Saadet Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: Rabbimizden diliyoruz ki; bu Ramazan yeniden İslam aleminin ve ezilen insanların yeniden dirilişine vesile olsun" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: Rabbimizden diliyoruz ki; bu Ramazan yeniden İslam aleminin ve ezilen insanların yeniden dirilişine vesile olsun" dedi. Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile Oruç ve Ramazan ile ilgili sohbetimiz şöyle sürdü:
Sayın Kurtulmuş, kendinizi tanıtır mısınız?
1959‘da Ordu‘nun Ünye ilçesinde doğdum. Ailece Ünyeliyiz. Üç ablam ve benden sonraki kardeşimle birlikte 5 kardeşiz. Hepsi İstanbul doğumlu, bir tek ben Ünye doğumluyum. Yaz tatilinde Ünye‘de doğmuşum. Ondan sonra da buraya gelmiş annem. 80 senedir İstanbul-Fatih‘deyiz. Rahmetli babam Niyazi Kurtulmuş orta 1‘e geldiği zaman, Rahmetli dedem Numan Kurtulmuş, oralarda doğru dürüst ortaokul olmadığı için buraya gelmişler. O zamandan beri de buradayız, İstanbul-Fatih‘deyiz. Yani kökenimiz Ünye.
Sayın Kurtulmuş, Ramazan orucu tutmaya ne zaman başladınız?
Vallahi çok küçük yaşlarda oruç tutmaya başladığımı hatırlıyorum. Önce tabii annem orucu zorla bozdurup öğlene kadar tekne orucu, öğlenden sonra da parayla orucu satın alarak oruç tutardık. Sonra 7-8 yaşında, belki daha önce Ramazan orucunu tam olarak tutmaya başladım ve hala tutarım.
Çocukluğunuzdaki ramazanlar nasıldı?
Çocukluğumuzdaki ramazanlar bambaşkaydı. Şimdiki kadar geniş böyle o toplu iftarlar yok. Sadece İlim Yayma Cemiyeti‘nin Fethiye‘deki İmam-Hatip okulunda iftarları olurdu. Şimdiki kadar bu iftarları verecek zenginler yoktu. Allah rahmet eylesin peder beni alır evimden küçük yaştan itibaren oraya götürürdü. Bazı akşamlar bir zengin bile bulunamaz, bir iftarı iki-üç zengin finanse ederdi. O kalabalık, coşkulu güzel iftarların zevkini hiç unutamıyorum.
Yine çocukluğumuzda ramazanlara has güzel hatıralarımızdan birisi bizim evimizin yanında olan; Sankiyedim Camii. Bu Camii İstanbul‘da meşhur camiydi. Camimizin imamı Mehmet Emin Kutluoğlu hocamız hatimle teravih kıldırırdı. Her gece bir cüz okurdu. Bazen uzun kış gecelerini hatırlıyorum. Biz o zaman çocuktuk. Diyelim ki yirmi yedi gecede hatim yapar. Üç gecede bir hatim yaptığını da hatırlıyorum. Tabi o üç gecede hatim muazzam uzun okunuyor. Rahmetlik peder de elinde Grundig marka makaralı teyple sesleri kaydederdi. Hala o kayıtların orijinalleri bizde durur. O zaman biz çocuktuk çok fazla ayakta duramazdık, bazen bir rekâtta bir cüz veya yarım cüz okunduğu oluyor, daha fazla okunduğu oluyor. Sekiz rekâtta bir ara verilirdi.
Niçin ara veriliyor?
Bu aralar çok güzeldi. İkram ve abdest arasıydı. Mesela bizim evde kurabiye pişer, yandaki ev limonata yapar, öteki ev çay yapar. Sekiz rekâtta ara verilince, yaşlılar gider abdestini tazelerler, tekrar gelirler. İkinci sekiz bittiği zaman tekrar ara verilir. Çok zevkli çok harika şeylerdi. Biz tabi namazı sonuna kadar kılmazdık ama o ikram faslını da asla kaçırmazdık. Mahallenin çocukları, arkadaşlarımız, hatta farklı semtlerden ve şehirlerden insanlar hatimle teravih kılmak için Sankiyedim Camii‘ne gelirdi. Olağanüstü bir zevkti. Çocukluğumun ramazanları fevkalade güzel ramazanlardı.
Ramazan gelince hayatınızda ne gibi değişiklikler oluyor?
