Kürt Açılımı" iki ayak üzerinde duruyordu: Türkiye ve Irak... Türkiye ayağının topallaması, Irak ayağını da aksatacak. Açılım jargonuyla, "anaların ağlamaması için akan kanın durması" gerekiyordu... Bunun için ise "Kandil‘in etkisizleştirilmesi" şart idi. Bu işin politika ve diplomasi yoluyla halledilemeyeceği, açılımın Türkiye ayağının çökmesiyle artık belli oldu. Başka türlü de halledilmesine şartlar bugüne kadar izin vermedi; bundan sonrası da belirsiz.
2007‘deki Dağlıca ve 2008‘deki Aktütün saldırıları Kuzey Irak‘tan gelen PKK‘lılarca yapılmış ve sınır bölgelerindeki karakollar hedef seçilmişti. Planlı olduğu anlaşılan Reşadiye saldırısı ise bu kez kuzey Irak‘tan yapılmamış, tam tersine kuzey Irak‘a mümkün olan en uzak noktalardan biri hedef alınmıştır...
Bu saldırıyla DTP‘nin kapatılması daha da kolaylaştırılıp, İmralı ve Kandil‘in "tek seçenek" haline getirme amacı güdülürken, diğer yandan da Washington, Erbil ve Ankara‘ya ayrı ayrı mesajlar verilmek istenmiştir. Kürt, Türk, Alevi ve Sünni nüfusun bir arada yaşadığı hassas bir bölge olan Tokat‘ın hedef seçilmesi, toplumsal barışa doğrudan tehdit içeriyor.
Bu meydan okumalara verilecek en iyi cevap açılıma toplumun tümünü kucaklayan yeni bir anlayışla yeniden başlamak olacaktır.





