Hz. Aişe (ra)

Hz. Ebubekir‘in kızıdır. Peygamberimiz (sav)‘ın bakire olarak evlendiği tek eşidir. Hz. Hatice‘nin vefatından sonra onu istedi. O sırada, Hz. Aişe‘yi bir başkası da istemiş ve Ebubekir (ra) diğer teklifi reddedeceğini düşünürken, kendileri vazgeçtiklerini ifade ettiler. Ve Hz. Ebubekir memnuniyetle kızını Allah Resulüne vermeyi kabul etti.

Hz. Aişe‘nin 7 yaşında nişanlanıp 9 yaşında evlendiği kesinlikle doğru değildir. O; 15 yaşında istenmiş, nişanlanmış ve 18 yaşında da Medine‘de evlenmiştir. Hicret esnasında ablası Esma 27 yaşındaydı ve Aişe ile ablası arasında da 10 yıl vardı. Hicretten takriben bir yıl sonra evlilik gerçekleştiğine göre, o zaman Hz. Aişe 18 yaşında olmaktadır.

Hz. Hatice‘den sonra Peygamberimizin en çok sevdiği eşidir. Kendisine yöneltilen bir soru üzerine, kadınlardan en çok Aişe‘yi erkeklerden de Ebubekir‘i sevdiğini ifade etmiştir. Cebrail de Aişe‘ye bazen selam getiriyor, vahiy de sadece eşlerinden Aişe ile beraber olduğunda geliyordu.

Hz. Aişe çok zekiydi. Ve gençliğinden itibaren, Efendimizin eğitiminden geçti, O‘nun tüm özel hallerine de vakıf oldu. Peygamberimizle olan görüşmelerinde derinlikli sorular soruyor, ele alınan meselenin her yönüyle anlatılabilmesi için uzun münakaşalar yapıyordu.

Hz. Hafsa (ra)

Hz. Ömer‘in kızıdır. Daha önce Huneys bin Huzafe ile evliydi. Kocası da Müslüman olmuş, beraber Medine‘ye hicret etmişlerdi. Bedir savaşında aldığı yarayla daha sonra vefat etmişti.

22 yaşında dul kalan kızı Hafsa‘yı evlendirmek için Hz. Ömer, önce o sıralarda hanımı Rukiye‘yi kaybetmiş olan Hz. Osman‘a başvurur. Ama Hz. Osman teklifi kabul etmedi. Ömer (ra) biraz kızdıysa da belli etmedi. Sonra Ebubekir (ra)‘in yanına giderek O‘na kızını teklif etti, fakat o da sıcak bakmadı. Bu duruma Hz. Ömer çok kızdı, üzüldü. Doğruca Peygamber Efendimizin yanına giderek durumu ona açtı. Allah resulü, Ömer‘i dinledikten sonra, teskin etti ve kendisinden Hafsa‘yı istedi. Ve evlendiler. Daha sonra Ebubekir, Hz. Ömer‘le karşılaştığında, ona şunları söyledi: "Ben Allah Resulünün Hafsa ile evlenme sırrını bildiğim için sana hayır dedim. Hz. Ömer‘in zaten kırgınlığı geçmişti ama bu açıklama O‘nu daha da memnun etti." Hz. Hafsa okuma yazma bilen kadınlardandı. Ev içerisinde, Hz. Aişe‘yle birlikte hareket ediyordu. Kendilerini biraz farklı, öncü gibi hissediyorlardı. Çünkü hem kültürlü zeki insanlardı hem de babaları, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer Allah Resulünün en yakın iki ismiydi. Hz. Hafsa, Allah Resulü (sav)‘dan pek çok hadis rivayet etmiştir. Her konuda titiz olan Hz. Ömer‘in, vefat ederken, Hz. Ebubekir devrinde bir araya getirilen Kur‘an-ı Kerim‘in tek nüshasını, kızı Hafsa‘ya emanet bırakması hayli ilginçtir. Yine Hz. Ömer, hilafeti devrinde, kadınlarla ilgili hukukî meseleleri kızı Hafsa‘yla istişare ettiği bilinmektedir.

Vefatından önce vasiyetini yenileten Hafsa (ra) bazı arazilerini vakfetmişti. Vefat tarihi ile ilgili üç rivayet (H. 27.41.45) vardır. Cenazesi çok kalabalık olmuştu. Allah razı olsun.

Ümmü Seleme (ra)

Mazum  kabilesinden olup, Halid bin Velid‘in akrabasıdır. Kendisi ve kocası Ebu Seleme, ilk Müslümanlardandı. Kocasıyla Habeşistan‘a hicret etti. Müslümanların Medine‘ye hicret ettiğini haber alınca, dönmek için Mekke‘ye uğrar. Fakat orada ailesi tarafından alıkonur.

Ebu Selem gitmiş ve o tek başına kalmıştı. Duruma çok üzülüyordu. Her gün Safa tepesine çıkıyor, Kâbe‘ye dönerek kendisini bırakmayan akrabalarına öyle beddualar ediyordu ki, duyanların dayanması imkânsızdı. Ümmü Seleme‘nin küçük bebeğinin kolunu kıracak kadar vahşileşen akrabaları, bu yolla bir şey elde edemeyeceklerini anlayınca, çaresiz gitmesine izin verdiler. Ve o da Medine‘ye tek başına gitti.

