Şu anki mevcut tabloya baktığımız zaman sektörün geleceğinin geçmişinden daha parlak olacağını söyleyebiliriz. Bu konuda eleştirenler de bu öngörümüze katılmaya başladılar. Biz kaliteli mal üretmeyi biliyoruz, tasarım bu işin içine girdi. Koleksiyonlara baktığımızda bir çok yurt dışı markasından farkımız yok. Satış organizasyonlarında yurt içi ve yurt dışında başarılı olan bir çok markamız olmaya başladı. Bunlar da ürünlerinin bir çoğunu Türkiye'deki üreticilerden alıyorlar. İster istemez sektörün şu andaki gelişimi herkes tarafından takdirle izleniyor.
Tekstil sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü olduğu halde yeterince ilgi göremediği için üvey evlat muamelesi gören sektörlerin başında geliyor. Özellikle son yıllarda Çin ve Uzakdoğu istilasını yaşadığımız da düşünülürse sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özellikle sektörün geleceğiyle ilgili kaygıları olan bir kesim vardı, bundan beş yıl altı yıl önce. Son iki yıla kadar kamuoyunda bu sektör artık bir şekilde oluşumunu tamamladı, sektörün geleceği yok diye söylemler de olmaya başlamıştı. Ama, tam bu dönemde 2008 krizi şunu gösterdi. En çok istihdam yaratan, en çok ekonomiye katkıda bulunan ve ihracat yaptığı ürünün içinde katma değeri en yüksek olan sektör yine tekstil ve hazır giyim sektörüdür. Gözden çıkarmaya çalıştılar ama olmadı. Sektörde bir değişim süreci de vardı. Bu değişim sürecinde firmalarımız çok önemli gelişmeler de ortaya koydu. Bir performans artışı söz konusu oldu. Firmalar kendilerine çeki düzen verdi. Şu anki mevcut tabloya baktığımız zaman sektörün geleceğinin geçmişinden daha parlak olacağını söyleyebiliriz. Bu konuda eleştirenler de bu öngörümüze katılmaya başladılar. Biz kaliteli mal üretmeyi biliyoruz, tasarım bu işin içine girdi. Koleksiyonlara baktığımızda bir çok yurt dışı markasından farkımız yok. Satış organizasyonlarında yurt içi ve yurt dışında başarılı olan bir çok markamız olmaya başladı. Bunlar da ürünlerinin bir çoğunu Türkiye'deki üreticilerden alıyorlar. İster istemez sektörün şu andaki gelişimi herkes tarafından takdirle izleniyor. Burda çok sıkıntı çekenler de oldu. Kurun etkisiyle sattığı maldan zarar eden bir çok firmamız oldu. Bankalarla problemi olanlar bu sıkıntıları daha çok yaşadılar. Bunların hepsi bizim için bir dersti öğrenme süreciydi. Şu anda otomotivden sonra en çok ihracatı gerçekleştiren sektör, tekstil ve hazır giyim. Bir de etrafımızdaki fırsatları da görmeye başladık. Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da, Rusya'da sektördeki tüm arkadaşlarımız fırsatları avantaja çevirmek için çalışmaya başladı.
* İhracat potansiyeli nedir hazır giyim sektöründe. Siz İHKİB Başkanlığı da yaptınız uzun süre. Markalaşma konusunda gelişmeler oluyor, özellikle moda marka ürünler noktasında hazır giyim sektörümüzün başarılı olduğunu söyleyebilir miyiz?
10 yıl öncesine baktığımızda üç tane ya da beş tane tasarımcımız vardı. Şimdi yüzlerce tasarımcımız var. 10 yıl önce üniversitelerimizde tekstil tasarımı üniversitelerimizde bir ya da iki taneydi. Şimdi 30 tane var. Gelişimi görmek lazım. Bu gelişimin içini doldurduğumuz zaman gerçekten gelecekle ilgili çok önemli ve hayırlı işler olacağına ben inanıyorum. Bizim maalesef aceleci bir yapımız var. Batının 150 yılda yaptığını 10 yılda yapmaya çalışıyoruz. Olmayınca da kendimizi eleştiriyoruz. Biz öğrenme süreci yaşadık. Türkiye, 2003-2004 yıllarında yabancı markalar geliyor, herkes onları hayranlıkla izliyor. Onların yaptığı herşeyi mucize gibi görüyoruz. Başlangıçta bir şok yaşadık. Şimdi onlar Türkiye'ye gelmeden önce dünyanın başka bölgelerinde özellikle Türk markalarını da dikkate alıyorlar, rekabet edebilmek için. Bizim insanımız biraz zorlandığı zaman herşeyi yapıyor.
* 2000 yıllarında Damat Tween, 2000 yılına damga vuran markalar seçilmişti. Bu serüveni anlatır mısınız?
2001 yılında krizi en başarılı şekilde yöneten şirket ve markalar olarak seçilmiştik. Tahmin ediyorum, 2009 yılında da biz bunu yaptık. 2009 krizinde de bu konuda kendi kendimize söz verdik: "Biz bu krizi en iyi idare eden, büyüme konusunda bir fırsat olarak gören bir politika izleyeceğiz". Bu hususta ekibimizle birlikte gece gündüz çalıştık. Yatırımlarımıza devam ettik, üretimimizi kısmadık. Yurt dışına daha çok odaklandık. Barcelona'da, Dubai'de, Moskova'da çok önemli lokasyonlarda kendi markalarımız, ürünlerimiz satılıyor ama bir Hindistan'da mal satmak bizim için çok çok önemli. 10 yıl önce "Hindistan'da mal satacaksın" deselerdi, "Uzaya gideyim" daha iyi derdim. Bu yıl Hindistan'da 3 tane mağazamız açıldı. Çok iyi bir bayimiz var orada, yıl sonuna kadar mağaza sayımız beşe yükselecek. Bir de buradan malı gönderdiğinizde yüzde 40 gümrük var. Hem ordaki gelir düzeyini tahmin etmek mümkün, bir de gönderdiğiniz malda yüzde 40 gümrük bariyeri var. Kolay değil oraya ihracat gerçekleştirmek.
