Libya‘da daha savaş sona ermeden, akan kan daha kurumadan, ölenlerin cesetleri bile henüz sokaklardan kaldırılamadan,  NATO ülkeleri petrol antlaşmalarının derdine düştü. İngiliz The Independent gazetesi, Libya‘nın Batı için artık sadece bir iş konusu olduğunu yazdı. Kaddafi sonrası Libya‘yı ekonomi sayfasında analiz eden The Independent, NATO ülkelerinin savaş sonrası Libya‘da harcadıklarının acısını çıkarmaya hazırlandığını belirtti.

Benzer şekilde Reuters haber ajansı da Libya‘daki yeni yönetimin Batılı ülke ve şirketlere geniş imkânlar tanımaya hazırlandığına dikkat çekerek bunun Libya için içinden çıkılamaz bir tuzak olabileceğine dikkat çekti. Kaddafi‘yi deviren Batılı ülkeler Libya petrollerinin doğal hakları olduğunu, çünkü kendileri olmadan Libya muhalefetinin başarılı olmasının imkânsız olduğunu düşünüyor. NATO ülkeleri, rejim değişikliği karşılığında Libya petrollerinin kendilerine ödül olarak verilmesinde ısrarlı. The Economist dergisi de NATO ülkelerinin Libya‘yı bombalamakta gösterdikleri bu aşırı hevesin savaş sonrası için petrolden pay kapma kaygısından kaynaklandığını yazdı. Fransız Le Figaro gazetesi ise Libya‘daki savaşı doğrudan "Sarkozy‘nin Savaşı" olarak adlandırırken, İngiliz Telegraph gazetesi İngiliz askerlerinin kara harekâtına doğrudan katıldığını ve savaş boyunca İngiliz istihbarat servisi MI6‘nın Libya‘daki her faaliyetin içinde olduğunu açıkladı. Batılı medyanın ortak görüşü ise Geçici Libya Hükümeti‘nin Batılı ülkelerden aldığı aşırı destekle bir minnettarlık borcu altına girdiği ve savaş sonrasında borcunu NATO ülkeleri arasında sahip olduğu petrolü bölüştürerek ödemeye çalışacağı şeklinde.

The Economist: Libya şimdi bizim

İngiliz bir yetkili de The Economist dergisine yaptığı açıklamada, NATO‘nun Libya‘daki savaşa müdahalesinin Libya‘ya doğrudan sahip olma girişimi olduğunu söyledi. Rueters haber ajansı da "Batılı şirketler Libya‘da milyar dolarlık vurgunlar yapmak için şimdiden pozisyon belirliyor. Libya‘nın kaynakları yeniden inşa antlaşmalarıyla sömürülecek" şeklinde ifadeler kullandı. Libya‘nın yeniden inşa edilmesi olarak adlandırılan bu süreçte geniş petrol sahaları kelepir fiyata kapılacak ve şirketler arasında bölüştürülecek. Libya, savaş öncesinde günlük 1,6 milyon varillik petrol üretim kapasitesine ulaşmıştı. Libya‘nın toplamda 46 milyar varillik petrole sahip olduğu biliniyor ki bu da Afrika kıtasında en büyük petrol rezervi olarak kabul ediliyor.

Sıradaki Irak, Afganistan ve Libya mı?

Batılı ülkeler Afganistan ve Irak‘ta terörizmi bahane ederek yaklaşık 10 yıldan beri her iki ülkeyi de işgal atında tutuyor. Bu ülkelerden çekilmeleri halinde ağır silahların terörist grupların eline geçeceğini ileri süren Batılılar, şimdiden Libya için de aynı iddiayı dillendirmeye başladı. ABD ve İngiltere, istihbarat kaynaklarının Kaddafi‘nin kimyasal silah kullanabileceğini saptadığını açıkladı.

Libya‘da muhalefet ülkenin yüzde 95‘inin denetimini ele geçirdi. Kaddafi‘nin doğduğu Sirte kentinin de düşmesi halinde Libya tamamen muhaliflerin denetimine girmiş olacak. Batılı ülkeler, özellikle de ABD, Kaddafi sonrası Libya‘nın nasıl şekillendirileceğini masaya yatırmaya başladı. Elbette bütün bunlar "Libya‘ya daha fazla özgürlük" adı altında yapılıyor. İsrail Lobisi‘ne yakınlığı ile bilinen ABD‘li diplomat John McCain, ABD‘nin Kaddafi sonrasında Libya‘da bir terör dalgasından endişe etiğini açıkladı. Böylece, Afganistan ve Irak‘ta kalma bahanesi olan ‘uluslar arası terörizm" bahanesi şimdiden Libya için de gündeme alınmış oldu. Irak ve Afganistan‘dan mevcut yönetimlerin düşmesi sonucunda çekilmesi beklenen NATO ve ABD birlikleri, bu ülkelerden çekilmeleri halinde ağır silahların teröristlerin eline geçeceğini iddia ederek 10 yıldan beri fiili işgallerini sürdürüyor.

