Kamuoyunu aylardır meşgul eden ve "AKP ve Gülen hareketini yok etme planı" olarak adlandırılan "İrtica Eylem Planı"nın ıslak imzalı olanının 5 ay sonra tam da "açılım" süreci sırasında mahkemeye intikal ettirilmesinin ardından şimdi de yeni bir ek belge ortamı gerdi. Anayasaya, yasalara ve TBMM‘ye rağmen, ordunun içinde gizli ve milleti bölücü çalışmalar yapan bir cunta kesiminin özellikle TSK‘yı yıpratma faaliyetleri yaptığına dikkat çekilerek, kendilerini devletin bile üzerinde gördüğü öne sürülüyor. Bunun son örnekleri de "İrticayla Eylem Planı"nın orjinalinin ve arkasından ortaya çıkan Ek belgenin ayrıntılarında gizli.
Kağıt parçası (!)
Haziran ayında Taraf gazetesinin yayınladığı ve Genelkurmay karargâhında hazırlandığı iddia edilen ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı‘ başlıklı belgenin tam 5 ay sonra orijinal ıslak imzalı hali, Ergenekon Savcılarına iletildi. Medyanın ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ‘un, ortaya çıktığı ilk günlerde "kağıt parçası" diye nitelendirdiği belgenin aslının ve Ek belgenin mahkemeye gönderilmesi, gerilimi yeniden tırmandırdı. Adlî Tıp Kurumu, beş sayfalık ve bir muvazzaf subay tarafından kaleme alınan ‘ihbar mektubu‘ ile birlikte savcılara ulaştırılan "belgenin orjinali" üzerinde yaptığı incelemede, ‘ıslak imza‘nın Dz. Kurmay Albay Dursun Çiçek‘e ait olduğunu açıkladı. Dolayısıyla "kağıt parçası" ibaresi de, yerini "sorumlular mahkemeye çıkarılacak mı ve görevden alınacak mı?" sorularına bıraktı.
Bir şok belge daha
Genelkurmay Başkanı emriyle hazırlandığı iddia edilen ve Korgeneral Nusret Taşdeler‘in adının yer aldığı ‘gizli‘ belgede ‘22 Temmuz seçimleri Türkiye‘nin ılımlı İslam‘a dönüştürülmesi gayretleri bakımından bir milat‘ olarak nitelenirken, "bölge halkı rahatsız edilmeli" gibi garip ifadeler yer alıyor. ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı‘nın orijinal belgesiyle birlikte Ergenekon savcılarına gönderilen eklerde yer alan Eylül 2007 tarihli beş sayfalık ‘Bilgi Destek Planı‘nın tespitler ve değerlendirmeler başlıklı son sayfasında ‘Genelkurmay Başkanı‘nın emriyle‘ ibaresi ve TSK‘ya duyulan güvenin azaldığı vurgulanıyor. Belgede, seçimler sonunda milliyetçilik söylemleri ve politikalarının darbe aldığı belirtilerek, Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu sağlamaya çalışan Türkiye‘nin siyasi ve sosyal yönden Asya‘yı tercih ettiği kaydediliyor.
Kamuoyu türbanı benimsedi
Belgede, "Başbakan‘a yapılan bütün telkinlere rağmen Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilmiştir.. Kamuoyu ve medya türbanı benimsemiş görülmekte. Cumhurbaşkanı, türban ve diğer hassas konularda başlangıçta dikkatli davranmış ise de yavaş yavaş türbanın davetler, karşılama, uğurlama törenleri vs. ile resmi mahaller ile günlük yaşama girmeye başladığı görülmektedir. Zaten bir müddetten beri esas kamusal alan olan TBMM‘de yapılan çeşitli toplantılarda türbanlı ve hatta çarşaflı hanımlar boy göstermektedir" deniliyor.
Belgede türbanla ilgili şu ifadeler de yer alıyor: "Türbana gösterilecek tepki, alt kademeler için de bir emsal teşkil edecektir. Gösterilen tepkinin uzun vadede uygulama imkânı olan tutarlı bir politika olması önemlidir. Gösterilecek tepkinin, her ne olursa olsun, kendi manevra sahamızı daraltmayacak ve müteakip girişimlerde elimizi bağlamayacak düzeyde kalması önem arz etmektedir."
DTP talihsizilk!
Belgede ayrıca, "DTP‘nin TBMM‘ye girmesi, Türkiye demokrasisi için bir talihsizliktir" denildikten sonra, "Irak‘ın kuzeyindeki desteği kesmek için bölge halkını terörle mücadele bağlamında ‘rahatsız etmek‘, bu suretle de PKK‘ya yardım ettikleri ve destek sağladıkları müddetçe bu rahatsızlığın devam edeceği mesajını vermek" şeklinde vurgular yer alıyor.





