Türk Parlamenterler Birliği (TPB) Genel Başkanı Hasan Korkmazcan, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde meydana gelen olaylar konusunda, bazı uluslararası kuruluşların başkanlarına çağrı mektubu gönderdi.
TPB'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Korkmazcan, BM Genel Sekreteri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi Başkanı, Avrupa Parlamentosu Başkanı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı, İslam Konferansı Örgütü Parlamenter Asamblesi Başkanı, KEİPA Başkanı ile Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Ülkeleri eski Parlamenterler Birliği başkanlarına gönderdiği mektupta, Uygur Özerk Bölgesi'nde meydana gelen ve halen sürmekte olan olayları ''sıradan bir toplumsal çatışma'' olarak değerlendirmenin imkanı bulunmadığını ifade etti.
Doğu Türkistan topraklarında ''işgalci yönetimin defalarca uyguladığı katliam metotlarına daha karmaşık ve nitelikli bir planın ilave edildiğinin görüldüğünü'' belirten Korkmazcan, mektubunda şunları kaydetti:
''Çin yönetiminin, nefretle hatırlanan 'Kültür Devrimi' günlerinden daha karanlık bir süreci başlatmış olmasından endişe duymaktayız. 'Kültür Devrimi' faciasını sahneleyenler hiç olmazsa Doğu Türkistan'da kontrollü bir devlet terörü uyguluyorlardı. Bugün ise uzun yıllardır hazırlanan ve toplumun derinliklerine yerleştirilmiş kin, acımasızlık ve gözü dönmüştük duygularıyla hislenmiş, sonuçlarının nereye varacağı kestirilemeyen bir vahşi kitle terörü sahneye konulmuştur.
Çin Halk Cumhuriyeti yönetiminin bütün örtme, karartma ve gizleme çabalarına rağmen, kanlı vahşetin her türlü insanlık değerlerinden yoksun boyutlara ulaştığı dünya kamuoyundan saklanamamıştır. Bu sebeple duruma, dünya kamuoyunu temsil eden ve programları insanlık değerlerini yaşatmak olan bütün uluslararası kuruluşların el koyması zorunluluğu bulunmaktadır. Son olaylarda hedef alınan sadece işgal altındaki bir milletin egemenlik hakları değildir. Başta yaşama hakkı olmak üzere çalışma, ifade, eğitim, seyahat ve yerleşme hakları gibi temel insan hakları hiçe sayılmakta ve dünya kamuoyunun haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını da ortadan kaldırmaya teşebbüs edilmektedir.''
Kurumunuzun, insan hak ve özgürlüklerine verdiği değer çerçevesinde, Uygur Özerk Bölgesi'ndeki faciaya seyirci kalmayacağını umuyorum. İnsanlık kamuoyunun ikinci bir Bosna Hersek utancını yaşamaması için geç kalmadan harekete geçilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Kurumunuzun kendi çalışma usulleri içinde ve insan haklarına değer veren benzer kurumlarla iş birliği yaparak gerçekleştireceği girişimleri bekliyor, bu vesileyle en içten saygılarımı sunuyorum.''


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



