17 Ağustos Marmara Depremi'nde eşini, oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden, kendisi de enkaz dan yaralı kurtulan 69 yaşındaki Zeynel Özyaşar, bir başına yaşamını sürdürüyor.
17 Ağustos Marmara Depremi'nde eşini, oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden, kendisi de enkazdan yaralı kurtulan 69 yaşındaki Zeynel Özyaşar, bir başına yaşamını sürdürüyor. Depremin 10. yıl dönümünde ailesinin deprem şehitliğindeki mezarını ziyaret eden Zeynel amca; "Bir başına yaşamak çok zor. Dinimiz olmasaydı ben bugün Allah korusun hayatta olmazdım. İnancım beni hayata bağladı." dedi.
Özel bir yurtta aşçılık yapan Zeynel Özyaşar, Adapazarı'nda Papuççular Mahallesi Çıracılar Caddesi'ndeki apartman dairesinde eşi Hadiye (51), oğlu Yavuz (28), gelini Ayten (23), torunları Furkan (5) ve 7 aylık Zeynel ile birlikte kalıyorlardı. 17 Ağustos 1999'da saat 03:02'de Özyaşar ailesinin kaldığı 5 katlı Köprülüoğlu apartmanı yerle bir oldu. Yıkılan apartmanın 1. katında enkaz altında kalan aileden bir tek Zeynel Özyaşar, beton yığınlarının arasından yaralı olarak çıkartıldı. Ambulansla Eskişehir Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Özyaşar, hasta yatağında günlerce ailesinin yolunu gözledi. 'kurtulmuşlardır' ümidiyle Allaha dua eden Özyaşar, hayattaki tek varlıkları olan eşi, oğlu, gelini ve iki torunun ölüm haberini alınca yıkıldı. Depremin hayatta tek başına bıraktığı Özyaşar, acı hatıraları yaşadığı Adapazarı'ndan ayrılarak Kütahya'ya yerleşti. İnancı sayesinde hayata tutunan Zeynel amca, Her yıl olduğu gibi bu yıl da ailesinin Serdivan ilçesindeki deprem şehitliğinde bulunan mezarlarını ziyaret etti.
"Ben çok deprem gördüm ama böylesini görmedim." diyen Özyaşar, depremde yaşadıklarını şöyle anlattı: "17 Ağustos depremi sabaha karşı 03.02'de oldu. Ben çok deprem gördüm ama böylesini görmedim. Bir insan boyunca havaya kalktık ve 10 saniye içinde bittik. Deprem bütün şiddetiyle devam ediyordu. 45 saniye sürdü. Kıyameti yaşadım, ben kurtuldum. Ama eşim, oğlum, gelinim ve torunlarım şehit oldu. Bundan da bahtiyarım, onlar şehit oldu ama ben yaşıyorum, hayat devam ediyor. Unutamadığım bir şey var. Onların seslerini duymadım bile. Rabbim duyurmadı bile. Bu acıyı Allah kimseye göstermesin. Böyle bir felaketi bir daha yaşamayalım. Demek ki ölenle ölünmüyor. Dinimiz çok güzel. Dinimiz olmasaydı ben bugün Allah korusun hayatta olmazdım. Rabbime her zaman duacıyım. Bana sağlığımı yeniden verdi. "
Enkaz altında iki gün
Enkaz altında iki gün kaldıktan sonra kurtarma ekipleri tarafından yaralı olarak kurtarıldığını ifade eden Özyaşar; "Enkazda iki gün kaldım. 2 gün içinde şuurumu hiç kaybetmedim. Enkazda sürekli Allah dedim. Hava çok sıcaktı, su istedim. O kadar şişiyordum ki kemiklerimin çatlama sesini duyuyordum. Zorlukla nefes alıyordum. O anda Allah'a sığındım. Daha fazla dayanamayacağım dedim. Ses duydum ve ayağımı üç defa vurdum. Sesim çıkmıyordu. Yakınlarım sesimi duymuş, dünyalar benim oldu. Allah'a şükür ettim. 4 saat sonra beni enkazdan çıkardılar. Beni ambulansla hastaneye götürüyorlardı. O arada gözlerim açık olmasına rağmen 5 tane ceset gözümün önünden geçti, tertemiz pırıl pırıl bayrağa sarılmışlardı. Tabutun bir tanesi ufaktı. O anda başımdaki hemşire amca ne oluyor dedi, farkına vardı. Geçti kızım dedim. 2 ay hastanede tedavi gördüm. Bu nedenle ailemin cenazesine katılamadım. Eşim ile torunum Furkan'ı ayıramamışlar, ikisini birlikte gömmüşler." dedi.