Kaddafi kimyasal silah kullanabilir

Libya‘nın teröristlere teslim edilmeyeceğini açıklayan ABD‘den sonra asıl komik iddia ise İngiltere‘den geldi. İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, çaresiz durumda bulunan Muammer Kaddafi rejiminin kimyasallar kullanabileceği uyarısında bulundu. Hague, "ölüm çırpınışları" içinde olan bir rejimin son hamle olarak çaresiz girişimlerde bulunabilme olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Hague ayrıca, "Libya‘daki tehlikeli ve zor zamanların sona ermediğini, dışarıda çok fazla silahın bulunduğunu" söyledi. İngiltere ve ABD‘nin kimyasal silah uyarılarına ek olarak, NATO yetkilileri de Kaddafi‘nin son hamle olarak Scud füzelerini devreye sokabileceğini belirtti. İstihbarat kaynakları, son intikam saldırısı olarak yerleşim birimleri üzerine fırlatılabilecek 240 Scud füzesi olduğunu iddia ediyor.  NATO ise, Kaddafi‘nin memleketi Sirte‘den en az bir Scud füzesinin ateşlendiğini ancak hedefini yitirerek denize düştüğünü açıkladı. Benzer iddialara daha önce de Irak için gündeme getirilmiş,  yıllar sonra ortaya çıkan belgeler ise aslında ABD yönetiminin Irak‘ta kimyasal silahların bulunmadığını zaten bildiğini ancak işgal için bunu bir bahane olarak kullandığını ortaya koymuştu.

Kaddafi‘nin ‘çölde silah depoları‘ var iddiası

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) eski müfettişlerinden Olli Heinonen ise 2003 yılından bu yana Libya‘nın nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar elde etmesini sağlayacak altyapının ortadan kaldırılmasına rağmen, rejimin halen tehdit gösterebileceğini söyledi. Pentagon ise ABD güvenlik güçlerinin Kaddafi‘ye ait kimyasal silah depolarının casus uydularla izlendiğini belirtti. Söz konusu depoların çölde bulunduğu, bunlardan hardal gazı yapımında yararlanılabileceğini ifade eden Hague, var olan miktarın yeterli olmadığını ve kullanım tarihinin de geçmiş olabileceğini dile getirdi. Rapora göre Kaddafi 10 ton hardal gazına sahip ve bunun deposu da Sirte kentinde bulunuyor. NATO güçlerinin bu deponun bulunması için çalışmalar yürüttüğü belirtilirken, deponun özel eğitilmiş Kaddafi‘nin adamları tarafından korunduğu ifade ediliyor. Kaddafi‘nin devrilmesini isteyen güçlerin korktuğu öne sürülen diğer bir silah ise MANPADS olarak bilinen taşınabilir hava savunma sistemlerinin bulunması. Özellikle Batılı güçler bu sistemin Kaddafi‘nin devrilmesi sonrası ‘teröristlerin‘ eline geçmesinden çekindiklerini ifade ediyor. Oysa 2004 senesinde ABD ile Kaddafi arasında imzalana anlaşmada Kaddafi ‘teröre‘ karşı ABD ile beraber hareket edeceğini taahhüt etmiş ve bu anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirmişti. Libya son 6 yıllık süreçte ağır silahlarının tamamını bu antlaşma gereği imha etmişti.

Libya‘da kaybedenler, kazananlar

El Cezire, Körfez Petrol Şirketi‘nin açıklamasına dayanarak savaşa aktif bir biçimde katılmayan Çin, Rusya ve Brezilya‘nın petrol ganimetinden mahrum bırakılacağını söyledi. El Cezire, Kaddafi‘nin devrilmesinin Libyalılar için sevindirici bir haber olduğuna ama bundan sonrası için aşırı umutların boşa çıkabileceğine dikkat çekerek, "Libyalılar özgürlüklerinin tadına henüz varamamışken kaynaklarının sömürüldüğüne şahit olabilirler" dedi. El Cezire, Arap ülkelerindeki diktatörlükleri işleri iyi gittiği sürece destekleyen Batılı ülkelerin enerji akışının tehlikeye girmesiyle saf değiştirerek bu diktatörleri devirmeyi seçmesinin petrol kaynaklarına doğrudan ulaşmayı amaçladığını ifade etti. Batılı ülkelerin Libya‘yı Kaddafi‘den kurtarma konusundaki aşırı istekliliğinin Libyalılar için tehlikeli bir tuzağı da beraberinde getirdiğini kaydeden El Cezire, Batı‘nın Ortadoğu‘ya yerleşme planının bundan sonra bu yolla gerçekleşeceğine dikkat çekti. El Cezire, "Liberal hükümetlerle çalışmak şimdilik diktatörlerle çalışmaktan daha güvenli. Ancak bu gerçek, Batılılar enerji kaynaklarına serbestçe ulaşabildikleri sürece geçerli" dedi.

