Menüçehr Muttakî‘nin azli, sürpriz oldu. Dünyaca ilgilenildi. Türk (Azerî) idi. Ankara büyükelçiliği yaptığı için, Türkiye‘yi iyi tanıyordu. Burada çok dostu vardı. Epey uzayan dış işleri bakanlığında milletlerarası diplomaside adı çok geçiyordu.

Zira İran‘ın adı çok geçiyordu. Muttaki, Amerika‘yı ve demokrasi âlemini, nükleer enerji bahsinde yıllarca oyalamaktaki hüneri ile hiç unutulmayacaktır. Buna rağmen, cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecat‘ın, Muttakî‘yi bir Afrika ülkesinde resmî ziyaret sırasında azletmesi (nezaketle "görevden alması" diyelim) şaşırtıcı oldu. Nükleer müzakereleri Batı‘ya taviz vererek yürüttüğü için azledildiğinin söylenmesi, dikkate değer. Bize göre, Batılılar‘ı asaplarını bozacak şekilde oyalayarak ve uyutarak zaman kazandı. İran‘ın bombaya erişmesinin yolunu açık tuttu. Amerika bombardımanını yıllarca engelleyen politikacı sıfatıyle diplomasi tarihine geçecektir. Şimdi Tahran, daha sert bir tutuma mı girecek? Hemen önümüzdeki Ocak ayında İstanbul‘daki toplantıda bunu anlayacağız...

Ancak Osmanlı Türk yönetiminin el çekmesi (1918), İngiltere ile Fransa‘nın çekilmesi, petrol egemenliğine Amerika‘nın geçmesi, İsrail‘in Araplar‘ın açtığı 3 savaşı da kazanarak anormal sınırlara ulaşması, Orta Doğu‘nun 20. asırda ne kadar kapsamlı istikrarsızlıklar yaşadığını gösterir. Atomlu bir İran gerçekleşirse, bu istikrarsızlığın yeni bir evresi açılır. Durulgan dengeler alt üst olur. Osmanlı‘nın bıraktığı Balkanlar, Orta Doğu, hattâ Kafkasya ve Kuzey Afrika ve hattâ Kuzey Karadeniz, her türlü kargaşayı yaşadı. Pax Americana, Pax Ottomana kadar başarılı olamadı. Zaten onun kadar uzun bir hayatı da bahis konusu değil. Zira 21. asır sonunda petrol ve gazı tükenince, Birleşik Amerika‘nın bu coğrafyaya ilgisi azalacaktır.

Yılmaz Öztuna TÜRKİYE

Muhabir: Haber Merkezi