Yine nerede eski Ramazanlar diyerek başlamak lazım. Eskiden bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde o Ramazan‘ın gelişi öncesinden belli olurdu. Yani günler öncesinden evlerde temizlikler yapılır, evler en uç noktasına kadar temizlenir, erzaklar alınır, efendim konuya komşuya, muhtaçlar varsa onlara erzaklar giderdi ve bir de üç aylarla birlikte Ramazan‘a doğru girdiğinizi anlardınız. Biz şimdi çok şükür her kandil akşamı, (ailemizin şu anda en büyüğü annemdir) bütün kardeşlerimiz, ablalarımız, eniştelerimiz, yeğenlerimiz, çok geniş aile, herkes nerede olursa olsun, ben de ona dikkat etmeye çalışıyorum. Yani bütün programımın yoğunluğuna rağmen, kandil akşamlarında mutlaka annemin evinde toplanılır. Çoğu oruçlu olur. O gün kandilde oruçlar açılır ve böyle bir şekilde yavaş yavaş Ramazan‘a da adım atılmış olur. Onu hala sürdürüyoruz. Rahmetli babam sağken onun zamanında da yapıyorduk annem de bunu devam ettiriyor. Bu da bize her kandil biraz daha Ramazan‘a yaklaştığımızı hatırlatıyor. En son Berat Kandiliyle birlikte de tamam artık Ramazan geldi eli kulağında diye anlıyoruz. Tabi bugün bile programımız ne kadar yoğun olursa olsun ne kadar günün çok büyük bir kısmını hatta Ramazan‘ın büyük bir kısmını dışarıda geçirmiş olursanız, olun Ramazan‘ın zaten kendi bereketi var. Kendi havası var. İnsanın biraz daha dünyadan elini eteğini çekmesi, masiva‘dan uzaklaşmasını sağlayan manevi havası var. Çok şükür onu hissediyoruz ve görüyoruz. Allah o havayı hissetmekten mahrum bırakmasın.
İbadet olarak neler yapıyorsunuz?
Her Ramazan bir hatim bitiriyorum. Allah kabul ederse bu sene de okuyorum ve üçte bire yakını bitti. Ümit ediyorum bu sene de hatimi bitirmek mümkün olur.
Evinizde iftar imkanı bulabiliyor musunuz?
Bu Ramazan ilk iki iftarı evimizde yaptık. Onun da güzel havası oluyor. Dün akşam mesela çocuklarla beraber evdeydik Yahya Efendi Dergahı‘na teravihe gidebildik. Böyle güzel nadir ailecek teravihe gidebildiğimiz akşamlar olabiliyor. Onları da mümkün olduğunca sürdürmeye gayret ediyoruz. Ne yazık ki programlar sebebiyle çoğu zaman teravihleri doğru dürüst camilerde, mescitlerde kılamıyoruz.
Böyle durumlarda teravih namazı konusunda ne yapıyorsunuz?
Teravih namazını ya programdan sonra hazır olan arkadaşlarla cemaatle kılıyoruz, ya da mekan müsait değilse tek başıma kılıyorum. Dolayısıyla bu içinde bulunduğumuz programın o arzuladığımız insanı zihninden geçen işte böyle sabah belli bir saate kadar ibadet edip ondan sonra günün önemli bir kısmında kendisiyle insanın meşgul olması, okuması, ibadet etmesi, tesbihat yapması vesaire bunlarla meşgul olmak istiyor. Bir Ramazan itikafı uzun yıllar evvel yapmıştık. Tekrar böyle bir itikafı yapma imkanını arıyor insan ama çok zor.
Maşallah itikafa da girdiniz mi?
Evet, yıllar önce, çok gençlik yıllarımızda itikafa girmiştim. Bu Ramazan‘da ve her Ramazan geldiğinde istiyorum ki Ramazan‘ın son 10 gününü Kabe‘de geçireyim. Bir kere böyle bir Ramazan‘ın son on gününü Mekke‘de geçirmek nasip oldu. Hayatımın en anlamlı, en güzel Ramazanıydı. Allah nasip etsin de tekrar böyle bir imkânımız olsun.
Yeniden uyanışa ve dirilişe vesile olsun
İlave etmek istediğiniz bir husus ya da okuyucularımıza mesajınız var mı?
- Bu Ramazan çok şükür her şeye rağmen toplum ne kadar çok değerlerinden arındığını zannedersek zannedelim hala toplumda Ramazan‘a karşı bir fevkalade ciddi bir duyarlılık var. Hatta Ramazan ayı toplumun bütün kesimlerinde, katmanlarında bir coşkuyu oluşturuyor. Bunu o kadar çok genişletebiliriz ki; kendileri oruç tutmasalar bile insanlar bu coşkuya katılıyorlar. İftarlar veriyorlar, iftarlara katılıyorlar. Dolayısıyla toplumumuzun dokusunda bu Ramazan‘ı karşılamak, Ramazan‘ı kutlamak, ramazanın havasını teneffüs etmek gibi geleneğin hâlâ canlı olduğunu görmek sevindirici, diliyoruz ki bu Ramazan her birimiz için, Türkiye topraklarında yaşayan, İslam topraklarında yaşayan ve dünyanın her tarafında yaşayan Müslümanlar için yeniden büyük bir uyanışa ve dirilişe vesile olsun. Gönül huzuru içerisinde, gönül uyanıklığı içerisinde Ramazan‘ı tam anlamıyla memnun eden ve ramazanın memnun olduğu kullardan olmayı Cenab-ı Allah nasip etsin. Ülkemiz için söylemek gerekirse; bu ramazan dirliğin, birliğin, esenliğin ve barışın sağlanması için de ilave bir katkı sağlasın diye ümid ediyoruz, dua ediyoruz. İnşallah memleketimizde bu barışın esenliğin sağlanması yolunda ciddi bir mesafe alınmasına vesile olur.



