Mezarlıkların soyguncularla da başı dertte olduğunu belirten Sevim, mezar soyguncularına seslenerek, "Müslüman mezarlıklarında gömü olmaz. İnancımız gereği mezarlıklarda bir şey vardır o da kefendir" diyerek, konunun akademik planda ciddi bir şekilde incelenmesi gerekliliğinden bahsetti.
Türk mezar taşları alanında çalışmalarıyla tanınan yazar Nidayi Sevim, tarihi mezarların içler acısı bir durumda olduğunu ifade ederek, çoğu mezarların da hırsızlar tarafından adeta talan edildiğini belirtti. Osmanlı‘nın kültür, düşünce ve medeniyet tarihine oldukça önemli kurum ve kuruluşlar armağan ettiğini söyleyen Sevim, Osmanlı Devletin döneminde maddi durumu iyi olanların Ramazan ayında iftara davet ettikleri misafirleri uğurlarken "diş kirası" adı altında bir miktar para veya kıymetli eşyayı hediye ettiklerini kaydetti.
Sevim, "O insanlar, bundan birkaç yüz sene önce yaşamış bu büyüklerimiz ölmüş gitmiş. Bir müddet sonra nesli tükenmiş, bayramda seyranda kabrini ziyaret eden bir torunu kalmamış. Sonra bizler bu gibi zatların mezarlıklarını talan etmişiz. Evet, buram buram tarih kokan, ecdat yadigârı, kavuklu, sarıklı, fesli, inci gibi işlenmiş, her bireri sanat şaheseri mezar taşlarımız yerlere devrilmiş, parçalanmış, yeri geldiğinde yollara dolgu malzemesi yapılmış, duvarlara taş olarak örülmüş, hırsızlar tarafından yağmalanıp, Avrupalıların villalarına süs malzemesi olmuş. Üç beş kuruşa peşkeş çekilmiş, bakımsız, sahipsiz içler acısı durumda. Tarihimiz, kültür mirasımız göz göre göre kaybediliyor, kaderine terk edilmiş vaziyette. Allah bunun hesabını bizden sormaz mı" dedi.
Eyüp ve Piyerloti‘de talan
"Yaklaşık iki ay önce Eyüp‘te polis karakoluna 30-40 metre mesafede, Beybaba Sokaktaki hazire de 410 yıllık serüveni olan İbrahim Paşa‘nın Osmanlı dönemine ait, sanat değeri oldukça yüksek, paha biçilemeyecek değerde tarihi lahit türü mezar "mezar hırsızları" tarafından paramparça edildiğini" söyleyen Sevim, mezarlıklara yönelik yapılan tahribin bununla da sınırlı olmadığını söyledi. Sevim, "Sanat şaheseri, cennetten inme o güzel hüsn-ü hat sanatı ile yazılmış mezar taşının parçaları etrafa saçılmış vaziyette. Bu arada sanduka tarzındaki mezarın tahrip edilmesi esnasında çevrendeki zarif mezar taşları da zarar görmüş, ortalık savaş alanına dönmüş vaziyette. Zaman zaman gelip çalışmayı kaldıkları yerden sürdürüyorlar" ifadelerini kullandı.
Söz konusu olayların mezarlıkların yoğun olduğu Eyüp ilçesinde de görüldüğünü söyleyen Sevim, "Her gün binlerce insanın gelip geçtiği Piyerloti tesislerinin bulunduğu nokta da, bayrak direğinin dibinde bir başka tarihi mezarı da tahrip etmişler. Bu tür haberleri İstanbul‘un muhtelif mezarlıklarından da alıyoruz. Heyhat ne arayan var, ne de soran, ne de bir sahip çıkan. Bunu yapanlara caydırıcı bir müeyyidenin de ortada olmadığı belli" şeklinde konuştu.
Müslüman mezarlığında gömü olmaz!
"Bir millet tarihine, kültürüne, sanatına, geçmişine bu kadar mı yabancı, bu kadar mı düşman olur" diye soran Sevim, "Bu alanların sorumluluğu üzerinde olan kurumlar, koruması gereken kurumlar buradaki tarihi değerin farkına varamadıktan sonra definecilere söyleyecek pek fazla sözümüz yok. Ancak şu kadarını söyleyelim ki, Müslüman mezarlığında gömü olmaz. İslam inancı ve geleneklerimize göre mezarda insanın yanında götüreceği tek şey vardır. Bu da 2-3 metre kaput bezi. Yani kefen" dedi.
Akademik çalışma şart
Bugün mezarlıklarımız kapağı açılmamak üzere eski bir kitap gibi kenara atıldığını vurgulayaen Yazar Nidayi Sevim, "Mezarlıklar günden güne yok olmaya terk edilmiştir. Osmanlı dönemi mezarlıklarımızın, şanına yakışır bir vaziyette bakım ve korumasının yapılması için bu alanların sorumluluğunu resmi olarak taşıyan kurumlar başta olmak üzere, konunun uzmanı, akademik, bir heyet oluşturulmalı. Bu heyetin içinde sanat tarihçisi, arkeolog, edebiyatçı, hattat, dilbilimci ve sanatçılar, hatta sanat ruhu ve estetik bakış açısı bulunan ustalar bulundurulmalı. Disiplinli bir şekilde koordine edilip, tam bir işbirliği içerisinde projeler üretilerek bunlara hayatiyet kazandırılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Mezarlık envanteri çıkarılsın
Mezarlıklarımızın envanteri çıkarılarak, restorasyonu yapılıp, sürekli bakımının yapılacağı, muazzam yerlere dönüştürülmesi gerekliliğinden bahseden Sevim şöyle konuştu: "Yeni bir anlayış ve bakış açısı oluşturulmalı, bu alanların bir kısmı açık hava müzesine çevrilmeli, diğer bir kısmı milli parklar haline dönüştürülmelidir. Sanat değerleri yüksek olan mezar taşları ise kapalı bir müze alanı oluşturularak korunmaya alınıp, sergilenmeleri sağlanmalıdır. Aksi takdirde mezarlıklarımıza ilgisiz ve duyarsız kalıp, ileride çocuklarımıza Türk mezar taşı geleneğinin İslamî formlarını gösterebilme şansımız olmayacaktır"