‘Libya petrolü savaş ganimetimiz‘

NATO öncülüğünde Libya‘da yürütülen savaş 42 yıllık Kaddafi iktidarının sona ermesiyle yeni bir dönemece girdi. Libya‘nın zengin petrol yatakları Batılı ülkelerin iştahını kabartıyor. Trablus‘un da düşmesi sonrasında Batılı ülkeler asıl niyetlerinin petrol olduğunu açığa vurmaya başladılar. Batılı ülkeler, özellikle de NATO ülkeleri, muhaliflere sağladıkları destek karşılığında, Libya petrolünün ülkelerindeki önemli petrol şirketleri tarafından çıkarılması konusunda kendilerine garanti verilmesini istiyor. ABD‘li emlak kralı Donald Trump da "Libya‘nın petrolü savaş ganimetimiz. Almazsak asiler bizden daha zengin olacak" diyerek ülkesinin görüşünü dile getirdi.

Irak için de aynısını söylemişti

Emlak kralı ve Cumhuriyetçi partinin ateşli üyesi Trump, Fox TV‘ye telefonla bağlanarak "Bütün yükün altına biz giriyoruz, NATO‘yu ekonomik ve askeri olarak biz destekliyoruz, ülkemiz iflas ediyor, neden Libya‘nın petrolünü biz almıyoruz. Biz Libya‘nın petrolünü almazsak, Libyalı isyancılar bizden daha zengin olacak" ifadelerini kullandı. Trump, bu yılın başında da Irak‘la ilgili benzer açıklamada bulunarak "Orada kalmalıyız ve petrol almalıyız, şayet almazsak, askerlerimiz boşa ölmüş olacak" demişti.

Libya iç savaşa doğru

CIA‘nın emekli uzmanlarından Robert Baer, Libya‘da Kaddafi sonrasının beklendiği gibi demokrasi ve barış getirmeyeceğini, aksine Batılı ülkelerin çıkar savaşları ve Libya‘nın aşiret yapısı dolayısıyla ülkenin uzun süreli bir iç savaşa sürüklenebileceğini söyledi. Baer, Libya‘ya müdahalede NATO‘da aktif görev alan ülkelerin Libya‘nın kaynaklarını tek başlarına kullanmayı isteyeceklerini, diğer NATO ülkelerini ve Almanya-Rusya-Çin eksenini Libya‘daki kaynaklardan uzaklaştırmaya çalışabileceğini kaydetti.

Bunun ise kaynaklardan yararlanamayan ülkeleri Libya‘daki aşiretleri örgütleyerek kendi saflarına çekmeye iteceğini belirten Baer, "Böyle bir durum Libya‘da uzun süreli bir iç savaşın başlangıcı olacaktır" dedi. Baer, Libya‘nın kontrolünün ise sanılandan daha zor olduğuna dikkat çekerek, özelikle Güney Libya‘nın geniş çöllerinde yer alan aşiretlerin denetiminde zorluklar yaşanacağını ifade etti. Libya‘da muhalefetin de çok parçalı ve kendi içinde sürtüşmeli olduğunu söyleyen Baer, petrolden mahrum kalan ülkelerin bu durumu kullanmaktan çekinmeyeceklerini vurguladı. Fransa, İngiltere, İtalya ve ABD‘nin başını çektiği NATO ittifakı, Kaddafi‘nin devrilmesiyle sonuçlanan 6 aylık bir savaştan sonra başarıya ulaşmış gibi görünüyor. Ancak NATO harekâtı boyunca Çin ve Rusya çekincelerini belirtmiş, hatta Rusya Başbakanı Putin açıkça bunun bir ‘haçlı seferi‘ olduğunu söylemişti. Almanya ise askeri harekâta doğrudan katılmak yerine NATO‘ya lojistik destek vermekle yetinmişti.

Kaddafi-NATO el ele: 20 bin ölü

Kaddafi‘nin yönetimi bırakmamaktaki ısrarı ve NATO ülkelerinin petrol aşkı birleşince Libya‘da savaş patlak verdi. Savaşın bedeli ise şimdilik 20 bin ölü. Libya Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil, Libya‘da iç savaşın başladığı 6 aydan bu yana hayatını kaybedenlerin rakamını verdi.

Abdulcelil, Libya‘daki çatışmalarda altı aydan bu yana 20 binden fazla kişinin öldüğünü belirtti. Abdülcelil, Bingazi‘de düzenlediği basın toplantısında, "tam sayıyı bilmediğini ancak çatışmalarda 20 binden fazla kişinin öldüğünü" belirtti. Libya‘da kimyasal silah bulunup bulunmadığına dair bir soruya Abdülcelil, bu silahlarla ilgili kaygılanacak hiçbir şey olmadığını, "rejimin eski bir üyesi olarak, bu silahların eskimiş olduklarını iyi bildiğini" söyledi. Abdülcelil ayrıca, ülkenin yeniden inşa edilmesi aşamasında muhalifleri destekleyen ülkelere öncelik verileceğini belirtti. Abdülcelil, kendilerine yardım eden ülkelere iltimas gösterme taahhüdünde bulunduklarını, bu ülkeleri, kendilerine verdikleri desteğe göre değerlendireceklerini söyledi.

Muhabir: Haber Merkezi