Büyük depremin yıldönümünde meşalelerle yürüdüler
Kocaeli'de 17 Ağustos depreminin 10'uncu yıldönümünde depremzedeler, meşalelerle yürüdü. Çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüşte, 'Depremi unutturmayacağız' sloganları atıldı. 17 Ağustos Marmara Depremi, çeşitli etkinliklerle anılıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da depremzedeler meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi. İlk yürüyüşü konutlarından çıkarıldıklarını iddia eden Arızlı Konutları sakinleri yaptı. Konutların bulunduğu Kuruçeşme'den İzmit Anıt Park'a kadar olan 30 kilometrelik yolu yürüyen depremzedeler, sloganlar atarak yetkililere tepki gösterdi. Konutları vermeyeceklerini belirten depremzedeler, D-100 karayolunda da yürüyünce trafik bir süre aksadı. Yürüyüşe katılanlardan bazıları pankart taşıdı, kimisi ise araçların arka tamponuna binerek etkinlikte yer aldı. Anıt Park'ta bulunan Deprem Anıtı önüne gelen vatandaşlar, burada depremde hayatını kaybedenlerin isimlerini tek tek okuyarak, 'Burada' dediler.
Marmara depreminin isimsiz kahramanları
Zonguldak'ta Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) çalışan madenciler, daha önce hiçbir doğal afette kurtarma faaliyetinde bulunmamalarına rağmen kazma, kürek ve tokmak gibi yer altında kullandıkları basit malzemelerle 17 Ağustos 1999 depreminde enkaz altından 32 kişiyi sağ çıkardı. 12 Kasımdaki depremde de 71 kişiyi sağ kurtaran madenciler, olası depremlere hazırlıklı bulunuyor. ''TTK Yeraltı Maden İşletmeciliğinde Acil Durumlar ve Arama Kurtarma Çalışmaları'' konulu araştırmasından edinilen bilgilere göre, kömür üretimi süresince yaşadığı büyük maden kazalarındaki acı deneyimleriyle göçük açma, ahşap tahkimat yapımı ve dar kesitte çalışma üstünlüğü gibi becerilere sahip madenciler, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinde önemli görevler üstlendi. TTK'dan 17 Ağustos depreminin ardından talep edilen kurtarma ekipleri, deprem bölgesi Zonguldak'a 250-300 kilometre mesafede olmasına rağmen D100 ve E80 devlet kara yollarındaki yer yer kapanma, yoğun trafik ve bu tür afetlere hazırlıklı olunmaması gibi nedenlerle saat 23.00'da enkazlara ulaşabildi. Kocaeli, Sakarya, Yalova, Adapazarı ve Gölcük'teki kurtarma faaliyetlerinde görev alan 1564 maden işçisi ve 74 mühendis, enkazdan 32 kişiyi canlı çıkarmayı başardı, 447 kişinin de cesedine ulaştı. Göçük ve enkazlara, yer altı kömür madenciliğinde kullanılan özel tahkimat metotlarıyla giren madenciler, kurtarma görevinde bulunan tek bir kişinin dahi burnu kanamadan 12 Kasım depreminde de 3 günde 71 kişiyi enkazdan kurtardı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



