İşin acı tarafı, her zaman olduğu gibi akla kara karıştı... Saylan‘ın bazı fanatik gazetelerce hedef gösterilmesiyle, kız çocuklarının eğitimi için bir nevi azize gibi çalışması bilgisi birleştirilince, ne yazık ki hemen şöyle reaksiyonlar veriliyor:
‘Saylan, kız çocuklarına sahip çıktığı için bu muameleye tabi tutuluyor... Saylan, Atatürkçü olduğu için evi aranıyor... Ergenekon, iktidarın Atatürkçü düşünceye sahip çıkanlara karşı sürdürdüğü bir sivil darbe.... Bütün bunlar, Atatürk‘ü, laikliği, demokrasiyi savunanlara karşı işlenen büyük bir suç!‘
Burada bir durup serinkanlı olmaya çalışalım. Evet, olan bitenler gerçekten çok üzücü, düşündürücü... Bazı tabulara dokunulması son derecede rahatsızlık verici... Ancak Ergenekon soruşturmasının sağlıklı ve adil bir şekilde devam etmesi, akla karanın birbirinden ayrılabilmesi için sabretmekten başka çaremiz yok.
Ergenekon soruşturmasında usulle ilgili problemler olduğunu biliyor ve tartışıyoruz. Ancak ‘darbeciliğe‘ dair ciddi delillerin toplandığı da ortada... Eğer şimdiye kadarki süreçte bu soruşturma, usullere tamamen aykırı yürütülseydi; operasyonların hukukdışı olduğuna dair ciddi veriler olsaydı, bugünlere kadar imkanı yok gelinmezdi! Eğer insanlar gerçekten sivil bir darbe olduğuna inansaydı, yerel seçim sonuçları çok farklı olurdu... Eğer gerçekten Hitlervari bir ortam yaratıldığına, şeriatın adım adım geldiğine asker de inansaydı, tepkisi sadece sert demeç vermekle sınırlı olmazdı...





