Teknolojiye yakınlığıyla bilinen ve bütçe sunumunu da ipad ile yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in, Türkiye‘nin geleceğini yakından ilgilendiren şeker özelleştirmesinin içeriğine Fransız kaldığı ortaya çıktı.
Özelleştirme İdaresi‘nin ihale şartnamesi satılan 10 şeker fabrikasının bacasının tüteceğini kesinlikle garanti altına almazken, Bakan Şimşek, fabrikaların üretimlerinin garanti altına alındığını iddi etti. Bakan Şimşek‘in iddiaları bununla da kalmıyor. Özelleştirme İdaresi, 10 şeker fabrikasını 9 bin 965 dönüm değerli arazisiyle satarken Şimşek, arazilerin satılmadığını öne sürdü. Başbakan Erdoğan‘ı da bu konuda Bakan Şimşek bilgilendiriyorsa şeker fabrikalarının vay haline!
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in, 2012 yılı bütçe görüşmelerinde gündemdeki şeker özelleştirmelerine yönelik iddialara cevap verirken ortaya koyduğu veriler şaşkınlıkla karşılandı. Özelleştirme ihalesi yapılan 10 şeker fabrikasının kesinlikle kapanmayacağını, üretimlerini devam ettireceğini ve fabrikaların değerli arazileri ile birlikte satılmadığını iddia eden Şimşek, bu yöndeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Özelleştirmeye neden ihtiyaç duyulduğunu da açıklayan Şimşek, şeker fabrikaların yıllık yatırım ihtiyacının 500 milyon lira olduğunu, bu yatırımların da devlet eliyle yapılamayacağını dile getirdi. Yani Şimşek, bu değerlendirmeleriyle şeker sektöründe özelleştirmenin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Bakan Şimşek bunları iddia ederken Özelleştirme İdaresi‘nin ihale şartnamesi ve fabrikalarla ilgili bilgi notu farklı bir fotoğrafı ortaya koyuyor. Bakan Şimşek‘in satılan şeker fabrikalarının geleceğine ilişkin yaptığı değerlendirmeler, Özelleştirme İdaresi‘nin bu fabrikalara yönelik hazırladığı ihale şartnamesine Fransız kaldığını ortaya koyuyor. Teknolojiye yakınlığıyla bilinen ve bütçe sunumunu da Ipad ile yapan Şimşek‘in ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bir konuda tam bilgiye sahip olmaması da manidar karşılandı.
Satın alanlar istediği fabrikayı kapatabilir
Öncelikle ihale şartnamesinde istenen 5 yıl üretim şartı, göz boyamadan başka bir şey değil. 2009 yılında Danıştay‘ın satılan bu fabrikalara yönelik verdiği yürütmeyi durdurma kararının temelinde de bu göz boyaması yatıyor. Şöyle ki; getirilen üretim şartı fabrika ölçeğinde istenmediği için B portföyünü alan Kolin-Limak ve C portföyünü alan Akcan Şeker, istediği fabrikayı istediği zaman kapatabilir. Buna ne Bakan Şimşek engel olabilir ne de hükümet. Konuyla ilgili hiçbir ilgisi olmayan bir vatandaş bile ihale şartnamesini incelediğinde bunu rahatlıkla görebilirken Bakan Şimşek‘in bu gerçeği görmemiş olması dikkat çekiyor.
Bakan Şimşek, en önemli iddialarından birisini de fabrikaların değerli arazileri oluşturuyor. "B ve C portföyünde toplam 14 bin dönüm arazinin yaklaşık yarısı özelleştirme harici tutulmuştur. Yani bu konuda sadece bir prensip yok, üretimde fabrikanın ihtiyaç duymadığı arsalar fiilen ayrılmış durumdadır" diyen Şimşek‘in, bu konuda da hükümetini aklamaya çalıştığı görülüyor. Zaten Özelleştirme İdaresi‘nin fabrikalara yönelik bilgi notu da Bakan Şimşek‘i teyit etmiyor. Fabrikalara yönelik bilgi notunda satışa konu edilen arazi miktarı 9 bin 965 dönüm gözüküyor. Bakan Şimşek‘in dikkat çektiği 14 bin dönüm arazi, fabrikaların geçmişte belediye ve TOKİ gibi kurumlara verdiği arazilerin toplamından kaynaklanıyor. Yani bugün fabrikaların bünyesinde bulunmayan arazilerin, fabrikalara aitmiş gibi gösterilmeye çalışılması hayretle karşılandı. Sadece Malatya Şeker Fabrikası‘nın arazisine bölgedeki emsalleri ile karşılaştırıldığında 540 milyon lira değer biçiliyor. 2011 yılında belediyeye 789 bin lira emlak vergisi ödeyen Elbistan Şeker Fabrikası‘nın arazisine ise değer biçilemiyor.
Öte yandan Bakan Şimşek‘in fabrikalarda çalışanlarla ilgili açıklamaları da kafaları karıştırıyor. Şimşek bir taraftan fabrikaların kapanmayacağını iddia ederken, diğer yandan da çalışanların mağdur edilmeyerek 4C‘ye alınacağını belirtmesi dikkat çekti.