"Ebu Seleme değil dokuz tekbire, bin tekbire yine layıktır."

Eşi Ebu Seleme Abdullah, çok cesur ve fedakâr biriydi. Resulullah onu çok severdi. Uhut savaşında yaralandığında, şehit olmadan önce, Allah Resulü yanına gitti, ona teselli ve müjdelerde bulundu. Vefat ettiğinde namazını bizzat kıldırdı. Hatta namazında Efendimiz (sav) dokuz tekbir getirdi. Sahabe, Peygamberimizin yanıldığını zannetti ama gelen açıklama her Müslümancı imrendirecek noktadaydı: "Ebu Seleme değil dokuz tekbire, bin tekbire yine layıktır."

İşte bu Ebu Seleme‘nin şehadetiyle, Ümmü seleme için çileli dönem yine başlamıştı. Dört çocuğuyla baş başa kalmış, gidecek bir yeri ve akrabası da yoktu. Zaten yaşlıydı ve hep ağlıyordu. Sürekli yaptığı dua şuydu: "Allah‘ım, uğradığım bu felaketten dolayı bana sevap ihsan et. Ve aldığından daha hayırlısını bana nasip et."

Duası kabul oldu. Kocasının vefatından bir yıl kadar sonraydı ki, Allah Resulü ona evlenme teklif etti. O, önceleri, yaşlı ve çocuklu olduğunu öne sürdürdüyse de kabul etti.

Okuma yazma biliyor ve şiir de söylüyordu. Öğrendiklerini çevresindekilere ve sonraki nesle aktarıyordu. Hz. Aişe‘den sonra en çok hadis rivayet eden olduğu da kayıtlarda geçmektedir.

Şu olay, O‘nun zekâsını gösterir: Hudeybiye barış anlaşmasını içlerine sindiremeyen ashap, Peygamberimizin, ‘kurban kesin ve tıraş olun‘ emrine ilgisiz kalmıştı. Ve bu durum da Efendimiz‘i çok üzüyordu. Hadiseyi öğrenen Ümmü Seleme, o zaman şunu teklif etmiştir:

"Ya Resûlullah! Siz gidin kurbanınızı kesin, tıraşınızı olun. Bunu gören sahabiler, gerekeni yapacaklardır." Gerçekten de bunları yapan Peygamberimizi gören sahabe, birbirini ezercesine aynı işi yapmaya koyulmuştu. En son vefat eden hanımıdır. Allah ondan razı olsun.

Zeynep bin Huzeyme (ra)

Arabistan‘da güçlü bir aileye mensuptu. Kocası Ubeyde bin Haris Bedir‘de şehit olduğunda, otuz yaşlarındaydı. Pek de güzel değildi. Kendi ailesi müşrik olduğundan onlara dönmek istemiyordu. Peygamber Efendimiz, zor durumda olan bu şehid eşine, bir teselli olması açısından onu himayesine aldı ve evlendi.

‘Ümmül Mesâkin" (Yoksulların Anası) diye tanınır ve sevilirdi. Allah Resulüyle evlenmeden önce de bu sıfatla anılır, fakirleri koruyup, gözetlerdi. Peygamberimizle evliliği, 3 ay (bir rivayette 3 yıl) sürmüştür. Hz. Peygamber (sav) hayattayken, Hz. Hatice‘den sonra vefat eden ikinci ve son hanımıdır. Allah razı olsun.

En büyük hanım hukukçulardan biri

İslam‘da yetişen en büyük hanım hukukçulardan birisidir. Tarih, belagat, şiir konusunda bilgiliydi. Peygamber Efendimiz (sav)‘den bizlere 2210 hadis rivayet etmiştir. Sahabe hanımlar, dinle ilgili, özellikle de hanımlarla ilgili meseleleri gelip danışırlardı. Halifeler döneminde de fetva verme işini sürdürmüş, Müslümanların ihtilaf ettiği veya tereddüde düştüğü konularda da görüşüne başvurulurdu.

İftiraya maruz kaldı

Peygamberimizle birlikte savaşlara katılır, hastabakıcılık, hemşirelik görevi de yapardı. Hatta bir savaş dönüşü, acı bir hadise de yaşanmışı. Beni Mustalık gazvesi dönüşü düşürdüğü gerdanlığını ararken gecikmiş, ordu da yola koyulmuştu. Sonradan, bir sahabinin refakatinde Müslümanlara yetişmiş ama münafıklar da iftira kazanını kaynatmışlardı. Bu iftiraya maalesef bazı saf Müslümanlar da inanmış hem Peygamberimiz, hem Hz. Aişe hem de samimi Müslümanlar sıkıntı çekmişti. Rabbimizin indirdiği ayetlerle tezkiye edilmişti. Bu tezkiye, Hz. Aişe‘nin tüm üzüntülerini gidermiş ve Allah katındaki değerini böylece ortaya koymuştu. [Nur 24/11-20. ayetlere ve İfk/İftira sorusuna bakınız.]

Allah Resulü (sav) ile dokuz yıl evli kalan Hz. Aişe‘nin çocuğu olmadı. H. 57. yılda, 74 yaşında vefat etti. Namazını Ebu Hureyre (ra) kıldırdı. Allah O‘ndan razı olsun.

Muhabir: Haber Merkezi