde tedirgindir. Duygu ve düşüncelerini başkalarına açmaktan kaçınır ve sağlıklı ilişkiler kuramayabilir.
Güvenli bağlanma: Çocukluğun temelinde güvenli bağlanmayı gerçekleştirmiş kişiler, hem kendileriyle hem de başkalarıyla olumlu ilişkiler kurabilirler ve yakın ilişkilere değer verirler. İnsanlarla ilişkilerinde kişisel özerkliklerini korurlar ve sağlıklı ilişkiler kurmakta da zorlanmazlar.
Kayıtsız bağlanma: Bu kimseler, kendilerini olumlu ancak başkalarını olumsuz olarak değerlendirirler. Bağımsızlıklarına düşkündürler ancak insanlarla yakın ilişkiler kuramazlar. Başkalarına olan gereksinimlerini red ederler. Yalnızlaşırlar ancak farkında değillerdir.
Saplantılı bağlanma: Bu kimseler, kendileri hakkında olumsuz ancak başkaları hakkında olumlu düşünme eğilimindedirler. Yaşamlarını başkalarının onayını kazanmaya adarlar. İnsanların kendileriyle ilgili ne hissettiklerini ne düşündüklerini analiz ederler ve yakın ilişkilerinde çok fazla bağımlıdırlar.
Korkulu bağlanma: Bu kimseler kendileriyle ve başkalarıyla ilgili olumsuz düşünen bireylerdir. Olumsuz benlik modeli nedeniyle insanlarla sağlıklı ilişkiler kuramazlar.
Bowlby‘in bağlanma kuramı
Bowlby kuramını, çeşitli zaman aralıkları sürecinde bebeklerin davranışlarını gözlemleyerek oluşturmaya çalışmıştır. Yapılan araştırmalar kapsamında, anneden ayrılan bebek bir dize tepkiler geliştirmiştir:
Birinci bağlanma evresi: (doğumdan üç aya kadar geçen süreç)
Bebekler çevresindeki insanlara benzer tepkiler verirler. İnsanların yüzlerine dikkatli bakarlar renkleri ilgiyle izlerler. Bowlby bebek için insan yüzünün etkilerini bağlanma davranışlarından biri olan sosyal güçlülüğün genetik bir yatkınlık olarak değerlendirmiştir. Bowlby‘e göre gülme, ağlama duyguları çocuğun bakıcıyla yakınlığını sürdürmesini sağlar. Bu anlamda gülme, kendisini sevme ve gözetme etkileşimini destekleyen bir nitelik taşır.
İkinci bağlanma evresi (3-6 aya kadar geçen süreç)
Bebeğin sosyal tepkileri seçici olmaya başlar ve tanıdıkları kişiler onlar için önemlidir. Çünkü artık bebek tanıdıkları kişileri ayırd etmeye başlamıştır.
Üçüncü bağlanma evresi (6 ay ve üç yaş)
Bu süreç bebeğin özerklik ihtiyacının başladığı bir süreçtir. Bir yandan bebek bağlanma figüründen yarılmak istemezken diğer taraftan çevreyi keşfetmeyi istemektedir. Ancak burada anne uzaktan da olsa güvendiği bir figür olarak bilinmelidir. Bebek kendisine rahatsızlık veren bir durum olduğunda annenin yanına kaçar ve anneyi sığınacağı bir güvenlik limanı olarak görür.
Dördüncü bağlanma evresi (3 yaş)
Çocuk artık, annenin neyi niçin yaptığını anlamaya başlamıştır. Anne kendisini yalnız bıraktığında geri gelebileceğini bildiğinden daha rahattır. Bu dönem çocuk anneyle sıcak ilişkiler kurabilir. Ancak anneden yeterince ilgi göremeyen ya da annenin sevgi ve ilgisinden yoksun kalan çocuk, bütün insanlara karşı bir güvensizlik geliştirebilir.





