KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Rum tarafının, Kıbrıs sorununu ısrarla bir işgal ve istila meselesi olarak sunma çabasının kendi çözümsüzlük politikalarını gizleme amacı taşıdığına işaret ederek, çözümün ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu değiştirmesiyle mümkün olabileceğini belirtti. KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli‘nin Kıbrıs sorununun çözümü için ‘‘Türkiye‘ye baskı yapılması‘‘ yönündeki sözlerine tepki gösterdi.
Markulli‘nin son açıklamasında gerçekleri bir kez daha çarpıtarak Rum tarafının Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasındaki günahını ve devam etmekte olan müzakere sürecinde yaşanan sıkıntılardaki sorumluluğunu örtmeye çalıştığını ifade eden Özgürgün, yalan iddialarla Kıbrıs adasının tarihi ve hukuki gerçeklerini çarpıtmayı bir alışkanlık haline getiren Rum liderliğinin bu tarz propaganda oyunlarıyla Rum halkını adadaki iki halkın eşitliği zemininde adil ve kalıcı bir çözüme hazırlamasının mümkün olmadığını kaydetti.
‘‘Çözümsüzlük politikalarını gizliyorlar‘‘
‘‘Kıbrıs Türk halkıyla eşit güç paylaşımı zemininde bir anlaşmaya varma konusunda samimi olmayan ve ilgili anlaşmaların üzerinden otuz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen iki kesimli bir çözümü içine sindiremeyen Rum tarafının, Kıbrıs sorununu ısrarla bir işgal ve istila meselesi olarak sunma çabalarının kendi çözümsüzlük politikalarını gizleme amacı taşıdığını‘‘ vurgulayan Özgürgün, şöyle devam etti: ‘‘Kıbrıs sorununun ilgili tüm tarafları, çözümsüzlüğün kaynağının Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki meşru hak ve çıkarlarını yok sayan Rum zihniyeti olduğunu gayet iyi bilmektedir. Rum propagandasının bu tarihi ve hukuki gerçekleri değiştirmesi veya unutturması söz konusu değildir.
Bu bağlamda, Anavatan Türkiye‘nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde gerçekleştirmiş olduğu Mutlu Barış Harekatı sonucunda Kıbrıslı Türkleri yok olmaktan kurtardığını aslında Kıbrıs Rum tarafı da çok iyi bilmekte, ancak adayı bir elen adasına dönüştürme saplantısı bu tarihi gerçeklerin kabulüne izin vermemektedir.