* 10 yıl sonra hedefimiz ne olabilir. Damat Tween aynı zamanda inovasyonla ürün yelpazesini nasıl geliştiriyor, değiştiriyor. Siz sektörün tüm segmentlerinde üretim yapıyorsunuz?
Öncelikle 10 yıl öncesine baktığımızda bu yıllar gerçekten kolay geçmedi. Çok mücadele ettik. Allahın izniyle 10 yıl sonra marka olarak etkinliğimizin daha çok artacağına inanıyorum. "Ekmeden biçmemek" diye bir tabir vardır. Bizim bu dönem içinde ektiklerimizi biçeğimizi düşünüyorum. Çok önemli yatırımlar yaptık, çalışmalar yaptık. Marka olma yolunda mücadele verdik. Bir Fransa'nın, bir İtalya'nın çok markası var. Onlar da kolay gelmediler buraya. Bir kısmı ikinci jenerasyon, bir kısmı üçüncü jenerasyon. Heyecanlarının ve enerjilerinin azaldığını görüyoruz. Bu bizim için bir avantaj. Yaşlanan nüfusla birlikte, rahata düşkünlük, aynı zamanda çalışma isteğinin azalması onlar için çok büyük dezavantaj. Bir avantajları var, sistem kurucular. Biz de kendi içimizdeki heyecanı, motivasyonu karmaşık bir yapıdan sistemli yapıya geçirebilirsek onlardan çok daha iyi olabiliriz diye düşünüyorum.
* Krizden sıyrılmaya başladık. Önümüzdeki dönem için sektöre ne tür bir mesaj vereceksiniz?
Yurt dışından Türkiye'ye gelip alım yapmak isteyen firmalara, yurt dışından Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen markaların söylediği şeyi söyleyeceğim: "İTKİB'de yaklaşık 3 bin firma var, "Biz en fazla 150-200 firmaya iş yaptırabiliyoruz" Bu bizim için önemli bir sayı. Bu 150-200 firmaya baktığınız zaman, 2 yıllık prodüksiyonu dolu. Kapasitesi dolu, yeni bir iş alamıyor. Bu çerçevede bizim yaptığımız işi hem bir sistem içinde, hem bir kurgu içinde, kalite içinde işimiz çok. Bunu yapmadığımız zaman dışarıdan ya bir destek bekliyoruz. Kendi kendimize başkalarının yaptığı işle ilgili eleştirilerde bulunuyoruz. Benim hayat felsefem budur: İnsan başkasıyla uğraşıyorsa, hiçbir şey yapamayan bir insandır. Kendine ait bir şeyi varsa, meşguliyeti varsa, bu meşguliyetle birlikte her şeyini, düşüncesini, fiziksel gücünü kullanıyorsa, o insanın boş zamanı yoktur. Yani bir şey yapmak.... Hani, Peygamber Efendimiz (sav), bir grup sahabisiyle yürürken yolda boş boş oturan bir adam görürler. Peygamber Efendimiz (sav), adama hiçbir şey yapmadığı için selam bile vermez. Bu bizim rehberimiz olmalı aslında. Peygamber Efendimiz 1400 yıl önce bu düsturu ortaya koyuyor bizim için. Ne kadar önemli bir rehberlik.
Kültürel motiflerimizi modernize ediyoruz
* Kreasyonlarınızdan bahseder misiniz? Kreasyan oluştururken Türkiye'nin kültürel motiflerine dikkat ediyor musunuz?
Bizim en önemli özelliğimiz kendimize ait değerleri, motifleri, sembolleri uyarlayarak kullanmamız. Yurt dışında yabancıların bu durum çok dikkatini çekiyor. Bu taklit olmuyor, siz kendi aslınızı ortaya koyuyorsunuz. Ama bunları modernize etmeniz lazım. Onların algılayabileceği bir hale dönüştürmeniz gerek. Bunu da çok iyi yapıyoruz. Kravatlarımızda, ceket astarlarımızda bazı logo olarak kullanılan detaylarımızda bunları kullanıyoruz. Bir çok kreasyonda bu durumlar dikkat çekiyor. Bunu yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Yoksa taklit aslını yaşatır, başka bir şey yapmaz.
* Türk insanın giyim zevki nasıl sizce?
Bir çok ülkeden iyi. Ben sadece özel arabayla dolaşan bir insan değilim. Yeri geldiğinde otobüse, yeri geldiğinde metroya binerim. İnsanların giyimlerine bakıyorum, gözlemliyorum. Asgari Standard içinde yaşayan insanımızın durumunu, kılık kıyafet normlarını bilmek çok önemli. Ben olumlu görüyorum. Olumlu buluyorum. Sadece üst segment ve üst kesim değil genel anlamda genel anlamda halkımız güzel giyinmeye başladı diye düşünüyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Nedim Odabaş / Türkiye
Etiketler:



