Vatikan, Batı‘nın yaşadığı ekonomik sıkıntıların üstesinden gelmek ve ekonomiyi idare etmek için ‘‘Küresel Kamu İdaresi‘‘ ve ‘‘Merkezi Dünya Bankası‘‘ kurulması dahil küresel finansal sistemlerde radikal reformlar yapılması çağrısında bulundu.
VATİKAN Papalık Adalet ve Barış Kurulu‘nun, ‘‘Küresel Kamu İdaresi Bağlamında Uluslararası Finansal ve Para Sistemlerinde Reforma Doğru‘‘ çalışma belgesinde, ‘‘evrensel kamu yararının sağlanması‘‘ için etik temelinde yeni dünya ekonomik düzeni oluşturulması istendi.
Ekonomik sorunlar için sadece teknik çözümler arayan, kuralları ve kontrolleri hiçe sayan ‘‘neo-liberal düşüncenin‘‘ kınandığı belgede, ‘‘Gerçekte krizler, bencillik, müşterek açgözlülük ve büyük ölçekte mal istifçiliği gibi davranış biçimleri ortaya çıkardı. Küresel ekonominin, zengin ve yoksul ülkeler arasında etik dayanışmaya ihtiyacı var‘‘ denildi.
Belgede, ‘‘Adaletsizliğin farklı biçimlerine çözüm bulunmazsa, sosyal, siyasal ve ekonomik seviyede ortaya çıkacak olumsuz etkiler artan düşmanlık havası ve hatta şiddetin yaratılmasına sebep olacak ve eninde sonunda, üstelik bir zamanlar en sağlam olarak düşünülen demokratik kuruluşların temellerine zarar verecek‘‘ ifadesi kullanıldı.
Ekonomi politikaları ve kararlarına yön vermede ‘‘dünya çapında evrensel yetkiyle ülkelerüstü bir idare‘‘ kurulması çağrısında bulunulan ve böyle bir idarenin referans noktası olarak BM ile başlaması, daha sonra bağımsız olması tavsiyesinde bulunulan belgede, IMF‘nin halihazırda para arzını düzenleyerek dünya finansmanını istikrara kavuşturacak güce ve yeterliliğe sahip olmadığı ve ‘‘sistem tarafından alınan kredi riski miktarını‘‘ izleyemediği belirtildi.
Dünyanın, ‘‘küresel finansal piyasaların idaresi için minimum paylaşımlı kurallar bütünü‘‘ ve ‘‘küresel para idaresi yapısına‘‘ ihtiyacı olduğu kaydedilen belgede, ulusal merkez bankalarına benzer para değişimi sistemi ve akışını düzenleyen ve "Merkezi Dünya Bankası" işlevinde olacak bir kuruluşun acil gereklilik olduğundan bahsedildi.
Bu tür bir değişimin uygulanmasının yıllar süreceği ve direnişle karşılaşacağı vurgulanan belgede, ‘‘bu dönüşümün kademeli maliyeti olacağı, her ülkenin gücünün bir kısmını bir dünya idaresine dengeli biçimde transfer edeceği, ancak bunun insan dinamizmi, ekonomi ve teknolojideki ilerlemenin sınırları aştığı bir zamanda gerekli olduğu‘‘ ifade edildi.





