Uzmanlar, daha sert yapılı, suyu az, beklemeye dayanan, toplama sırasında daha az zarar görecek, lezzetsiz ürünlere doğru yoğunluk olduğunu ifade ederek "Sebze ve meyvelerde eski lezzet, aroma ve koku artık yok" uyarısında bulundu.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Engin Kınacı, daha sert yapılı, suyu az, beklemeye dayanan, toplama sırasında daha az zarar görecek, lezzetsiz ürünlere doğru ilerlendiğini söyledi.
Prof. Dr. Kınacı, sebze ve meyvelerin muhafazasının ve nakliyesinin zor olduğunu, bu ürünlerin tüketiminin kısa sürede yapılması gerektiğini kaydetti.
Tüketicinin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda, söz konusu ürünlerde dayanıklılığı ön plana çıkaran çalışmalar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kınacı, şöyle konuştu: ‘‘Ülkemizin nüfusu ile sebze ve meyveye olan talepte paralel bir artış var. Mersin‘de üretilen bir ürünün Türkiye‘nin her tarafına ulaşabilmesi için dayanıklı olması gerekir. Dolayısıyla çeşitler buna göre ortaya çıkarılıyor, ıslah ediliyor. Daha sert yapılı, suyu az, beklemeye dayanan, toplama sırasında daha az zarar görecek lezzetsiz ürünlere doğru ilerliyoruz. Üreticiler talep çok olduğu için ürünün verimini artırmak amacıyla çok fazla miktarda kimyasal gübre, ilaç, bitki büyüme düzenleyicisi kullanıyor. Bütün bu etkenler o beklediğimiz lezzette, aromada önemli değişiklik yapıyor. Sebze ve meyvelerde eski lezzet, aroma ve koku artık yok. Bunun yanında ürünün bünyesine de kullanılan ilaçlardan dolayı ağır metaller yükleniyor. Bunlar zamanla insan vücudunda birikerek, özellikle yaşlanmaya başlayan insanlarda değişik hastalıklara yol açıyor.‘‘
Lastik topa benzeyen domates
Prof. Dr. Kınacı, Türkiye‘de verimli arazilerin her geçen gün azaldığına da değinerek, şöyle konuştu: ‘‘İnsanlar, ‘bizim eskiden bazı çeşitlerimiz vardı. O çeşitler ortadan kalktı, lezzet bozuldu‘ diyor. Bu insanların bir daha o kokuyu ve lezzeti bulabilmesi için eski tohumlardan alıp kendilerinin yetiştirmesi gerekir. Artık sağlam, suyu az, lastik topa benzeyen domatesler üretiliyor. Dolayısıyla büyük kentleri besleyecek sebzenin ve meyvenin eski lezzetinde olmalarını aramak hayalden öte bir şey değildir. Çünkü nüfus çok artıyor ve artan nüfusun talebinin karşılanması gerekir.‘‘





