Bugün, Karabağ‘da Ermenilerin gerçekleştirdiği Hocalı katliamının 17. yıldönümü. Ancak Avrupa Birliği ve ABD‘ye taviz vermek için Ermenistan‘a yönelik yapılan açılımlar, yaklaşık 1300 kişinin hayatını kaybettiği ve 1,5 milyon Karabağlının evlerinden sürülerek halen çadırlarda ve vagonlarda göçmen olarak yaşamasına neden olan acıları gözlerden gizliyor.

Bugün, Karabağ‘da Ermenilerin gerçekleştirdiği Hocalı katliamının 17. yıldönümü. Ancak Avrupa Birliği ve ABD‘ye taviz vermek için Ermenistan‘a yönelik yapılan açılımlar, yaklaşık 1300 kişinin hayatını kaybettiği ve 1,5 milyon Karabağlının evlerinden sürülerek halen çadırlarda ve vagonlarda göçmen olarak yaşamasına neden olan acıları unutturdu.  Uluslar arası İlişkiler Uzmanı ve Saadet Partisi GİK Üyesi Doç. Dr. Oya Akgönenç, Hocalı katliamının yıldönümünü ve AKP iktidarının son açılımlarını Gazetemize değerlendirdi. Akgönenç, Azerilerin hunharca Ermeniler tarafından öldürülmesi ve kitle imha yöntemiyle yok edilmesinin yıldönümünde bu acıları bir kez daha yaşandığını belirterek, "Kafkasya‘daki Ermeniler ile Müslüman Azeriler arasındaki bu mücadele son zamanların değil asırlardır devam eden Müslüman-Hıristiyan çatışmasının bir parçasıdır" diye konuştu.  Bunun bir din ve toprak mücadelesi olduğunu vurgulayan Akgönenç, "Ermeniler, Rus ihtilalından sonra Ruslarla çok yakın ilişkiye girmişlerdir. İkisi de Ortodokstur. Kilise bağı dolayısıyla, Ermenileri askeri olarak desteklemişlerdir" dedi.

1.5 milyon göçmen

1992‘de Karabağ‘ın işgali ve Hocalı katliamından sonra birçok Azeri‘nin topraklarını terk etmek zorunda kaldığını belirten Akgönenç, "Sayıları 1,5 milyonu bulan Kaçkın (Göçmen) ortaya çıkmıştır. Bunlar bugün hala çadırlarda, vagonlarda yaşamaya devam ediyorlar. Halbuki kaçtıkları topraklar, Ermeniler tarafından işgal edilmiş durumda" diye konuştu. İsrail‘in Gazze ve Filistin‘de terör, katliam ve baskınlarla Filistinlilerin topraklarına sahip olurken gerçek sahiplerinin mülteci olarak kamplarda hayatını sürdürdüğünü kaydeden Akgönenç, "Dünyada bu tür haksızlıkları durdurmak için kurulan BM kurulmuş sözüm ona. Ama şöyle veya böyle sessiz kalmaktadır. Mesela bir şekilde Karabağ‘daki bu olayı düzeltememiştir. İrade ortaya koyamamışlardır" diye konuştu. Türkiye‘nin her zaman Azerbaycan‘a sahip çıktığını belirten Akgönenç, o günden bu yana Ermenistan sınır kapısının kapalı olduğunu vurguladı. Olaya en büyük tepkiyi Türkiye‘nin verdiğini kaydeden Akgönenç, "Bölgenin en büyük ülkesi olarak Türkiye bu olaya sahip çıkmıştır" dedi.

AKP‘nin tutumu yanlış

Canlı yaşamaya devam eden bu olaya rağmen artık Türkiye‘nin uluslar arası alanda sesinin çıkmamasını ise eleştiren Akgönenç, "Neden medyada ve kamuoyunda fazla bir şekilde konuşulmuyor? AKP iktidarının bu tutumu yanlıştır. Nasıl Filistin‘de bir şey söylemiyorlardı, biz Çağlayan‘da bir miting yaptık, ondan sonra olayı sahiplenmeye başladılar. Şimdi biz diyoruz ki, bu konu onun karbon kopyası. Üstelik ondan da eski. Siz buna sahip çıkmalısınız" dedi. Bakan Ali Babacan‘ın ‘Karabağ gündemimizde yok‘ sözlerini eleştiren Akgönenç, "Böyle bir şey söylenmesi çok yanlıştır. Diplomatik deneyimi olan bir insan bunu kullanamaz. Bu sözden, kastı neydi, maksadı neydi acaba? Ermenilere pozitif bir mesaj mı veriyordu? Eğer böyle bir mesaj veriyorsa yanlış bir mesaj veriyor. Devlet politikası olarak, biz Ermenistan‘a karşı belli bir tutum içindeyiz. Böyle keyfi bir biçimde, bir dışişleri bakanı devlet politikasını değiştiremez" dedi. Halkın hassasiyetine ve devletin çıkarına göre her gelen hükümetin sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Akgönenç, "Kimse canım böyle istedi, ben böyle yaptım diyemez. Ama maalesef AKP aynen bu şekilde. Ermenilerle ahbaplık yapacağım diyor. Tamam yap, buna itiraz eden yok. Ancak yaparken Azerbaycan‘ın haklılığını göz ardı edemezsin. Onu ikinci plana atamazsın" dedi.

Muhabir: Haber Merkezi