Bosna-Hersek‘in Başşehri Sarayova‘da misyonerler cirit atarken, milli ve manevi değerlerin bekçiliğini yapan Müslümanların kurduğu dergahlar da faaliyetlerini serbestçe yapabiliyorlar.

İşte bu dergahlardan birinin şeyhi Emekli Tuğgeneral Halil Brinza. Cennetmekan Fatih Sultan Mehmed‘in Bosna‘nın fethi esnasında ona kılıç kaldırmayan Boşnak Müslümanların yine Osmanlı semti Başçarşı‘da kurduğu dergahta Şeyh Halil Brinza ile sohbet ediyoruz. Boşnak kardeşlerimiz hem sohbetimizi dinliyor, hem de ikramda kusur etmiyorlar. "Savaş bize dinimizi hatırlattı" diyen Şeyh Halil Brinza ile sohbetimiz şöyle sürdü:

* Üç yıldan fazla süren Bosna savaşından söz eder misiniz? Nasıl başladı? Neler oldu?

Bilge Kral Aliya (İzzet Begoviç) ve arkadaşları, Bosna‘nın özgürlüğünü ilan edince, bunu önce Sırplar, sonra da Hırvatlar bahane ederek bize saldırdılar. 1 Mart 1992‘de başlayan savaş 14 Aralık 1995‘e kadar sürdü. Bu sırada . Onbinlerce Müslüman şehit edildi. 2 milyon Müslüman evlerinden sürüldü. 50 bine yakın Müslüman kadına tecavüz edildi. Hala toplu mezarlar ortaya çıkıyor. Savaştan sonra nefsimizle büyük cihada başladık. Şu anda Sırbistan‘da yaşayan din kardeşlerimizden gelin burada dergah açın davetleri alıyoruz. Kısaca savaş bize dinimizi hatırlattı.

Savaşta da namazı orucu ve zikrullahı terk etmedik

*Siz askeri okuldan yetişerek mi Tuğgeneral oldunuz, yoksa savaş esnasında mı Tuğgeneralliğe yükseldiniz?

İkincisi; yani savaş esnasında Tuğgeneralliğe yükseldim. Aslında ben öğrencilik yıllarımda Aliya‘yı (İzzet Begoviç) tanıdım. Onun yazılarını ve nutuklarını dinledim. Savaş çıkmadan bir fabrikada elektrik mühendisiydim. Savaş çıkınca her vatansever Bosnalı gibi gönüllü olarak Bosna ordusuna yazıldım. Aliya bana Asteğmen rütbesi vermişti. Sonra savaş esnasında sergilediğim disiplin ve şefkat anlayışı, tuğgeneralliğe kadar yükselme fırsatı verdi. Savaştan sonra nefsimizle cihad yolunu seçtim.

*Savaş esnasında da zikir yapar mıydınız?

Evet biz savaşta da namazı, orucu ve zikrullahı hiç terk etmedik. Zaten gıda bulamadığımız için günlerimizin çoğu oruçlu geçiyordu. Aslında Aliya da iyi bir derviş idi. Nasıl Anadolu‘da halk gönüller sultanı Yunus Emre‘yi severse, Bosna halkı da Aliya‘yı öyle severdi. Ben hep onun gibi olmak isterim.

Kapımız herkese açık

*Sarayova Nakşibendi Dergahı‘nın müdavimleri, yani talebeleriniz kimlerden oluşuyor?

Büyük çoğunluğunu üniversite talebeleri, akademik kariyer yapanlar oluşturuyor. İstanbul‘daki Gümüşhanevi dergahı gibi. Talebelerimizin kimi Kimya Fakültesi‘nde okuyor kimi İlahiyat Fakültesi‘nde. Bizim hedefimiz hepsini tevazuda bir çizgiye getirmek. Çünkü biz savaş esnasında küçük cihadı yaptık. Örnek aldığımız Peygamberimiz Uhud savaşından dönerken ‘Küçük cihaddan büyük cihada koşuyoruz‘ buyuruyor. Bizim hedefimiz de bu."

Bizim kapımız herkese açık. Biz talebelerimiz üniversiteli olacak diye şart koymadık. Ancak üniversiteliler bizi tercih ediyor. Talebelerimiz arasında burada iş kuran Türkiyeli esnaf ve iş adamı kardeşlerimiz de var. Onlar da gelir, sohbetimizi dinler, soru sorar, zikir yapar, giderler.

* Miladi Müslümani‘nin kurucularından olan rahmetli Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç ile savaştan sonra da görüştünüz mü?

Tabi, biz onunla hiç ters düşmedik ve ayrı kalmadık diyebilirim. Yine böyle Ramazan ayı içersinde dergahımızı ziyarete gelmişti. O fazla konuşmazdı. Az ve öz konuşurdu. Dergahın kapısındaki "Edeb ya Hu" yazısını gördüğünü ve çok beğendiğini söyledi. Aliya‘nın gönlü çok genişti. Düşmanına bile yer bulabilirdiniz. Ancak edepsizleri sevmezdi.

Bütün sevdiklerimi kaybettim

* Savaş esnasında siz de ailenizden kayıplar verdiniz mi?

"Kayıp verdiniz mi?" ne demek! Bütün sevdiklerimi savaşta kaybettim diyebilirim. Yani hepsi şehit oldu. Savaş esnasında bir tek kız kardeşimin kız evladı sağ kaldı. Bir de ben. Birkaç defa yaralandım, ancak şehitlik nasip olmadı. Biliyorsunuz, nasipsiz dayak bile yenmiyor.

* Bu soruyu sorarak, acılarınızı tazelediğim için özür dilerim. Lütfen, böyle bir soruyu sormamış kabul ediniz?

Böyle bir soruyu sormanızda mahzur yok. Bizim ölülerimiz şehit olarak Cennet‘e gitti. Hayatta kalan binlerce evladım var artık. Onları yetiştirmek yeni işim. Bu bana manevi gelir sağlıyor. Maddiyatı zaten hiç dert edinmedim. Allah rızkımıza kefil.

Sırbistan‘da dergah açmamız isteniyor

*Mübarek Ramazan ayında Türkiyeli Müslümanlara mesajınız nedir?

Bize savaş esnasında yardım eden Türkiyeli kardeşlerimizin Ramazanlarını tebrik ediyorum. Fitneye alet olmasınlar. Cenab-ı Allah Asır Suresi‘nde buyuruyor ki "Bütün İnsanlar ziyanda, Hakiki iman edenler, salih amel işleyenler, Hakkı ve Sabrı Tavsiye edenler müstesna" Bizim bundan farklı tavsiyemiz olamaz. Bir de bize yardım ettikleri gibi şu anda yardıma muhtaç olan Pakistan‘lı kardeşlerimize yardım etsinler diyeceğim, ama zaten televizyonlarda yardım kampanyası yaptıklarını duydum. Biz Türkiyeli kardeşlerimizle iftihar ediyoruz. Çünkü Türkiye, Osmanlı bakiyesidir.

* Sohbetimizin başında Bosna‘da 18. dergahı açtığınızı söylediniz. Sırbistan ve Hırvatistan‘da da dergah açmak fikriniz var mı?

Çok enteresan bir şey. Bir zamanlar bize acımasızca saldıran Sırplardan Sırbistan‘da dergah açma davetleri alıyoruz. Arkadaşlarla istişare ediyoruz. Karar alınca uygulayacağız inşallah.

Allah yolunda çalışanlara, Allah yardım ediyor.

Muhabir: Haber Merkezi